HIKAYE

Platonum Uçan Balonum

Author

Selam kardeşlerim!

Yazmak epey iyi hissetiriyor beni bu aralar. Platon'dan dün biraz bahsetmiştim şimdi devam edeyim muhabbetimize ama okuyunca bana "abartmıyor musun biraz?" demeyin. İnsan bazen istediği bir şey için saçmalayabiliyor.

Platonu ilk gördüğüm an üzerinden dört ay geçmişti. Dediğim gibi stalk üzerine stalk yaptığım, fotoğraflarına bakıp sesini unutmamak için o tek günü her gün yad etmekle geçen dört ay. Bu arada platon epey iyi bir okulda ve iyi bir bölümde tanıştığımızda o üçüncü sınıftı bende iki yıllık okulumdaki son senemdeydim. Ona okulumu yükseltmek istediğimden bahsetmiştim hatta kim bilir belki aynı şehirde okurduk aynı sokaklarda karşılaşırdık bu şekilde biz olurduk diyordum kendi kendime.

Tabi ki hayat asla planları, hayalleri dinlemez bilirsiniz ya olmadı. İkinci karşılaşmamız da sınavımı sordu, konuştuk hep birlikte harika zaman geçirdiğimiz saatlerdi. Sonra onu durağına kadar götürüyoruz hep bir, önde sevgili olan tanıdıklarımız arka da iki sap olarak biz beş dakika kadar konuşarak yürüdük. Sonra dolmuş kaçacak diye bir anda koşarak gitti yanımdan bakın büyüsü yok bir anda koşmaya başladı. Arkasından resmen balonunu rüzgar almış çocuk gibi bakakaldım. Yarım yamalak bitiverdi o an vedalaşamadan keşke tamamlasaydık o muhabbeti. Dolmuşuna bindi arkasına döndü göz kırptı ve gülümsedi. Bakın o sahneyi hatırladıkça gözlerim doluyor hala. Sonra o günün mutluluğunu üzerimden bir yıl atamadım. 

Gel gelelim sınavıma, olmadı bir yer tabi ki. Orada yaşayan tanıdığım şehir değişikliği yaptı ve artık o şehre gitmek için bir nedenim bile kalmadı. Hani bunun üzüntüsüyle sekiz dokuz ay nasıl tekrar sınava hazırlandım bilmiyorum. Bir şeyi çok istersiniz de git gide ellerinizden kayar ya hah aynen öyle oldu işte kaydı gitti. Sonra aslında kaderin benim için o kadar da acımasız davranmadığını anladım.