TARIH

Boşanmaların tek sebebi tabii ki "evlenmek"

Author
Boşanmaların tek sebebi tabii ki "evlenmek"

Hiç düşündünüz mü evlenmeyi kim icat etti? 

Bunun ilahi bir güç tarafından icat edildiğini hiç zannetmiyorum. Evren, gezegenler aklımızın almaya zorlandığı sistemleri, güzellikleri yaratan bir varlığın, bir sistemin iki gariban homo sapiens'ın seks hayatını, üreme konularını, aşık olma durumunu mu şekle şemale sokacak :) 

İlk insanlar diye nitelendirilenler; 5 milyon ile 1.8 milyon sene öncesinde yaşayanlar, ilk seks yaparak çoğalanlar, birden fazla partner ile çocuk sahibi olup ellerinde ne varsa komün hayatta paylaşıp yuvarlanıp gidiyorlarmış. Evliliğin e'sinin olmadığı, üç çocuk beş çocuk tartışmalarının yaşanmadığı, o zamanki insanların sadece  "kendini bildikleri" başka türlü çıkarlar ve paylaşımların sürdüğü yıllarmış, erkekler "korunma" için kadın cinsinin hayatında yokmuşlar ne garip değil mi?

İşin değiştiği nokta havanın ısınması, ormanların yükselmesi yani ağaçların büyümesi ve "jungle" haline gelmesi ile insanlar savannah dediğimiz ağaçların sık olmadığı düzlüklere çıkması ile başlıyor. Yediklerinin içtiklerinin değişmesi ile beraber, otçuldan etobura doğru hareket eden insan o noktadan değişmeye başlıyor. Erkeklerin avlanma yetilerinin gelişmesi bu noktada başlarken, kadınlarında bebekleri koruma, gözetleme durumları artıyor. Bu periyodda yani 1.8 milyon ile 23.000 sene önce "beraber yaşama" yapıları tümüyle değişiyor. Antropologlar işte bu zaman dönemi içerisinde evliliğe benzeyen yapıların oluşmaya başladığını söylerler. Bugünkü gibi şekliyle olmasa da o dönemde çiftler 3-4 sene beraber kalıp sonra ayrılıp başka aileler kurarlarmış. İşin enteresanı günümüzün istatistiklerine, boşanmalara bakıldığında 3-4 sene bandında olan evliliklerde boşanmanın çok gerçekleştiğini gösteriyor. Bu bir tesadüf mü bilemeyiz.

Bu kadar tarihsel bilgi yeterli, dini açılımlara hiç girmiyorum isteyen istediğine inansın...

Şimdi gelelim zurnanın zıt dediği yere... 

Kısaca insan icadı birşey evlilik. Bunu bugünkü haliyle bir kontrat haline getiren sivrizekalının muhtemel bir muhasebeci, avukat, emlakçı gibi biri olduğunu düşünüyorum :) Çünkü boşanmalar en çok onlara yarıyor.

Şu anda bakıyorum etrafımda herkes ya yeni boşandı, ya boşanmaya çalışıyor, ya da karşı taraf ondan boşanmak istemediği için o kişiyi bezdirme veya öldürme politikası içinde debeleniyor. Hatta bazıları kendini börek, çörek, pide gibi bol hamur işine, antidepresana, alkole gömmüş 1000 kilo olup mevlasına hızlıca kavuşmak istiyor.

Senelerdir bana neden evlenmiyorsun diye soranlara aynı şeyi söyleyip duruyorum, bir daha sorana bu yazıyı göndereceğim. Cevap benim için çok basit oldu, 15 yaşında bile bunu düşünyordum. Ben değil yarını, bundan bir saat sonrasını, bundan bir dakika sonrasını bilmiyorken karşımdaki insana bir ömür beraber olmayı, sevmeyi, sadakatli olmayı nasıl kabul edebilirim, garantisini verebilirim hatta üzerine bir de imza atabilirim. Birgün sonra hislerimi, beklentilerimi, hayatım ile yapmak istediklerimi bilemiyorken, bunların hepsinin değişme ihtimali varken, kendime bile bazı sözleri verirken düşün düşün düşünürken, benden sevgi, sadakat, 24 saat bakım yağlama cilalama, pohpohlama, ona inanma, ne olursa olsun güvenme arkasında durma gibi gibi şeylerin sözünü bekleyen kişiye hem de yazılı olarak vermemi beklemek çok mantıksız değil mi? Arkadaşlar evlilik çok mantıksız bir şey değil mi? Bana mı öyle geliyor?

Benim en önemli kavramım kendime ait, şu ömrü hayatımda farkına vardığım en önemli üç şey var, sağlığım, özgürlüğüm ve farkındalığım. Bu üçü yoksa aslında bende yokum. Bunun için insan düşünen, konuşan, yazan,çizen, üreten, yaratan bir varlık olarak tekamül etmiş ve ediyor. Sevgi, aşk nerede dediğinizi duyuyorum. O bizim yaratılış sebebimiz, yaratılış sebebimizle insana özgü kavramları karıştırmıyorum ben. Yaratılış sebebinin, tüm canlılar için evrensel olduğuna inanıyorum.

Aşk'tan yaratıldım, aşk olarak, aşk için...  Aşk'tan geldim, ona gideceğim biliyorum ve tüm atomlarımda bunu hissediyorum. Sabah uyanma ne olursa olsun hayatta devam etme ve gece kafamı yastığa koyduğumda uyuyabilme sebebim bu.

Ama bunun evlilik denilen kurt kapanı ile hiç ilgisi yok. Evlilik insanlara pranga diye icat edilmiş, yaradılışa ve evrenin bir çok sistemine ters bir kurum. Kurum diyorum çünkü imza atıyorsunuz,tahaadüt altına giriyorsunuz. Evrende her şeyin değiştiğini, tekamül ettiğini görüyoruz. İnsanda bunun bir parçası insana dair her şey de buna dahil. Nedense şu evlilik durumunu hala bir tekamül aşamasına getiremedik. Evlilik tekamül edemediği içinde, etrafta bir çok sahte evlilik, sahte beraberlik görüyoruz. Sonra bunlar acaip boşanmalar ayrılmalar ve acı çeken insanlar haline geliyor. 

Toplumsal normlara uygun bir yaşam seçmek, çocuk yapmak için bu yola girmiş tüm insanlara saygım sonsuz. Onları anlamaya ve yanlarında olmaya çalışıyorum. 20'li yaşların başında bu kurumu öve öve bana satmaya çalışan X jenerasyonu ve öncesi şimdi bana sen ne akıllı insanmışsın, ne desen çıkıyor ne desen oluyor diyor. Nostradamus ile bir akrabalık var mı bende bilmiyorum, bunun sezgiler, öngörüler ile alakalı olduğunu da düşünmüyorum. Düz mantık yaptım ta ilk günden beri.

Benim bir insanın hayatında var olabilmek için onun "karısı" sıfatına sahip olmama gerek yok, ona sevgimi ve sadakatimi ispat etmem için herhangi bir kontratı "imzalamama" gerek yok, toplumun beni namuslu bir kadın görmesi içinde sevdiğim adamla "kontratla sevişmeme" gerek yok, benim üretip kazanmadığım herhangi bir paraya, mala boşanma sırasında " varis" olup ele geçirmeme de gerek yok, velhasıl çocuğum olsa da o adamdan zaten kanunlar çok net olduğu için çocuğumun mirası için o adamla " savaşmama" gerek yok... Dahası var arkadaşlar aslında hayatta var olabilmek için bir adamın 7/24 yanımda koca sıfatıyla var olmasına gerek yok!  Adam beni seviyor ve sayıyorsa zaten yanımda olur, sustalı maymun gibi "kociş" sıfatıyla aslında bir çok kadının yanında o adamlar "yok" kardeşim yok. Görüntüde varlar, fiziken ruhen başka yerdeler emin olun! Onun için insanların yüzünde zoraki bir gülümseme, gözlerde acı var, nereye kaçsam bilemiyorum bakışları var.

İnsanlar yüreklerinin olduğu yerlerdedir ruhen ve kalben, imzalarının, obligasyonlarının olduğu yerde değil. Kadın erkek fark etmez hepimiz aynı kaynaktanız, birbirimizi kandırmayalım. 

Özgür bırakamadığın hiçbir şey aslında sana ait değildir.