HIKAYE

Büyüye İnanarak Hayatını Devam Ettiren Bir Aile

Author

Türkiye'de hacı, hoca ve büyüye inanan çok sayıda insan ve aile bulunuyor. Bu tarz durumlara inanan insanların yaşamlarının nasıl devam ettiğini hep çok merak ederdim. Bir buçuk sene önce böyle bir aileyle yolum kesişti... 

Doğudan İstanbul'a yerleşmiş, 5 çocuklu bir aile.... Kıt kanaat geçimlerini sürdürmeye çalışmış, sürekli karşılarına zorluklar çıkmış bu ailenin. Yaşadıkları köyde bu tarz olaylar çok yaşanıyormuş. En sonunda, hayatlarında her şeyin ters gitmesini buna bağlayarak hocaya gitmeye başlamışlar. Tabii, hoca da bunlardan para almak için her seferin şu şöyle büyü yapmış, bu böyle büyü yapmış diye onları kandırmaya başlamış... Anne, büyünün çözülmesi için hocaya sürekli elinde avucunda ne varsa bayırmış. Ama tık yok... Sıkıntılar devam ediyor. Ama onlar hocaya inanarak büyünün çözüldüğünü sanmışlar. Gel zaman git zaman derken hoca artık bunların bir numaralı adamı haline gelmiş. Aileden birinin başı ağrısa veya bir sıkıntı olsa hemen büyü olduğunu düşünerek hocanın kapısını çalarlarmış. 

Benim aile ile tanışmam buradan sonra başlıyor... Ailenin küçük kızı ailesinden uzakta benim bulunduğum şehirde üniversite öğrencisiydi. Kız ile bir arkadaş ortamında tanıştık. Ben tarot falı ve astrolojiyle oldukça ilgiliyimdir. 15 - 16 yaşlarımdan beri tarot bakarım. Kıza da tarot baktım. Yaşadığı her şeyi bildiğimi söyledi. O günden sonra iki haftada bir görüşmeye ve planlar yapmaya başladık. Ortak arkadaşlarımız kızın bu olaylarını dalga konusu haline getiriyorlar ve yanımda da sıkça konuşuyorlardı. Ama bana detaylı anlatmamıştı.

Bir ara ailesini görmeye gitti ve döner dönmez görüşmemiz gerektiğini söyledi. Döndüğü gün görüştük ve bana söylediği şey, 'sen eşcinsel değilsin sana büyü yapılmış ve sen şifacısın' bunu söylediğinde çok şaşırmıştım, ilginç gelmişti. Astroloji ve tarota ilgiliydim ama bu durum her zaman bana uzak gelmişti. O gün ben bu şekilde mutlu olduğumu söyledim. O da biraz bozuldu konuyu kapatmış gibi yaptı. Araya yaz tatili girdi ve yine ailesinin yanına döndü. Ailesinin yanındayken beni sürekli İstanbul'a çağırıyordu. Oraya gitmem gerektiğini söylüyordu. Ben şartlardan dolayı gidemedim. Ve telefonda beni abisiyle konuşturdu. O hoca abisine el vermiş ve abisi şifacılık yapmaya başlamış. Abisi benimde şifacı olduğumu söyledi. Benim koruyucularım olduğunu ve görüm ile duyumu açacağını söyledi. Ben de tamam dedim. Telefondan işlem yaptı. Tabii ki duyum ve görüm açılmamıştı ki başından beri inanmıyordum. Sadece içimden hissettiklerimi söyledim hayatım boyunca.  Aile beni daha sonra evlerinde ağırladı. Böyle bir aileyi tanımak değişik olmuştu.

Aileden çıkardığım sonuca göre; yaşadıkları acılar, talihsizlikler ve içsel çatışmalar onlara böyle bir durum umut ışığı olmuştu. Ancak, büyünün varlığına inanıp onu yaşam felsefesi haline getirerek aslında hayatlarını daha da zor hale getirmişlerdi.