POLITIKA

Güldük, ağladık, bitti! Şimdi ne yapmalı?

Author

Bu yazıyı okuyanların çoook büyük bir bölümü seçim sonucundan memnun değil. Çünkü seçimin sonucunu internet kullanmayan ve hatta haber kanalı seyretmeyen insanlar belirledi. Üzüldük, ağladık hatta. Ama daha çok yapılacak iş var. Bardağın bir tarafı hala dolu. Madem burada biz bizeyiz ben yapılması gerektiğini düşündüğüm şeyleri sıralayarak başlayayım:

- Kol bozuk sendromundan kurtulmak lazım. Hile oldu, mühür yoktu, yalan söyledi gibi tespitlerin hukuki takibi elbette yapılsın ama AK Parti gerçeğini bunlarla anlamaya çalışmak saçmalamaktan başka bir şey değil. Kol bozuk falan değil arkadaşlar, oyun değişti biz de oynamayı bilmiyoruz. Bugüne kadar ne zaman kaybetmeye başlasak birileri fişi çeker, yeni oyun açardı. Biran önce hile var söyleminden çıkıp durumu iyi okumak ve bundan sonra ne yapacağımızı konuşmak lazım. Üstelik bence bu hile söylemi muhalefetin de işine geliyor, kendisine dönecek eleştiri oklarını köreltiyor bu sayede.

- CHP etrafında kümeleşen seküler tayfanın yeni bir dil bulması gerek. Bu aciliyetin en büyük sebebiyse; AK Parti’ye oy ve gönül vermiş özellikle büyük şehirlerde hiç de azımsanamayacak büyük bir kitlenin bugün AK Parti’nin karşısında olması. Bu kitle muhalefet iyi olduğu için gelmedi. Bunu kabul ederek yola devam edilmeli. AK Parti ve lideri Erdoğan’ın Türkiye’yi götürdüğü yolun doğru olduğuna inanmayan insanlar bunlar. Ama alternatifi bugünün muhalefeti olduğu zaman yine Erdoğan diyecekler.

- Seküler kesimin dilinde sakil duran İslami söylemleri biran önce terkedip, inanmasa bile bu ülkenin büyük kesiminin İslami pratiğini anlamalı, içselleştirmeli. Bütün dindarlar çocuk tecavüzcüsü, sapık, kadın düşmanı değil.

- Yine bu muhaliflerin Kürt fobisini üzerlerinden atması lazım. Kolu kanadı kırılan, yaralı bir şekilde arenada savaşa gönderilen HDP’den daha fazlasını beklemek ahmaklıktı. Eş başkanları alınmış, örgütleri dağıtılmış bir parti çalışamadı. Bunun sonucunda da daha önce “Erdoğan’ı başkan yaptırmamak” adına HDP’ye oy veren Kürtler bu sefer Evet dedi. Burada suçlu ne Kürtler ne de HDP.

- Alana çıkamayan HDP’nin boşluğunu doldurmak başta CHP olmak üzere diğer parti ve örgütlerindi. Ne yaptılar? Kürtlerden uzak durmayı tercih ettiler. Kürtler de onlardan uzak durdu. Sonuç ortada.

- Sosyal medyanın bizi kör etmesini engellemeliyiz. Bizim gibi düşünen insanları takip ediyoruz, akrabalarımızla arkadaş oluyoruz sonra “bu oyları kim veriyor?” diye şapşala dönüyoruz.

- Bilakis sizin gibi düşünmeyen insanları dinleyin. Tartışın demiyorum, dinleyin. Ne diyorlar bir bakın. Sizi ikna etmelerini isteyin. Öğrenin, biriktirin, gerçekten yanlışlarsa bir yerde birikiminiz işe yarayacaktır.

- Muhalefet tıpkı ışık kapatıp açma gibi ama aynısı olmayan bir eylem tarzı bulmalı. Hayırcılara yeni katılan kitleye aidiyet duygusu verecek ve toplumsal öfkeyi politize edecek pasif agresif bir eylem tarzına ihtiyaç var. Tencere tava yaratıcı değil, kabul edelim.

Bütün bunlar iyi hoş da. Bunlar nasıl yapılacak? İşte bunu yapma sanatına da siyaset diyoruz. Ülkemizde de pek iyi yapılamadığı ortada… Sence başka ne yapmalı?

Güldük, ağladık, bitti! Şimdi ne yapmalı?