SEYAHAT

Burası Kitagrafya

Author

Her insan yol alırken birşeylerini kaybeder ve yeni şeyler kazanır. Bundan önceki çalışmamda sadece belli bir alanda çalışıp diğer çalışmalarımı ihmal ediyordum. Bunu farkettikten kısa bir süre sonra ilgi duyduğum farklı şeylerin üzerinde daha çok durmak istedim. Bunu yapmaya çalışırken önceki yazılarım kayboldu ve nasıl olduğunu anlayamadığım bir şekilde kitagrafya aklıma geldi. Zaten insanın aklına gelmesi gereken şeyler gelemezken, harekete geçmek gerekir ya bazen. Hemen ilk olarak aklımdakileri şablon halinde belli bir çerçevenin üzerine oturttum. Kitagrafya'nın kuruluşunda en çok üzüldüğüm şey ise, bir önceki çalışmamda var olan ancak saklayamadığım bir yazımın kaybolmasıydı.

İlk olarak Aşti'de başlamıştı herşey, kayda değer gördüğüm her an, her özlemin, her hasretin başladığı yerde. Yeniliğe doğru ve zor olan her yola çıkışta olduğu gibi her geçen saniye daha akılda kalıcı, daha düşündürücüydü. Daha sonra bir bağ evinde gözlüğümü takmış daktilonun başında sigaramla nara atarken Ankara'nın taşına, insanların reklam panolarına benzediklerini gördüm. Yürüdüğüm yollara bakmadan yürürsem, boşlukta kaybolacağımı düşünerek yere daha sağlam bastım ve bu şekilde karıncaları da asfaltla bir etmemiş oldum. İnsanların içinde sanki hiç dertleri olmamış gibi dolaşan, düşünmeyen insanların aslında kıçlarında yarım kilo bokla gezdiklerini gördüm. Belki de hiçbir dertleri olmamıştır, yanılıyorumdur. İnsanları sadece zor zamanlarında tanıyabileceğimi gördüm, savaşta, açlıkta, boşlukta.. Bu daktiloya kimi zaman kin kusar, kimi zaman hayalimi dokurdum, hiçbirini gerçekleştiremeyeceğim, tonla 'iyi ve güzel günler' dilerdim kendime ve sevdiklerime.

Yaşlı bir amcanın otobüsten ağlayarak ve benden özür dileyerek ayrılışıyla kendime geldim. Amerika'ya adam olsun diye yolladığı, geri dönmeyen oğlundan bahsetti bana, bir de Mareşal Fevzi Çakmak'tan. Tarih sahnesine okunmayan bir sayfa daha yazılmıştı. Bir akşam vakti bizim gitarcının yanından çıkıp midyeci milletvekilinin yanına gitmiştik, o zaman da yine paramız yok. Her neyse parasızlıktan bahsetmeyeceğim artık, sonuçta sürekli olmayan birşeyin olmamasından bahsettiğimiz için boş konuşuyoruz. Belki olmasından bahsetsek evrenin bize para yollama ihtimali var, en azından paralel evrenciler için. Onlarda kesin açığa alınmışlardır contacı diye. Her neyse laf lafı açıyor yine, bunları anlatmayacaktım.

Hayat ne kadar yalandan ibaret sorusuna hep benim kabullenemediğim kadar diyorum. Hayat yapabildiklerimden ibaret sadece, yapamadiklarimin hayaliyle yaşıyorum. Ve galiba düşünmemeyi de büyük bir istekle hayal ediyorum. Düşünsene, düşünmüyorsun. Keyfe bak.

Burası Kitagrafya

Ve Kitagrafya'da ki ilk yazılı çalışmanın hatrına, hepinizden özür diliyorum. Artık kendime üzülmüyorum, çevreme verdiğim zarar ziyan ve göz yaşlarından dolayı, kendi hayat sahnesinden alaşağı ettiğim onca insandan, aynı sahneye çalışmasına izin vermediğim arkadaşlarımdan, ve bunun verdiği dayanıksızlıklarla savaşlarda mağlup olan babamdan, annemden ve kardeşimden, ve beni karşılıksız sevmeye çalışanlardan, beni, bana katlanarak sevmeye çalışanlardan, beni genel olarak sevmeyenlerden ve beni asla sevmeyecek olanlardan, beni anlayıp destek olanlardan, yanlış anlayıp köstek olanlardan, orjinalini alamadığım için yazarlardan ve çok pazarlık yaptığım için sahaflardan, pazarcıdan, pizzacıdan, polisten, zabıtadan, sigaracıdan, çaycıdan, torbacıdan, hokkabazdan, hortlaktan, kasaptan, berberden, sivrisinekten, içinden konuşanlardan ve çığlık atanlardan, öğrenciden, öğretmenden, etçil, otçul ve bencillerden, şiirden ve şairden, pezevenkten, orospudan, yatırımcıdan, gardiyandan, posta güvercinlerinden, mimarlardan, suriyelilerden ve diğer tüm meslek erbabından, benden beklentisi olanlardan ve 'senden bi bok olmaz' diyenlerden, egoistten, komünistten(pardon şu şekilde olacak: ego otobüs şoförlerinden, makinistlerden), ve özellikle selamımı alan körüklü otobüsten, Oğuz'cum Atay'dan, bütün Meram ahalisinden, 3 Hececilerden ve Garipçilerden, pek anmadığım için Atatürk ve Fevzi Çakmak'tan, Teyzen Nevfik'ten, peşimden koşmak zorunda kalan saçma salak ara sokaklardan, Behzat Ç.'den, Leyla ile Mecnun'dan ve Mona Lisa'dan, tek başıma binmeye korktuğum için taksilerden, çok düşünüp göğe çıkardıklarımdan ve hiç düşünmeyip unuttuklarımdan, beni göğe çıkarıp birden bırakanlardan ve benim göğe çıkarıp birden bıraktıklarımdan, evet hepinizden özür diliyorum.

Evet arkadaşlar, hepiniz Kitagrafya'ya hoş geldiniz... 

kitagrafya.blogspot.com