EDEBIYAT

Sakin Bölüm 6

Author

Hızla merdivenleri inip yanıma geldi Aysel teyze sarıldı ‘’gel bir çayımı iç böreğimi ye gidersin’’, dedi. Kimseye eğilmeyen boynumu Aysel teyzenin merhamet duygusuna eğip yukarı doğru çıktım. Eve girdik, salonda tekli koltuklardan birine oturdum. Her yer fotoğraflarla kaplıydı, Aysel teyzenin trafik kazasında kaybettiği oğluydu bu, o kadar masum duruyordu ki hatırlamaya çalıştım onu, küçükken birkaç kez beraber oynamışlığımız olmuştu o kadar narin bir çocuktu ki, zaten ölecekti diye bir ses işittim içimden zaten ölecekti. Çünkü böyle hassas insanlar dayanamazdı inşaat şantiyesine benzeyen şu dünyanın kahrına. Bu düşüncelerle boğuşurken Aysel teyze elinde bir tepsiyle göründü, yine aynı börekten yapmıştı babam geldi aklıma poşetten çaldığı börekler pis pis sırıtışı, işte yalnızca böyle anlarda tereddüt ediyor ve üzülüyordum babam için onun dışında ona yaptığım iyilikten başka bir şey değildi şüphe yok. Aysel teyze yanımdaki koltuğa oturup bu güne kadar hiç açmadığı bir konuyu açtı, çenemi avucuna alıp ‘’gözlerin aynı annene benziyor’’, dedi. Bu söz kulaklarımda çınlıyordu, annem anneme benzemek. Dalıp gittim bir masumluğa doğru, bulutların üzerinde şık manevralar yapıyordu ruhum, o kadar rahattım ki annem aklıma gelince, yahut onun konusu açılınca. Çabuk toparlanıp beynimi yiyen o soruyu yönelttim Aysel teyzeye:

‘’Tanır mıydın annemi Aysel teyze?’’

‘’Tanımaz mıyım’’, diye girdi konuya ve hayatımda hiç bilinmedik bir nokta uyanıyordu şimdi.

‘’Tanımaz mıyım biz annenle aynı ilk okuldan mezunuz, çocukluktan beri dosttuk.’’

‘’Anlatsana biraz Aysel teyze ben anneme dair hiçbir şey bilmiyorum’’

‘’Tamam peki’’ deyip devam etti.

‘’Annenle aynı okulu bitirdik ama annen okulun hatta mahallenin en güzel kızıydı, öyle ki onu gören bir daha bir daha bakardı, güzel olduğu kadarda iyi kalpli bir insandı annen, mahallenin bütün kedileri peşine takılırdı onu görünce her sabah onlara süt getirirdi. Dedeni duydun mu hiç şu köşedeki bakkal onundu zamanında’’

‘’Yaa’’, diye çıkıştım. Dedem hakkında da hiçbir şey bilmiyordum. Babam bunlardan hiç bahsetmezdi ve bahsedecek hiçbir akrabamızda yoktu sanırım, babama ne zaman sorsam ‘’biz bu dünyada yalnızız öğren artık lan’’, diye tokatlardı beni.

‘’Çok zengindi deden, istese annene ömrünün sonuna kadar rahat rahat yaşamasına yetecek parayı verebilirdi ama yapmadı. Annen çok güzeldi ve güzel kız sorundur hele birde böyle mahallede yaşıyorsan, on beşine yeni basmıştı. Deden onu babana verdi, baban rahmetli şimdi arkasından konuşmak istemem ama o zaman otuz, otuz beş yaşlarında kumar oynayan hovarda herifin tekiydi, bizde şaşırdık deden anneni babana vermeye razı olunca, ama olmuştu işte bir şekilde, annene çok çektirdi, kaç kez sokağa attı anneni, annen dedenin evine dönüyor deden kapıdan kovuyordu, kış günü aç açık kaç kez sokaklarda yattı hatırlamıyorum, bir keresinde sana hamileydi, sabah uyandım bir baktım annen kapının önünde ağlıyor, elleri yüzü buz kesmiş hemen içeri aldım, çay koydum battaniye verdim. Ama inanır mısın rahmetli ne babandan ne dedenden hiç şikayetçi değildi, sanki razıydı kaderine yada hak ettiğini düşünüyordu. Sonra sen doğdun işte her şey düzelir diye düşündük bir çocuk eve neşe getirir, getirmez mi çocuk bereketiyle gelir derler.’’

Tam bu sırada Aysel teyzenin dolan gözleri karşıda duran fotoğrafa dikilmişti. İçini çekip anlatmaya devam etti:

‘’Sonra o hastalık işte sen dört yaşındaydın annenin cenazesini bir sabah battaniyeye sarıp evden çıkardıklarında, garibim hiç sıcak yüzü görmedi hep battaniyelere sarılı gezerdi ölünce de battaniyeye sarılı gitti. O gün öyle ağladın ki oğlum, çatlayacağını sandık ağlamaktan annem diyor başka bir şey diyemiyordun.’’

Benimde gözlerim dolmuştu şimdi travmalarımın sebebini biraz daha iyi anlayabiliyordum sanırım. Ta o günlerden kalan izlerdi bu öfke nöbetleri, ta o günlerden temelleri atılmıştı bir katilin.

‘’Ama garibin ahı tuttu’’, diye başladı tekrar söze Aysel teyze, ‘’birkaç ay sonra deden, ardından da babaannen öldü gitti.’’

Kalkmak için müsaade istedim, bağıra bağıra ağlamak istiyordum ve bu burada pek mümkün görünmüyordu. Aysel teyze son kez sarıldı, arada uğra dedi titrek sesiyle. Hızla kapıdan çıkıp tekrar eve girdim ağlıyordum bunlar gerçek göz yaşlarıydı özbeöz bana ait gözyaşları. Annemin çektiği azapları düşünüp babama böyle rahat bir ölümle göçüp gitmesine izin verdiğim için kendime kızıyordum aslında yakmalıydım onu bedenini parça parça etmeliydim.