POLITIKA

ERDOĞAN SEÇİMLERİ “İPTAL ETTİREBİLİR” Mİ? PAZAR, PAZAR 12.07.2015

Author

PAZAR, PAZAR

12.07.2015

ERDOĞAN SEÇİMLERİ “İPTAL ETTİREBİLİR” Mİ?

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın 7 Haziran seçimlerini “iptal ettirebileceği”ne dair dedikodulardan geçilmiyor. Bazısı Erdoğan’ı övmek adına “Hiç kimseyi takmaz iptal ettirir!” havasında; bazısı da yermek adına “Sonuçlar işine gelmedi; bir yolunu bulur nasıl olsa!” 7 Haziran seçimlerini iptal ettirir düşüncesinde. Bir kere bu “şüyuu vukuundan beter”, yani dedikoduları gerçekleşmesinden bile sakıncalı bu sözleri ne Tayyip Erdoğan’ın gücünü övmek ne de hukuk tanımazlığını yermek amacıyla dile getirebiliriz. En baştan alalım: Bir kere kesin sonuçları açıklanmış –bir başka ifadeyle sonuçları üzerindeki hukukî tartışmalar bir şekilde sonuca bağlanmış yani kesin sonuçları açıklanmış bir seçimin “iptal edilmesi” diye bir şey söz konusu olamaz. Bu konuda olsa olsa “seçimlerin yenilenmesi”nden bahsedebiliriz. Nitekim Anayasa’nın 77. Maddesi de “[TMM’nin de normal yasama ömrü sona ermeden] seçimin yenilenmesine karar verebileceği gibi, Anayasada belirtilen şartlar altında Cumhurbaşkanınca verilecek karara göre de seçimler yenilenir.” hükmünü getirmektedir. Benzer bir hüküm, Anayasa’nın, Cumhurbaşkanlığı’nın yetkilerini sıraladığı 104. Maddesinde de tekrar edilir.

Seçimlerin yenilenmesine kadar vermek Cumhurbaşkanı’nın takdiridir. Ancak bu yetkisini kullanma konusunda da sınırsız değildir. Bir başka şekilde söylemek gerekirse seçimlerin yenilenmesine karar verme “yetkisi” gözü karalık ya da hukuk tanımamazlıkla alakalı bir şey olmayıp, belirli şartlar gerçekleştiğinde Cumhurbaşkanının elinde tuttuğu yasal bir hakkı, yetkisidir. Anayasa Cumhurbaşkanının bu “hak”kını şöyle tanımlar: “Bakanlar Kurulunun, 110 uncu maddede belirtilen güvenoyunu alamaması ve 99 uncu veya 111 inci maddeler uyarınca güvensizlik oyuyla düşürülmesi hallerinde; kırkbeş gün içinde yeni Bakanlar Kurulu kurulamadığı veya kurulduğu halde güvenoyu alamadığı takdirde Cumhurbaşkanı, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanına danışarak, seçimlerin yenilenmesine karar verebilir. Başbakanın güvensizlik oyu ile düşürülmeden istifa etmesi üzerine kırkbeş gün içinde veya yeni seçilen Türkiye Büyük Millet Meclisinde Başkanlık Divanı seçiminden sonra yine kırkbeş gün içinde Bakanlar Kurulunun kurulamaması hallerinde de Cumhurbaşkanı Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanına danışarak seçimlerin yenilenmesine karar verebilir. Yenilenme kararı Resmî Gazetede yayımlanır ve seçime gidilir.”

Tayyip Erdoğan’ın bu yetkileri ile ilgili bir tartışmayı hukuk metinlerine boğmak istemiyorum. Bu noktada konunun başka bir boyutuna da dikkat çekmek gerekiyor. Konunun sıradan seçmen, halk düzeyindeki tartışma düzeyi, Cumhurbaşkanı’na ilgili hukuk metinleri tarafından tanınan bu yetkinin sınırları üzerine gerçekleştirecek bir tartışmadan da daha önemli görünmekte.

İlk olarak, eğer hukukçu değilseniz ya da siyaset ile ilgilenmiyorsanız madde numaralarını bilmek gerekmeyebilir, hatta hiç de gerekli değildir diyebiliriz; ilgili hukuk metnini ezbere bilmeniz de sizden asla beklenmez, beklenemez. Lakin, sıradan yurttaşın yaygın olarak Cumhurbaşkanı’nın seçimleri iptal edebileceğini düşündüğünü görmenin de oldukça elem verici olduğunu not edelim: Cumhuriyet rejiminin en temel kurumunun en güncel yetki ve görevleri ile ilgili olarak bu boyuttaki bir cehalet Türkiye’de demokratik kurumların işleyişi ile ilgili olarak endişelenmemiz için yeterlidir: İnsanlar bir şekilde Cumhurbaşkanı’nın kafasına göre seçim sonuçlarını “iptal edebileceği”ni kabullenmişlerse…. İşte tam da “şüyuu vuuundan beter olan” nokta da burasıdır.

İkinci olarak siyaset sosyolojisi bağlamında aklımızda bulundurmamız gereken bir hususun daha altını çizmeliyiz: Türkiye’de (siyasal) kurumlara güven duyulmamakta. İster gücüne, büyüklüğüne vurgu yapmak adına, ister onu eleştirmek adına olsun, seçimlerin bir şekilde iptal ettirilebileceği düşünülüyorsa, bu aynı zamanda genel seçimlerin toplumda “çocukların kendi aralarında oynadıkları evcilik oyunundan” fazla bir anlam ifade etmediği anlamında gelmektedir: Baba eve gelir ve oyun biter! Satranç oyunu biter ve torbaya doldurulan tüm taşlar artık aynı değerdedirler! Oysa demokrasinin kurumsallaşması demek, her türlü tanımın yanında, bu sistem içerisinde kim ne isterse istesin bazı şeyleri “yapmasının” mümkün olamayacağının yaygın olarak kabullenildiği, bunun tartışılmasının bile “abesle iştigal” sayıldığı, hatta dile getirilmesinin bile zırvalık addedildiği bir rejim olarak kabul edildiği anlamına gelir. Oysa koalisyon tartışmaları vesilesiyle gündeme gelen “iptal” tartışmaları da gösteriyor ki, bu konuda da kat etmemiz gereken epey uzun bir yol var.

Mete Kaan Kaynar