SPOR

Beyaz Yakalının Maraton Programıyla İmtihanı

Author
Beyaz Yakalının Maraton Programıyla İmtihanı

Yaklaşık 2 senedir son derece disiplinsiz bir şekilde koşuyordum. Bir zaman geliyor birkaç hafta koşamıyordum, başka bir zaman haftada 3-4 kere koşuyordum. İlk başladığım zamanlar gibi değildim tabi. Daha hareketli, daha kuvvetli ve birazcık da olsa daha fittim. Ancak daha iyisini yapmak isteği içimi kemiriyordu. Kararımı verdim. Maraton koşmalıydım.

Bu kararı alırken aklımdaki şuydu: maraton koşmaya değil, kendimi maraton koşmaya hazırlarken edineceğim disipline ve düzene ihtiyacım vardı. Hem tam bir spor kültürü hem de beraberinde doğru yeme alışkanlığı kazanmalıydım. Koşuyorum öyleyse şunu da yiyebilirim mantığı işe yaramıyordu zaten. Değişik kaynaklardan bilgi edinmeye çalıştım. Birkaç tane farklı koşu programına bakarak gereken koşu mesafelerini ve süreleri, ayrıca yapılması gereken değişik antrenman programlarını öğrenmeye çalıştım.

Önce günümü ve kendimi nasıl programlamam gerektiğini bulmaya çalıştım. Sabah koşuları her zaman zor olmuştur benim için. Kaldı ki zaten evden sabah en geç 6:45’te çıkması gereken bir kişinin çıkmadan önce koşu için çok da vakit bulması mümkün olmuyor.  Hal böyle olunca ben de kendimi akşam koşularına odakladım.

Tüm gün işte yorulduktan sonra makul bir saatte yemek yemem gerektiğini biliyordum. Vakitlice yemeği halletmek lazım ki vakitlice sindirip koşmaya vakit kalsın. Saat 18.00’de işten çıkınca İstanbul’un zorlu trafiği sağ olsun 20.00’den önce eve varmış olmuyorum. O saatten sonra da yemek yesem sindirene kadar zaten uykum geliyor. Ben de yemeğimi erken yiyip saat 21.00 ya da 22.00 gibi koşulara başlarım dedim. Yaşadığım muhit de çok uygun değil ancak o saatlerde ortalık durulmuş ve İstanbul’un tozu toprağı dinmiş olurdu...