BILIM

INCEPTION FİLMİ ARTIK GERÇEK OLDU

Author

Leonardo Di Caprio’nun başrolünde oynadığı Başlangıç (Inception) filmi, gerçek oldu.

INCEPTION FİLMİ ARTIK GERÇEK OLDU

Science dergisinde yayınlanan bir habere göre, Amerika’daki Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nden bilim adamları aynı Başlangıç filminde olduğu gibi, gerçekte yaşanmamış bir anıyı, beyne yerleştirmeyi başardı.

INCEPTION FİLMİ ARTIK GERÇEK OLDU

Bilim adamları önce, fare beyninde var olan bir anıyı aldılar ve bu anıyla ilişkili beyin hücrelerini işaretleyip buradaki nöronları tetiklediler. Böylece, önceden yaşanmış bir anı ile şu an yaşanan bir tecrübe arasında bir iletişim köprüsü kurularak sahte bir anı oluşturuldu.

Deney, mavi ve kırmızı olmak üzere 2 oda kullanılarak yapıldı. Fare mavi bir odada elektriğe maruz kalırken, beynindeki kırmızı oda ile ilgili anıların bulunduğu kısım tetiklendi. Böylece fare, mavi odada yaşadıklarını kırmızı odada yaşadığını sandığı için, kırmızı odaya girince korkmaya başladı.

Her ne kadar, hayvanların bu deneyler esnasında korku yaşaması çok hoş olmasa da, MIT’li bilim adamlarının yaptığı bu çalışma beyinde sahte anı oluşturmanın mümkün olduğunu kanıtlamış oldu.

Bu bulgu, şu açıdan çok önemli. Gördüğümüz, yaşadığımız, etkilendiğimiz bir çok anımız; aslında hiç yaşanmamış olabilir... Başka bir deyişle, beyin hiç yaşamadığı ve tecrübe etmediği olayları sanki yaşamışız gibi bize hissettirebilir.

Bunun sebebi ise; şu... Koku, ses, tat, görme ve dokunma hislerimizin tamamı beynimizin içerisinde, ufacık bir noktada meydana gelir. Odalar, renkler, sesler, güzel anlar ve kötü olaylar... Tüm bunların tamamı beynin içerisindeki görme, dokunma, koklama, işitme ve tatma merkezlerinde meydana gelir. Yani, karanlık, ışık olmayan, ses olmayan beynin içerisinde, biz rengarenk bir dünya seyrederiz. Beynimizin içinde, adeta bize herşeyi gösteren HD kalitede bir televizyon vardır.

Bu, rüyalarla daha iyi anlaşılabilir... Rüyalarımızda da tadabilir, görebilir, koklayabilir ve dokunabiliriz. Ancak tüm bunları yaparken, aslen yatağımızda uzanmış öylece uyuyoruzdur.

Aynı rüyalarımızdaki bu sahte anlar gibi, yaşantımızda da buna benzer sahte anılar vardır. Örneğin; anahtarımızı çantamıza koyduğumuzu sanarız; bundan o kadar emin oluruz ki, çantamızda bulamayınca anahtarlarımızı kaybettiğimizi düşünür telaşla aramaya başlarız. Sonradan çantamızda değilde, masanın üzerinde bulduğumuzdaysa gerçek ortaya çıkar. O kadar emin olmamıza rağmen, onları aslında hiç çantamıza koymamışızdır. İşte bu, beynimizin günlük hayatta bize gösterdiği sahte bir anıdır.

Bu anlamda, yapılan keşif, bilhassa ruh ve sinir hastalıklarının tedavisinde çok önemli bir rol oynayacak.

Örneğin; çeşitli travmalar sonucu stres bozukluğu yaşayan ve bu nedenle de psikolojisi bozulan bir çok kişiyi bu yolla tedavi etmek mümkün olacak.

Çok kanlı savaşlara ya da travma yaşatacak kadar şiddetli trajik olaylara tanık olan ve bu durumla psikolojik olarak sağlıklı bir şekilde başa çıkamayan bir çok kişinin beyninde, sahte anılar oluşturarak yaşadıkları travmayı geri almak mümkün olacak; bu sayede sağlıklarına kavuşabilecekler.

Bu yazının tüm hakları Da Vinci Bilim ve Teknoloji Derneği'ne aittir. Storia'da yayınlanmasına dernek tarafından izin verilmiş olup kopyalanması, çoğaltılması ya da kaynak gösterilmeden alıntılanması yasaktır.