ILIŞKILER

Bu ne cesaret yiğidim??

Author

Evet arkadaşlar, ilk hikayem. Hatalarımız olursa da kusura bakmayın 😊size İstanbul'da hiç tanımadığım insanların arabasına binerek kendimi nasıl aştığımi anlatayım. Öyle cesaretli biri değilim o yüzden bu benim için sonradan düşününce zor bir durum😊

Sene 2012. Universite 2. Sınıftayim.Ben Ankara'da yaşıyorum. Ablamin sevgilisi İstanbul'da, tabi gitmek için bahane aranan dönemlerdeyiz. Şansa bizim okulda bir kulübün İstanbul'da toplantısı varmış, işte otel vs ayarlayacaklar. Ben de dedim buna katilayim ablamla beraber İstanbul gezisi için bahane olur.
Perşembe gece yola çıkıldı. Cuma boş gün, cumartesi toplantı pazar ise akşama doğru yola çıkılacak.
Liseden arkadaşlarım vardı İstanbul'da, aradım birini, sağolsun gezdirdi beni, Çamlıca'ya falan gittik.
Cumartesi sabah toplantıya gittik. Şöyle ki, bizim otel Bostancı'da, toplantı ise Taksim de.
servis ile sabah erken saatte gittik toplantiya ama bir sıkıcı ki, zaten kulüp ile tek bağım bu gezi ve birkaç Sertifika.

Saat 3 gibi kaçtım yine başka bir arkadaşım ile yemek yedik. Sonrasında plan şu. Okuldan tanıdığım arkadaşım,adı Mert olsun, orda yeni tanıştığım bizim okuldaki diğer kişilerden Selma, Ahmet, Yasin ile gezeceğiz. İşte vazgeçilmez önce Ortaköy e gittik oraları gezdik, Beşiktaş Üsküdar vapuru ile Üsküdar a gidip gezdik. Saat akşam 9 a geliyordu napsak diye düşünürken Ahmet, Çengelköyde Çınaraltı diye bir yer var oraya gidelim dedi. Ki çok severim mutlaka gidin. Neyse işte gittik ama işin garip yanı kimse geri dönüşü bilmiyor,umursamadik da.
Ben azıcık rahatsız olduğumdan içeri oturalım dedik.

Daha cafeden girer girmez hemen dışarıda oturan 4 erkeğin olduğu masa dikkatimi çekti. Hikayenin kahramanı yeşil bir kazak giymiş oldukça hoş görünüyordu tabi. Onlar bizim oturduğumuz masanın tam dışarı kısmında oturuyor. yani aslında yanyana gibi ama arada cafenin camı var. Neyse ben tabi, adına Yavuz diyelim, ara ara bakıyorum ama bakmıyor da gibi yapıyorum, neticede dışarıda denizin manzarası da çok güzel 😊 sonra bir ara onların masaya kedi geldi masanın üstünde yatıyor Yavuz sürekli kediyi seviyor falan. Ama o ara hep bakışıyoruz tabi. Ben hayvanlara dokunamiyorum, öylece uzaktan sevmekle yetinirim. En son Selma dedi gel kediyi sevmeye gidelim bir muhabbet olur belki. Hemen yok yapamam falan dedim ama gittik. Selma kediyi sevdi ben uzak durdum. Yavuz sordu işte sen niye sevmiyorsun, dedim ben dokunamam. Geri sevdim falan ama bahane tabi. Baktık bir şey olmadı muhabbet kuramadık gibi, geri döndük içeri. Bir ara bizim erkekler dışarı çıktılar dışarıda oturdular ama ben hastayım diye çıkamadım. Hatta masada tek bile kaldım ama hala sonuç yok. Baktık saat baya ilerledi 1 e geliyor, bir de otele nasıl döneceğiz hiç bilmiyoruz. Kalkiyorduk, bizimkiler bir ara börek almışlardı da ben yiyememistim. Dedim böreklere yazık kediye vereyim onlar yedirsin. Ben dışarı çıktım o arada Yavuz un masadaki erkekler hemen yan masaya geçti. Gittiğimde Yavuz ben ve kedi kaldık. Neyse anlattım böreği yesin kedi falan. İşte ayaküstü sohbet başladı. Arkadaşlarından biri Ankarada okuyormuş hatta aynı üniversitede. Biraz sohbet ederken nerde kalıyorsunuz dedi ben de Bostancı dedim. Aa biz de orda oturuyoruz ne tesadüf dedi. Ankara muhabbeti yapılırken arkadaşı ben hep çağırıyorum da gelmiyorlar Ankara'ya dedi. Ben de dedim gelin gezin. Yavuz tabi " gelsek seni.nasil bulacağız" dedi. Ben de bizim fakülteye gelin denk geliriz elbet dedim. O da haliyle de telefonunu alabilir miyim dedi. Tabiki verdim numarayı 😊 sonra bir iki konuştuk ayrıldım. Caddeye çıktık ama nasıl gideceğiz bilmiyoruz. Yoldan bir kaç kişiye sorduk herkes bambaşka bir şey söyledi. O arada bir baktım Yavuz lar da arkamızda geliyor. Sonra bana yaklaştı" ya isterseniz sizi bırakalım" dedi. Dedim biz 5 kişiyiz siz 4. Nasıl olacak? Biz iki araba geldik, dağılıriz dedi. Bizimkilere baktım herkes onayladı tabi. Yoksa otelin yolunu bulamayız. Ben Yavuz, mert ve Yavuz un arkadaşı bir arabada, diğerleri diğer arabada gittik. Yolda baya muhabbet ettik kırk yıldır tanışıyor gibi. Neyse otele geldik vedalaştık tabi bizim ekip lobide oturup kritik yaptık baya. Aradan biraz geçti yavuz mesaj attı rehberime hoşgeldin diye. Tabi o zaman çok etkileyici gelmişti. Konuştuk biraz " sabah Çınaraltı na kahvaltıya gidelim mi? Geliriz alırız" dedi. Ve ben hiç tanımadığım bir insanın bu nazik davetini kabul ettim, sabah hiç tanımadığım iki erkeğin olduğu arabayla hem de İstanbul'da, bilmediğim bir yere gittim. Valla büyük cesaret. Yani öyle dar zihniyette olduğumdan değil ama bu çok ilginç ama tehlikeli de bir şey. Yolda bir ara aklıma organ mafyası haberleri bile geldi.

Baya da güzel bir vakit geçirdik. Çenem düştü sürekli konuştum falan ama yine de güzeldi. Sonra beni otele bıraktılar, sonrasında yola çıktık.
Bu arada bizim ekip yol boyunca bunun geyiğini yaptı. Gece lobide de çok gürültülü yapınca, servis şoförü bile benim hikayeme vakıf. Düşünün adam yol boyunca benle uğraştı.
2 hafta sonra Ankara'ya geldi görüştük falan. Sonrasında yaklaşık 1 ay konuştuk ama birden konuşmayı kesti, kestik. Tabi sonrasında başka şeyler oldu, hala arada konuşuyoruz da onlar başka hikayenin konusu belki bir ara yazarım.
Bu da böyle bir anımdi 😊

Bu ne cesaret yiğidim??
Bu ne cesaret yiğidim??