TARIH

Kılıçdaroğlu, CHP'nin 'Baykal sendromu'na mı yakalandı?

Author

Ana muhalefet partisi olan CHP'nin Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 36. Olağan Kurultayı kapsamında genel başkanlığa adaylığını koyan Muharrem İnce ile görüştü. Peki CHP'nin ihtiyacı olan çözüm gerçekten de koltuk değişimi mi?

Kılıçdaroğlu, CHP'nin 'Baykal sendromu'na mı yakalandı?


Öncelikle son gelişmedeki haber üzerinden duruma girmek gerekiyor. Sözcü'den Zeynep Gürcanlı'nın haberine göre görüşme içerisinde Muharrem İnce topladığı imzaları masaya koyarak Kılıçdaroğlu’na sundu ve ‘İmza sayımız yeterli. Yetersiz diye sizi yanıltmasınlar. Ben aday olarak imzaları size sunuyorum. Dilerseniz, genel başkan olarak divanı siz de sunabilirsiniz” ifadesini kullandı. Peki 36. Olağan Genel Kurul öncesi genel başkanlık yarışından öte CHP'nin siyasetin hasta adamına dönüşmesindeki en büyük faktör ne?

Başarısız genel başkanlar

Türkiye'nin en köklü siyasi partisi olan CHP'nin son iki genel başkanını dürüst konuşmak gerekirse başarısız olarak değerlendirebiliriz. Yeni siyasi düzende oy oranlarına göre değerlendirilen sistem içerisinde CHP'nin son genel başkanları seçimler üzerinde söylem ve politika olarak 2009 yerel seçimleri haricinde aktif bir liderlik sergileyemedi. Bu noktada hitabet gücünden dolayı Deniz Baykal'ın, Kılıçdaroğlu'ndan daha etkili olduğunu söylemem gerekiyor. PKK'lıların Habur Sınır Kapısı'ndaki karşılama görüntülerinden sonra hatırlarsanız AKP'nin oy oranı parti tarihindeki en düşük seviyeyi görmüştü. Yüzde 38'e kadar düşüş yaşayan oy oranı, CHP ve MHP'nin o dönem içerisindeki etkili siyasi söylemleri sonucunda oluşmuştu. 2000 yılından itibaren 10 yıl süreyle bu görevi yürütmüş olan Deniz Baykal'a yönelik görev süresindeki son dönemlere ait eleştiriler genel olarak CHP siyasetinin yeni bir genel başkana duyduğu ihtiyaç ile ilgiliydi. Peki Kılıçdaroğlu, bu noktada farklı bir tarz sağlayabildi mi? Sadece seçim sonuçları değil, bu noktada parti tabanının genel söylemi bile Kılıçdaroğlu'nun etkili bir siyaset uygulayamadığını ortaya koyuyor. Hatta Baykal döneminde yapılan eleştiriler üstüne katlanarak bu dönemde partinin genel kimliği ve siyasetinin değiştiğine yönelik evrilmiş durumda. Bu da CHP'nin Genel Başkanlar üzerinden yaptığı etkisiz siyasetinin son dönemlerdeki durumunu apaçık gösteriyor. Kılıçdaroğlu'nun başarısız siyasetinden dolayı koltuğu başka bir kişiye bırakmaması da aynı Baykal döneminde olduğu gibi 'Baykal sendromu' denilen ve CHP Genel Başkanlarının asıl başarısının partinin koltuğunda oturmaya devam etmek olduğuna yönelik söylemlere neden oluyor.

Kılıçdaroğlu, CHP'nin 'Baykal sendromu'na mı yakalandı?

Tabanına uygun olmayan siyaset

CHP tabanının partinin genel başkanı ve kadrolarına yönelik oluşturduğu en büyük eleştirinin temelini partinin Atatürkçülükten sapması ve neo-liberal politikalara uygun bir parti hâline dönüşmesi olarak özetliyor. Bunu son dönemde ''Mustafa Kemal'in Askerleriyiz'' sloganına yönelik tartışmalar da ateşlemişti. Parti tüzüğüne ve tabanının genel fikirlerine uygun hareket etmeyen yönetim kadrosunun Türkiye siyasetinde kilit bir rol oynayamacağını ifade eden partiye oy veren kişiler; CHP'yi tek alternatif olarak gördüklerinden dolayı partilerine oy verdiklerini söylüyor. Bu verdiğimiz örneğe herhangi bir tezat oluşturmamakta. Bu noktada partinin en büyük problemlerinden biri olarak CHP'nin tüm toplumdan ziyade, oy aldığı kesimden dahi ayrı politika üreten bir partiye dönüşmesi olduğunu gösterebiliriz.

Kılıçdaroğlu, CHP'nin 'Baykal sendromu'na mı yakalandı?

Türkiye siyasetini okuyamamak

Kılıçdaroğlu'nun söylemlerine baktığımızda kendisinin yaptığı en büyük hatalardan biri olarak son dönemlerdeki siyasi gelişmeleri okuyamaması olduğunu söyleyebiliriz. Afrin Operasyonu'na karşı bir anda barış söylemleri oluşturmak, 15 Temmuz'a yönelik hâlâ net bir görüş ortaya koyamamak Türkiye'nin birçok kesiminin birleştiği olaylara karşı partinin at gözlüğü takmasına sebebiyet veriyor. Toplumun geniş bir kesiminin birleştiği ortak fikirlere yönelik net bir söylem koyamayan parti, kendi içerisinde Türkiye'den gittikçe kopuyor.

Yeni bir başkan bu sorunları çözer mi?

Peki geldik asıl sorumuza... Yeni bir başkan, Muharrem İnce bu sorunları çözebilir mi? Yukarıda belirttiğim durumlar aslında sadece genel başkanın değil bir kadronun ve anlayışının ortak problemini oluşturuyor. CHP'nin sorunun aşılması tam da bu nedenden dolayı partinin ilkelerine bağlı bir politika üretmekten geçiyor. Çünkü partinin temel fikirlerini temsil etmeyen kadrolara sahip bir parti Türkiye'nin birçok farklı kesimindeki insanlara hangi oranda güven verebilir?

Bunlar da ilginizi çekebilir:


31.01.2018