HIKAYE

Sessizli 3

Author

Amcasının tavsiyesiyle gittiği dükkana vardığında saat sekize gelmişti. ‘’Selamın aleyküm.’’ ‘’Aleyküm selam’’ çay bardağını tepsinin üzerine bırakan adam, göbekli, tıknaz bir tipti, konuşurken etrafına tükürükler saçıyordu. ‘’Sen Ayhan’ın yeğenisin demi ‘’ ‘’Evet abi’’ ‘’İyi bakalım çay içer misin?’’ Müslüm elini göğsünün üzerine götürüp bu teklifi reddetti. ‘’Tamam o zaman gel, işi anlatıyım sana.’’ İçeri depoya doğru yürüdüler, fazla büyük olmasa da biraz büyük bir dükkandı bu dükkan, raflar tavana kadar uzanıyordu, üzerinde malzemeler etrafta plastik kokusu yayılıyordu. ‘’İşte bunlar, malzemeler aha şurada da yeni gelenler var. Bunları paketleyip siparişe gönderiyoz. Kolay zaten zamanla anlarsın. ‘’ Müslüm yavaşça kafasını salladı. Adam kötü birine benzemiyordu. Demek ki ömrünün büyük bölümü burada geçecekti, gerçi hangi işe girse aynı şeyi düşünüyordu Müslüm ama birkaç ay yahut birkaç hafta sonra işin rengi değişiyor ve işten kovuluyor, yahut kendi bırakıyordu. O gün akşama kadar çalıştı sonra dükkanı kilitlediler eve gitmek için dolmuş durağın da beklemeye koyuldu Müslüm. Birkaç dakika sonra dolmuş geldi, parasını uzatıp uygun bir yere oturdu. Şimdide sabahın kalabalığı yorgun halde sokaklara dökülmüştü, sabahki enerjiden pek bir şey kalmamıştı. Herkes yüzü asık ve yorgundu, dolmuş şoförü bile ağır hareket ediyordu. İşte ne olduysa tam bu anda oldu, dolmuş durakta durdu ve ardından o girdi kapıdan içeri Nursel’di bu, Müslüm’ün tükenen enerjisi birden yerine geldi, kalbi yerinden fırlayacakmış gibi atıyordu. Bütün dünya gözünde puslu görünüyor, yanız Nursel’in görüntüsü netleşiyordu, daha da ilerisi oldu ve Nursel Müslüm’ün yanına oturdu. ‘’İyi akşamlar’’ dedi sonra o meşhur gülümsemesi. Müslüm biraz zorlanarak da olsa iyi akşamlar dedi, sonra gülmek istedi fakat hemen vazgeçti, ya garip görünürsem diye. Zaman durmuştu Müslüm soğuk terler döküyordu, sonra o koku Nursel’den etrafa yayınlan koku, Tanrım dedi Müslüm, içinden ‘’beni yalnız bu an için yaşattıysan bile sana şükürler olsun.’’ Dolmuş mahalle durağına geldi, ikisi de indiler, yan yana yürüyorlardı, bu demekti ki her gün yan yana yürüyecekler, aynı dolmuşa binecekler, Müslüm, her gün aynı sözü duyacak ‘’iyi akşamlar.’’ Yürüyorlardı ama ikisinden de çıt çıkmıyordu, Müslüm, arada kendini zorlayıp Nursel’e bakıyordu ne kadar asildi, ne kadar cüretkar duruşu vardı hayata karşı, belki de bu sebepten diye düşündü Müslüm benim ömrüm boyunca başarmadıklarımı başardı diye aşık oldum bu insana. Olamaz mıydı hayranlıktı bu belki de. Müslüm, hafta sonları hariç her gün Nursel’i görüyordu. İyi akşamlar ve konu kapanıyordu. Fakat bir gün karar verdi Cuma akşamıydı ve maaşını almıştı Nursel’e sinemaya gitmeyi teklif edecekti, belki sonrada yemek yerler belki utangaçlığı geçer ve sohbet etmeye başlarlardı, sonra ona şuan çalıştığı dükkandaki hataları anlatır, aslında ticaret şu şekilde de yapılabilir diye konuya girerdi neden olmasındı. O akşam Nursel dolmuşa bindi, yine Müslüm’ün tuttuğu yere oturdu, ha Müslüm bu arada Nursel’in yerine kimse oturmasın diye ikili koltuğun birinin köşesine oturuyor, oturmaya yeltenenlere kızgın kızgın bakıyor, onları ürkütüyor ve başka yere oturmalarını sağlıyordu. ‘’İyi akşamlar’’, sesi duyuldu, sonra Müslüm’de iyi akşamlar dedi, plan belliydi dolmuştan inecekler, Müslüm sinemaya gitmeyi teklif edecek, kabul ederse taksiye atlayıp iki kilometre uzaktaki alışveriş merkezine gidecekler ve film izleyip yemek yiyecekler, sonrada Müslüm düşüncelerini açacaktı ona, neydi müşteriye kibar davranmalıydı patronu, yoksa bir daha gelmezlerdi. Ama düşününce kibar davransa da davranmasa da müşteriler hiç eksilmiyordu, hatta bir gün bir müşteriye ‘’hoş geldiniz’’, deyince müşteri kıllanmış ters ters bakmıştı Müslüm’e, belki bilmediği şeyler olabilirdi bu konu hakkında neyse zamanla çözecekti.