SPOR

Dünya Kupası, maç günü 22

Author

Dünya Kupası'nda ilk yarı final maçı Fransa ile Belçika arasında oynandı, Fransa ne yaptı ne etti adını finale yazdırmayı başardı, turnuva başındaki futboluyla eleştirilen takım artık kupayı kazanmaya 1 maç uzaklıkta...

Dünya Kupası, maç günü 22

Tecrübe farkı; Fransa - Belçika

Fransa, 98'de evinde kupayı kazanmış aradan 8 sene sonra finalde İtalya'ya kaybetmiş ve son 2 turnuvayı kayıp geçmişti. Şimdi yeniden finaldeler. Son 20 senede 3. finalleri olacak bu, 2002'de ki büyük hüsranı veya laneti unutursak büyük bir başarı diyebiliriz. Belçika ise, artık turnuvaların sürprizi değildi. Her turnuvaya "sürpriz" kategorisinde favoricik olarak giren Belçika, bu kez ne olduğunu göstererek buraya geldi. Çeyrek finalde Brezilya'yı devirmeleri çok büyük bir olaydı, yarı finalde şansları yaver gitmedi. Fakat yine de büyük bir övgüyü hak ediyorlar, sonunda beklentileri karşıladılar ve bu jenerasyonda halen genç çok fazla oyuncu var. Örneğin kaptan Hazard daha 27 yaşında bir sonraki organizasyonda 31 yaşında olacak, Romelu Lukaku 25, Kevin De Bruyne de 27 yaşında... Bu takımın kupa kazanması için önünde bir Avrupa Şampiyonası ve bir Dünya Kupası daha olacak. Maça gelecek olursak, artık bu seviyede güzel futbol beklemek biraz optimistlik olur, çünkü en ufak bir hata bile tüm bir ülkeyi hayallerinden edebilir. Buna rağmen, Belçika maça dolu dizgin başladı, finali çok istiyorlardı bu tüm oyuncuların yüz ifadesinden belliydi. Hazard önderliğinde akın akın gelen Belçika'ya önce Varane ve Umtiti ikilisi yetmedikleri yerde kaleci Lloris dur dedi. Devre 0-0 biterken ilk yarının hakimi çok baskın olmasa da Belçika idi. İkinci yarı ise bambaşka bir maç vardı. Bu kez Griezmann önderliğinde Fransa daha baskındı. Belçika'dan farklı olarak Fransa futbol kültürüyle buralarda daha deneyimliydi. Öyle de oldu. 51. dakikada Samuel Umtiti bir duran top sonucunda golü buldu. Skor 1-0 olduktan sonra, Belçika bir 10 dakika bocaladı o süre zarfında skor 2-0 da olabilirdi. Kendine gelen Belçika'da oyuna sonradan giren Mertens büyük etki yarattı, Hazard yeniden oyuna dahil oldu ve sorumluluğu üstlendi. Fakat takımın maestrosu olarak görülen Keven De Bruyne, neredeyse hiçbir varlık gösteremedi. Bazı pozisyonlarda sorumluluk almak istedi fakat ya topu kaptırdı ya da presten bunalıp yana veya geriye oynamak zorunda kaldı. Onun bu kadar etkisiz kalması Belçika'nın hücum atraksyonlarını bir nebze kısıtladı. Japonya maçında kenar ortalarıyla çok rahat goller bulan takım Fransa stoperleri karşısında bu pozisyonları da yakalayamadı. Fellaini'nin bir kafası dışında çok net bir kanat organizasyonu yoktu Belçika adına. Duran toplarda da istediklerini alamayınca süre eridi, son dakikalara gelindiğinde Fransa gerekli, oyun soğutma taktiklerini yaptı. Biraz yerde yattılar, biraz topu oyaladılar, biraz zaman geçirdiler ve finale çıktılar. Artık yarın oynanacak İngiltere-Hırvatistan maçının ardından rakiplerini bekleyecekler. Hırvatistan'ın çıkması durumunda 1998 yarı finalinin rövanşı niteliğinde bir final izleyeceğiz, İngiltere'nin çıkması durumunda ise bu iki ezeli rakibin Dünya Kupası'nda final oynamasına şahitlik edeceğiz. Yani finalin adı ne olursa olsun, bizi muhteşem hikayelerle dolu bir maç bekliyor...