HIKAYE

Sessizlik 1

Author

Saat yediyi vuruyordu. Bu mahallede bunun gibi mahallelerde ve dünyanın diğer yerlerinde olduğu gibi hayat başlıyordu. Kimi hayatından memnun, kimi değil ama sürüp giden bir hayatın içine karışmıştı hepsi, kapıcı Selman menekşe apartmanından çıktı, kırk beş kiloluk bu adam ömrünü vermişti bu apartmana, avurtları çökük, yüzünde acınası ifadeyle, eline kapı önünde duran en aşağı on yıllık süpürgeyi aldı ve apartmanın önünü süpürmeye başladı. Üç çocuk okutmuştu bu adam, yüzüne baksanız kendine hayrı kalmamış diyeceğiniz bu adamın üç çocuğu da yüksek yerlerdeydi, biri hekim olmuş, bir diğeri avukat, en küçüğü Selim’se henüz geçen yaz atanmıştı memleketin doğusunda bir şehre, diğerlerini ayda birkaç kez olsa da görüyordu ama Selim aylardır gelemiyordu birde sanırım en küçük olduğu için biraz abartılı yaşıyordu bu özlemi. Çalı süpürgesi hışır hışır yalarken apartmanın önünü yukarıdan üçüncü kattan bir ses işitildi. ‘’Günaydın Selman efendi, bana iki ekmek birde gazete’’ Selman sesin geldiği yöne doğru uzattı kafasını, bu Asuman hanımdı Nejat beyin eşi emekli eğitimci. ‘’Bak poşetle parayı sarkıtıyorum. ‘’ Para ikinci kata geldiğinde ‘Günaydın’ dedi Selman ‘’Nasılsınız Asuman hanım.’’ ‘’Sağ ol Selman efendi, iyi diyelim iyi olsun. ‘’ Selman, poşetten parayı alıp hızla yola koyuldu. Biraz sonra elinde poşetle göründü. Kapıyı açıp üçüncü katta doğru yollandı, bu sırada koridorda Nursel’i gördü. Nursel, mahallenin okumuş genç kızı, bakanlıklardan birinde memur olarak çalışıyordu. İdealistti, öğrencilik yılları hep olayla geçmişti, nerede bir ağaç kesilecek olsa, nerede birinin hakkı gasp edilmiş yahut gasp edilecek olsa orada biterdi, anarşistti o mahalleliye göre ama kendine sorsanız ‘ben sosyalistim’ diyecekti nitekim bir gün mahalle karıları dedikodunun dibine vurdukları bir sırada konu Nursel’e gelmiş, anarşik manarşik bir şeyler geveleyen karıların arasına girip, ‘’Siz istemez misiniz herkesin eşit yaşamasını, kimsenin mazlum kalmamasını, güçlünün güçsüze zulüm etmemesini,’’ diye başlayan bir konuya giriş yapmış yirmi dakika konuşmuştu ama karıların bu sözlerden pek bir şey anladıkları yoktu, çünkü Nursel uzaklaşır uzaklaşmaz dedikodu devam etmişti. ‘’Kadın kısmısı oturur evinde çocuğunu büyütür, böyle işlerle uğraşmaz, edepli saygılı olur. ‘’ Aralarından biri kaşar bile demişti Nursel’e. Sonra işi biraz ileriye götürüp anasına bile laf atanlar olmuştu ‘Anasıda o yolun yolcusuydu işte, anasına bak kızını al’’ derken kimsede çıkıp ‘’ölünün arkasından konuşulmaz’’, diye uyarmamıştı onları. Evet Nursel’in anası bilmem ne gece kulübünde çalışıyordu, onlara göre bunun haklı bir yanı olmazdı fakat Nursel’in anası kucağında Nursel’le sokakta kaldığında bir Allah’ın kulu gelip yardım etmemişti onlara, ailesi kabul etmemiş gittiği iş yerleri bugün git yarın gel demiş, en sonunda çaresizlik içinde kıvranırken gece kulübünde bir iş bulmuş ve mecburen çalışmaya başlamıştı. Zaten bu iş yüzünden ve çevre baskısından fazla dayanamamış dertten kederden bir yıl evvel ölmüştü.