SEYAHAT

KINALI ADA'DA BİR YILBAŞI AKŞAMI

Author

Stromae'nin Ave Cesaria'sını dinleyerek çıktık Kınalı Ada maceramıza. Martılar eşliğinde Eminönü'nden başlayan yolculuğumuz, karlı bir İstanbul gününün güzelliği, martıların çığlıkları ve Latince bir şarkı tadındaki bu Fransızca şarkı eşliğinde mükemmel bir başlangıca dönüştü. Daha ilk anından belli etmişti güzel bir haftasonu olacağını, ki öyle de oldu. Sadece ellibeş dakika süren vapur yolculuğunun sonunda ulaştık küçücük iskelesine Kınalı Ada'nın. Bizle birlikte inen birkaç yılbaşı turisti dışında, adanın yerlileri vardı vapurda. Bizler o muazzam güzelliği iki günlüğüne içine çekmeye gelen yolcular, onlarsa tüm hayatları boyunca ayrıcalıklı kılınmış oralılar. telefonlarımıza yer bırakmayacak kadar küçük olan ada, vapurdan iner inmez gösteriverdi bize oranın ilk ve tek butik otelini. Kısacık bir yokuşun başında, küçücük bir otelcik. Hiçbir beklentimiz olmadan, tatile birkaç gün kala yer ayırttığımız bu otelin bize sunacağı her türlü sürprize, kabulümüz gözüyle bakarak gelmiştik buraya. İyi ya da kötü, biz hazırdık. Tek isteğimiz şehrin o kalabalık gürültüsünden bir yılbaşı gecesi olsun uzaklaşmaktı. Beklediğimizin aksine küçücük şirin odası, güleryüzlü personeli ile tam bir ada oteliydi Kınalı Otel.

Gitmeden önce, adada karlı bir kış günü yapılacak çok şey olmadığını bilmemize rağmen, en azından akşam yemeği yiyebileceğimiz bir yer bulabileceğimizi ummuştuk. Fakat umduğumuzun aksine ana cadde üzerinde açık olan tek bir kebapçı bulabildik. Orayı beğenmediğimiz için demiyorum bunu, aksine o kadar tatlı bir işletmecisi vardı ki yağan karda üşüdüğümüzü düşünüp, bize küçük bir ısıtıcıyla bir fincan çay getirmeyi düşünecek kadar incelik sahibiydi. Yağan karı seyrederek yedik pidelerimizi, lezzeti de gayet yerindeydi. Sonra da tüm sahili bir saat içinde gezmenin verdiği huzurla ve tabiki makinamızda fotoğraflarımızla döndük otelimize. Akşam yemeğini yiyebileceğimiz tek yer küçük otelimizin küçük restoranıydı. Tam bir aile yeri olan bu küçük restoran birbiriyle, huzurlu bir tatil geçirmeye gelmiş çiftlerin en güzel yeri bizce. Sadece birbirinizi dinleyeceğiniz sakin bir ortam.

Blog yazılarında çok güzel olduğu söylenen Mimoza Restoran bizi hayal kırıklığına uğratsa da, yazın ona bir şans daha vermek üzere ayrıldık adadan. Kapalı olan Manastır, sadece manzarasıyla harika fotoğraf kareleri sundu bize. Çok fazla seçeneğimiz olmasa da, karnımızı doyurabilmiş olmak ve aradığımız şeyleri alabileceğimiz marketlerin olması yeterliydi bizim için. Şehirden bir günlüğüne uzaklaşmak, ağaçların arasında ve denizin kıyısında başbaşa bir gün geçirmek en güzel yılbaşı tatiliydi bizim için. Minimum beklenti ile maksimum mutluluk, işte hayatın anahtarı.Sabah kahvemizi içmek için gelen vapura atlayıp veda ettik adaya.

 

KINALI ADA'DA BİR YILBAŞI AKŞAMI