EDEBIYAT

Türk edebiyatının önemli şiirlerinin enteresan hikayeleri

Author

Şiirden anlamam ben diyen insanların bile bildiği, daha önce mutlaka bir yerlerden duyduğunuz, Türk edebiyatında önemli yerlere sahip şiirlerin gerçek hikayeleri.

Türk edebiyatının önemli şiirlerinin enteresan hikayeleri

1- Nazım Hikmet RAN - Ceviz Ağacı

Türk edebiyatının önemli şiirlerinin enteresan hikayeleri

Nazım Hikmet ve sevgilisi Gülhane parkında bir ceviz ağacının altında buluşmak için sözleşirler. Nazım Hikmet biraz erken gider ve sevgilisini beklemeye başlar. Tam o sırada polisler orada devriyeye çıkmıştır. Nazım Hikmet ise o zamanlar arananlar listesindedir ve polislerden saklanması gerekir. Nazım Hikmet, ağacın tepesinde beklerken, sevgilisi Piraye gelip olan bitenden habersiz ağacın altında beklemeye başlar. Nazım, polisler olduğu için Piraye'ye seslenemez ve bu şiiri yazar.

"Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane parkında,

Ne sen bunun farkındasın ne de polis farkında."

2- Cemal Süreya – Üvercinka

Türk edebiyatının önemli şiirlerinin enteresan hikayeleri

Cemal Süreya’nın soyadındaki “y” harflerinden birini kaybettiğini hemen hemen herkes bilir. Hatta ‘Elma’ şiirinde bunu kendisi de dile getirir. Ama neden kaybettiğine dair iki çeşit hikaye var. Bunlardan biri ise şöyledir. Cemal Süreya, ilk aşkı Seniha ile evliyken, ve Seniha hamileyken bir kızla tanışır. Bu kız, Cemal Süreya’nın hayatında bir gizdir. İsmini, cismini kimse öğrenememiştir. Bilinen tek şey Cemal Süreya’nın ona, güvercin kanadının kısaltmasından olan bir isim taktığı, “Üvercinka”… Aralarında tutkulu bir aşk başlar. Ancak Cemal Süreya bir karar vermek zorundadır. Bir yanda doğurmak üzere olan çok sevdiği karısı, bir yanda aşkı… Cemal Süreya, eşi ve çocuğunu seçerek Üvercinka’dan ayrılmaya karar verir ve bir ağustos günü şu dizeleri yazar: “acıların adını, ağustos koymalılar…”

‘Süreyya’ soyadındaki bir harfi de Üvercinka anısına çıkardığı söylenir. Kendi anlatımına göre ise, telefon numarası üstüne arkadaşıyla girdiği bir iddiadır. Bahsettiği numara Üvercinka’nın. Süreya şöyle der: “O zaman çok güvenirdim belleğime. Telefon numaralarını falan kaydetmezdim. Belki de kayıt etmediğim için kalırdı. Ona dedim ki, eğer bu böyleyse, ismimden bir harf atarım dedim. Kaybedince, ismimde harf aradım, iki tane olandan birini atmak daha uygun geldi.”

3- Sezai Karakoç – Mona Roza

Türk edebiyatının önemli şiirlerinin enteresan hikayeleri

Bu hikaye aynı zamanda Cemal Süreya’nın soy ismindeki “y” harfini kaybediş hikayesinin diğer versiyonudur. Sezai Karakoç ve Cemal Süreya, üniversitede sınıf arkadaşıdır. Sınıfta ‘Muazzez Akkaya’ diye güzel bir kız var ve ikisi de bu kızı seviyordur. Kız için şiirler yazar, bu şiirleri birbirlerine okurlar. Zaman geçtikçe aralarındaki bu muhabbet, “Yok, o kızı ben elde ederim, yok sen edersin.” gibi bir iddiaya dönüşür. Derken öyle bir iddiaya girerler ki, kaybeden ömrü boyunca bunun izini taşıyacak, ama kimse bir zarar görmeyecek. Sonunda yenilenin soy adını değiştirmesine karar verirler. Kaybeden Cemal Süreyya olursa, soyadı ‘Süreya’ olarak değişecektir. Sezai Karakoç kaybederse de, soyadı ‘Karkoç’ olacaktır. Sezai Karakoç kızı elde eder, Cemal ise hem kızı kaybeder hem soyadındaki “y” harfini…

Sonrasında Muazzez Akkaya ve Sezai Karakoç sevgili olurlar. Fakat bir gün Muazzez, Sezai Karakoç’un kendisiyle bir iddiadan ötürü birlikte olduğunu öğrenir. Aralarında başka sorunlar da vardır. Bu öğrendiği şey ise, noktayı koyduğu yer olur. Muazzez okulu bırakıp memleketine geri döner. Sezai Karakoç ise bu duruma o kadar üzülür ki Muazzez Akkaya için 1950 yılında ‘Mona Roza’ şiirini yazar.

“Bir gün gözlerimin ta içine bak
Anlarsın ölüler niçin yaşarmış.”

4- Yahya Kemal – Sessiz Gemi

Türk edebiyatının önemli şiirlerinin enteresan hikayeleri

Yahya Kemal, Heybeliada’da hocalık yapmaktadır. Bahriyeli öğrencisi Nazım Hikmet’e şiir dersleri vermektedir. Nazım’a ders verdikten sonra kalan zamanda ise Nazım’ın annesi Celile Hanım ile sanat ve edebiyat hakkında uzun uzun sohbetler etmektedirler. Gel zaman git zaman Yahya Kemal, Celile Hanım’a aşık olur. Celile Hanım da zaten mutsuz bir evliliği olan kocasından ayrılarak kendisinin aşkına karşılık verir. Bu durumu Nazım anlar ve Yahya Kemal’e “Muallimim olarak girdiğiniz bu eve babam olarak giremeyeceksiniz.” der. Ancak Nazım’ın bu tepkisi, aralarındaki aşkı engelleyemez. Okulda bile bu aşk dedikodusu yayılmıştır ve o zamanlar öğrencisi olan Necip Fazıl, alaylı bir tavırla Yahya Kemal’e “Hocam kibrit suyu içerek intihara kalkıştığınızı duyduk. Sınıfın bu durumdan duyduğu derin üzüntüyü söylemek isterim.” Bu imalı yorumu yüzünden okullarındaki ‘kodes’ denen dolaba cezaya gönderilmiştir. Dedikodular, Celile Hanım’ın evlilik isteğini daha da şiddetlendiriyordu. Yahya Kemal ise her ne kadar onu sevse, kıskansa da evliliğe yanaşmıyordu. Ama hep Celile’ye yakın otururdu. Celile, yazları adaya gider. Bir gün Celile Hanım gemiyle adaya giderken, ardından yaşadığı çaresizliği şu dizelerle dile anlatır.

“Artık demir almak günü gelmişse zamandan,

Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.

Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;

Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.”

5- Özdemir Asaf – Lavinia

Türk edebiyatının önemli şiirlerinin enteresan hikayeleri

Özdemir Asaf, bu şiiri üniversitedeyken platonik olarak aşık olduğu Mevhibe Beyaz’a yazmıştır. Sonra bu dizeleri bir şiir yarışmasına göndermeye karar verir. Katıldığı yarışmada şiir çok beğenilir ve kürsüde okuması istenir. Mevhibe de o salondadır. Mevhibe’nin ise o zamanlar gönlünde İlhan Selçuk vardır. Özdemir Asaf, şiirini okurken Mevhibe salonu terk eder. Özdemir Asaf, bu duruma oldukça içlenir. Duygularını da şiirindeki gibi hep gizler.

“Sana gitme demeyeceğim, Ama gitme, Lavinia.

Adını gizleyeceğim Sen de bilme, Lavinia.”