HIKAYE

DOKSANLARDA Kİ YOKLUKTAN NASİBİMİ TABİİ Kİ ALDIM..

Author

Sene kaçlar bende tam bilmiyorum ama yaşananları unutamıyoruz tabii ki.. Soğuk kış aylarındayız kar boyu dize kadar, ayakta o zamanların cırtcırtlı ayakkabıları (çünkü başka ayakkabı yok) okula gitmeye çalışıyoruz. Pembe atkılarımız boynumuzda sıcak tuttuğunu sansakta yüzümüz soğuktan felç olmuş ayaklar mahallede ki bütün karın suyunu çekmiş sağolsun.. Neyse güçlüklerle mücadele ederek okulun kapısına varabiliyoruz mahallenin prens ve prensesleri servisten iniyor hatırımda kaldığı kadarıyla servis ücretleri o zaman 10 liraydı ama bize göre çok lükstü. Derse girdik verilen beslenme takvimine yine uyulmamış ve evdeki peynir zeytin ekmeğin arasında dizilmiş yanında da su. 2. Dersin teneffüsü beslenme saati ama karnı tok rolü yapmakta bizim en asli görevimiz. Her beslenme saatinde öğretmenin elinde aidat ödemeyenler listesi ve sınıfta benimle birlikte 3-4 kişi ve her zaman aynı bahane öğretmenim ödeyeceğiz babam maaşını almadı. O zamanlar babam oto tamircisi maaş falanda yok. Neyse öğretmen yarın okulda tiyatro var gelmek isteyenler gelsin 3 lira diyorda moralim yerine geliyor. (Gidemedim) Okul bitti eve geldik bende bir feryat herkes bizi fakir sanıyor, sınıfta aidatı ödemeyen bir tek ben varım bide yine peynir ekmek koymuşsun çıkaramadım aç kaldım. Yarın tiyatro var bari oraya yollayın 3 milyonunuzda mı yok diye dövüne dövüne ağlıyorum. Annem dayanamadı tabi evladı orada ağlamaktan ölecek tamam akşam baban gelsin para isteyip yollayacağım diyor. Babam geldi hiç unutmuyorum cebinden kağıt bir milyon çıkardı şimdilik bu var başka zaman olmuyor mu bu tiyatro o zaman gidin diyiverdi. Bizim gözler direkt annemde annem tamam sen ver ben üstünü tamamlayacağım dedi. Sabah uyandığımızda kapının ağzından 3 milyon verdi ya ablan gitsin ya sen git başka paramız yok dedi. O gün o tiyatroya ikimizde gidemedik eve gelirken 3 milyonla kendimize sarelleyle ekmek aldık doyasıya yedik. Tiyatroları oldum olası sevemedim bu yüzden :)