MAGAZIN

İşte yazar Perihan Mağden'ın, Survivor Semih'i kızdıran sözleri

Author

Yazar Perihan Mağden'in esi uzun zamandır çıkmıyordu. Taa ki, hakkında açılan bir dava haberi medyaya yansıyıncaya kadar. Davayı açan da kamuoyunun yakından tanıdığı bir isim.  'Ütopya' ve 'Survivor' yarışmalarıyla ünlenen Semih Öztürk.

İşte yazar Perihan Mağden'ın, Survivor Semih'i kızdıran sözleri

Semih Öztürk, bir süre önce kapatılan Nokta Dergisi'ndeki yazısında kendisine hakaret ettiğini iddia ettiği yazar Perihan Mağden'i şikayet etti. Perihan Mağden hakkında da 'Hakaret' iddiasıyla 3 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı.

Semih Öztürk şikayet dilekçesinde, Perihan Mağden'in sevgisiz ve saygısızca olan tutumunu dile getirerek kendisini kamuoyu yoluyla küçük düşürdüğünü, çirkin söylemlerle kendisine iftira attığını, toplumda itibarı olan biri olarak maddi zarar gördüğünü kaydetti. 

PERİHAN MAĞDEN: BU SUÇ DEĞİL

Bunun üzerine yazar Perihan Mağden'in de ifadesi alındı. yürütülen soruşturmada, Perihan Mağden'in ifadesine başvuruldu. Geçen hafta adliyeye giderek ifade veren Perihan Mağden ise, "Ben OHAL nedeniyle kapatılan Nokta Dergisi'nde yazardım. Öztürk'ü 'Survivor' isimli programı nedeniyle tanıyorum. Sıra dışı bir yarışmacı... Bu yüzden onu eleştirdim. Evet, eleştirilerim ağır, şoke edici ve incitici ama bu bir suç değil" dedi.

Dava yakında başlayacak ve hakaret olup olmadığına mahkeme karar verecek. Peki, Perihan Mağden'in Survivor Semih Öztürk'ü kızdıran yazısı neydi. Aslında bu çok uzun bir yazı. 2016 Nisan'ında Nokta Dergisi'nde yayımlandı. Yazının tümünü, alttaki linkten okuyabilirsiniz. Ama ben sizin için bazı ifadeleri özetledim. Yazıda şu ifadeler var:

İşte yazar Perihan Mağden'ın, Survivor Semih'i kızdıran sözleri

KIZDIRAN YAZIDAN BÖLÜMLER

"Gündem çok yoğun, biz de Survivor Adası'na kaçıyoruz haftada 4 gece. AKP'nin popüler kültür bakanı Acun Ilıcalı'nın bizler için maharetle hazırladığı uyuşturucuda kendimizi kaybetmek üzere, Dominik Cumhuriyetindeki o olağanüstü güzel adaya ışınlanıyoruz.

Zira adada bizi  Semih Öztürk bekliyor.

Acun Ilıcalı maharetle bu korkunç irritanı adaya yarışmacı olarak yerleştirmiş meğer.

Ayrıca amcasının modeli, Gönüllüler arasında her hafta birinci çıkıyor! Halk onu seçiyor.

Yani onu adadan yollamanın, kurtulmanın imkan ve ihtimali yok.

Bu denli pis ''oynayan'', amcasının tüm taktiklerini uygulayarak halkının teveccühlerini her hafta kazanan Semih, sinirlerimizi lime lime lime etmeyi başarıyor. Ağır çekim çenesi bi dakka kapanmıyor.

Semih sayesinde anlıyoruz ve biliyoruz ki; bize kaçıp kurtuluş yok!

Semihler kazandıkça, bizler küçülüyoruz. Büzüşüyoruz.

Semih bir yıl boyunca yarıştığı Ütopya'nın (1 başka Acun Ilıcalı eseri) ikincisiymiş. Meğer.

O yarışmadan kimler kimler gitmiş; ama Semih hep kalmış. Hep başa yarışmış.

Semih'i Google'lamak zorunda kaldım; zira sürekli ''Semih Öztürk şudur! Semih Öztürk budur!'' diye atıp tutup çok mühim ve meşhur biriymiş gibi davranıyor.

Kıskanıldığını, altının oyulduğunu, mücadeleden yıldırılamayacağını ilan etmelere doymak bilmiyor.

Ele güne karşı yapayalnız tiyatrosu. Semih'in Semih'den başka dostu yok dünyada. Stratejik derinsizliğinde (yancıları hep dibinde ama) bir asil başına!

Sanırsınız Ertuğrul Özkök'ün veliaht prensi!

Sanki Aydın Doğan kapıp Semih'i; E. Özkök'ten beri tammm doldurulamayan Melanet Boşluğunu onla dolduruyor, dolduracak.

Zira çok ünlüymüş, mühimmiş, herkes onu kıskanıyormuş, ününden kuduruyormuş sanrılarıyla kavrulan Semih'de fizik de yok, müzik de.

Marmara Üniversitesi Tiyatro Bölümü mezunuymuş!

Ama birbirine yakın şehla gözleri (şaşı demeyelim), hafif kambur duruşu, çakma hamasi çeyrek lümpen yavaştan yavaştan konuşma stiliyle Semih burda ve dünya piyasasında tek bir rolde oynayabilir.

Düşünüp taşınıp anca bulabiliyorum.

O da, Dimitri Karamazov'un dövdüğü sefih adam rolü: Hani İlyuşa'nın babası.

Bir temiz dövülen adam rolü, Dostoyevski tarafından Semih'e (mi) yazılmış yani.

Onun dışında oynayacağı başka bir rol olmadığından olsa gerek, Semih bir yılını mı ne, Ütopya yarışma mekanında geçirmiş. Birkaç ayını da Survivor adasında geçirdi, geçirecek.

Atamazsın Semih'i girdiği bünyeden.

Onun işi bu yani: kıl olmak. Kıl etmek. Geçimini inatçı geçimsizliğiyle temin etmek.

Semih'in alameti farikası, haksızken haklıymış GİBİ yapmak esasında.

Haklıyken haksız çıkmanın adaletsizliğiyle, her Allahın günü unufak edildiğimiz bu ülkede; Semih yüzsüz ve arsız külliyen haksızların, öyleyken haklıymış pozunu iffetsizce takınanların şansız bayrağını dalgalandırıyor.

Bilmem bu özellikler size birilerini, birilerini hatırlatıyor mu?

Diyelim hayranları (insanı asıl kahreden bu ''unsurlar'') Semih'in sürekli büyük haksızlıklara uğradığı konusunda, ısrarcı mı, kararlı. Nuh diyor, adalet, hakikat demiyorlar.

Yarışmanın ta başında, yok diğer yarışmacılar Semihciklerinin yemeğini yere bırakmışlarmış, yok ona önyargılı ve nezaketsiz yaklaşmışlarmış! (Muhtar bile olamazsın demişlermiş.)

Semih ajan provokatörlüğün el kitabını her gün yeniden yazıyor bu arada!

Hiç durmayan ağır çekim çenesiyle millete demediği laf, sokmadığı an yok."