KADIN

Erkek Adam Ağlamaz

Author

Ağzı var ağlamayan, dili var küfür edemeyen, elleri var ama yumruk atamayan bir bebeğe bana yapılır mı la bu? Ne istedin yenge benden hııı... Sizlere garip mi garip doğum hikayemi anlatmak istiyorum. Tabii ben olanları hatırlamıyorum. Annemin ve oda da olan diğer akrabaların anlatımıyla..... Başlıyoruz.

Erkek Adam Ağlamaz

Yıllar yıllar öncesiydi. 87 yılında rahmetli babam izmir de abisinin yanında bir kaç vakit çalışmış ve Anne hasretiyle memleketi Karaman Ermenek'e dönmüştü. Ermenek te ucra bir yerde Sarıveliler diye bir kasaba ( gerçi ilçe oldu şimdi ) 'dan babamda. Sırtında bir çanta düşüyor Sarıveliler'in taşlı yollarına. Elinde bir radyo, radyo da Aşık Veysel daha ne eksik kaldı ki aşık olmak için. Evin yakınlarda bir köyden geçerken kimi görsün bir de ANNEM. Babamın o zamanlar da saçları yok tabii bildiğin kel. Annem o anı şöyle anlatıyor '' Oğlum babanı görünce ne yapacağımı şaşırdım. Göz zevkimi o kadar bozdu ki anlatamam sana''. Dedim Anne durrrr hadi evlenmeyi geçtim. 5 çocuk ne alaka...

Babam gel zaman git zaman dayımdan dayak yemeler teyzelerimden taş yemeler falan adamda zamanla alışkanlık yapmış bunlar. İşlemiyor yani anlıyacağınız. Amcalarımı devreye sokmalar, köy büyüklerine söylemeler falan fayda yok. Annemler o zamanlar zengin tabi baba tarafı hergün patates ekmek. Adam zeki adı gibi kapağı atmak istiyor. Dedem iki kere vermemiş annemi babama. O zamanlar kadınlara sormak yok cahillik işte. En sonunda köy de hatrı sayılır bi adam araya girip arayı yapıyorlar dedemde dayanamayıp veriyor annemi babama. Düğün dernek hepsi dedemden. Babannem o zaman demiş '' Bunlar bizi adam yerine koydularda kızlarını verdiler'' diye. Düşünün fakirliği.. 

Sene 88 bunlar düğünü yapıyorlar. Aradan 10 ay sonra abimi piyasaya sürüyorlar. Annemin değişiyle '' kaza ürünü''. Ama abimi abi çok seviyorum kendilerini. Kazara mazara ama insanın bir abisi olması gerek. 90 lı yıllara geliyoruz. Milenyuma kalmış şurda 10 yıl. Herkeste bir heyecan 90 lı yıllara gelmişsin borumu kimse yerinde duramıyor. Zaten ülkenin en çok doğurgan olduğu dönem 89-94 arası. Arada bizde kaynadık. Annem bana gebe kaldığında babam teyzemlerin yanına Bursa'ya çalışmaya geliyor. Annem babannemin yanında kalıyor. Aylar geçiyor babam Bursa'dan çıkıp köye gelemiyor. Parasızlık mı dersiniz, çocuklarına yatırım mı dersiniz bilemiyorum ama babamın hakkını ödeyemem. Allah yattığı yeri cennet etsin. 

Ve Doğum yaklaşır...

Yıl 91 aylardan Ağustos 8 yada 14 doğum günü mü hala hatırlamıyor annem abimin de benimde. Birimizin kimliğinde 8 birimizde 14 ağustos. Sabah vakti hoca evin dibinde ki minareden Allahu Ekber diyor. Annem ne çıkmaz çocukmuşsun diyor. Bir türlü doğumu gerçekleştiremiyor. O zamanlar da nerde hastane nerde Ebe hanım. Köyde bir kez doğum yapan herkes ebe.. Ebem bu arada yengem olur. Kadının hiç işi gücü yok ömrü boyunca annemin beni doğurmasını beklemiş sanki... Sabah vakti üç beş kadın daha toplanmış el birliği ile beni yuvamdan çıkarmak istiyor vicdansızlar. Kadınlardan birinin kafamı tuttuğunu anlamamla kendimi baş aşağı bulmam bir oldu.  Abi ne bu aceleniz, beni bu vicdansız hayata biran önce sokma aceleniz diye, daha başımda babam bile yokken, ben o adamı bekliyordum içerde gelsin diye. Bende hep buna trip atma sebebiyle hemde etrafımda o kadar kadının çıplak bedenime bakmalarından mıdır nedir o utangaçlıkla bir de ağır abiliğin vermiş olduğu duyguyla ağlamamışım. Beni elinde tutan yengem bi iki kıçıma tokat atmış ama nafile yer mi Anadolu çocuğu, o torosların balından etinden sütünden oluşan çocuk yer mi hee. Yengem benim ağlamamamla doğru orantılı olarak beni '' Bu çocuk ölü'' diye yere atması bir oluyor. Ben yerçekiminin verdiği duyguyla ağır çekimde yere düşüyorum. Düştüğüm yerde tam kafamın arka kısmı. Ben de o anın vermiş olduğu acıyla ağlamaya başlıyorum. Ben ağlarken aslında küfür ediyorum ama karşıya dişleri bile olmayan bir bebenin ıngaaaa ıngaaaa sesi olarak gidiyor. Her doğan çocuğun ağlaması mı gerekir soruyorum size. Hadi çıkarttın ağlamadı, hadi baş aşağı kıçına vurdun ağlamadı daha niye zorlarsın ki. Kafam da o günden kalma bir yamukluk içimde bir ağlamama isteği bitmedi gitti. Son olarak nalet olası :) yengem huyu bana çeksin diye ağlarken ağzıma tükürmüş. O gün bu gündür hiç bir işim rast gitmedi....

Sizleri bu hikayemle umarım sıkmamışımdır. Müsait bir zamanda da Bursa'da ki teyzemin kuzeni hastaneye yeşimeyip asansör de doğuruşunu anlatacağım. Siz siz olun çocuklarınızın ağnıza tükürtmeyiniz. Sevgilerimle...