SPOR

İçgüdüsel Futbol

Author

Dün gece bir arkadaşımla futbol üzerine uzun uzun konuşunca farkına vardım, uzun zamandır bizi meşgul eden şu teknik taktik işleri aslında bir anlık hatayla ya da bireysel beceriyle yok oluyor, hayatın her anında olduğu gibi futbolu da iç güdüler belirliyor. Hemen gaza gelip; "ya o kadar teknik direktör, taktik, sistem var, bunlar boşa mı" diye tepki vermeyin. O muhteşem, üzerlerinde kafa patlatılmış sistemler an geliyor 30 metreden şişirilen bir topun savunma oyuncusuna çarpmasıyla kendi kalesine gol oluyor. Tıpkı o golün yarattığı çöküntü gibi, sistemler de çöküyor. Kazanan yine doğa kanunları oluyor.

İçgüdüsel Futbol

Döndürmeyin Shevchenko'yu

Eskiden Türk Takımları Avrupa'ya gittiği zaman hep bir önlem bir korku kaplardı içimizi, sağ olsun Galatasaray bunu kırdı ama sadece kendisi için kırdı. Galatasaray'ın UEFA kupası zaferinden sonra bile Fenerbahçe, Beşiktaş ya da bir x takımı Avrupa'ya gittiğinde rakiplerden hep çekindi. Neden çekiniyorlardı? Bizim sistemimiz yok muydu? Vardı, bilakis bizim hocaların da çoğu yabancı oluyordu. Daum, Del Bosque, Aragones, Schuster, Tigana ve niceleri... Fakat niye kimse başarılı olamadı? Çünkü oyunun gerektirdiği sadece sistem değildi. Yetenek ve tecrübe önemli şeyler fakat, karşılaştığımız büyük rakiplerin futbolcuları bilakis forvetleri iç güdüsel anlamda çok farklıydı. Shevchenko'ya karşı İlker Yasin'in meşhur repliği "DÖNDÜRMEYİN" sen ne kadar döndürmesin istesen de İlker Abi, Şeva bir şekilde dönüp golleri attı. Çünkü Shevchenko golü nasıl atacağını bilmesinden öte, hissedebiliyordu. İşte ister buna his deyin, isterseniz tecrübe ben iç güdü diyorum. Bir Panter, ormanda nasıl avlanacağını hissedebiliyorsa, Şeva'da orada dönüp vurmayı hissediyordu. Bu konuda beni en çok etkileyen isim idolüm de olan Raul olmuştu. Raul'ü bence diğer tüm forvetlerden ayıran özelliği bu iç güdüsüydü. Topun düşeceği yeri bilmesi, hayır bu tecrübeyle alakalı da değildi. Çünkü Raul daha çok genç yaşlarında da bu golleri atıyordu. Kalecinin ne zaman açılacağını bilip aşırtma vuruşları. Onun aşırtmalarındaki lezzeti hiçbir golde bulamadım zaten... Ya da daracık açılarda kaleciyi bir bilek hareketiyle yatırıp topu yerden ağlara bırakması. Tüm bunlar için elbette yetenek lazım fakat salt yetenek yetmiyor işte. Yoksa, dünyanın belki de futbol anlamında en yeteneklisi ve bu yetenekler doğuştan geliyor Brezilya'dan yakın dönemde bir tane golcü çıkardı. Artık futbol da hayatın çoğu parçası gibi makine düzenine geçti. Bu hisler azaldı, sistemler ön plana çıktı. Yine de tum bu sistemlere inat, ceza yayının biraz dışından ayak dışıyla yapılan bir şutun %80 e %20 topla oynanan bir maçta "ezilen" takım lehine ağlara gitmesini göreceğiz. İstediğiniz kadar üçgencikler kursanız da, bir zeki oyuncunun aradan saldığı pasta topu kalecinin koltuk altından alt köşeye bırakan golcünün sevincinde biz de sevineceğiz...

İçgüdüsel Futbol