SPOR

"Amokachi ileride hep yalnızdı"

Author

"Bazı evlere televizyon geç girdi, çünkü bazı köylere elektrik geç geldi," diye anlatılırdı. Anlatmasına anlatılırdı da, elektriğin henüz köylere bağlanmadığı yıllarda, yurdışından getirilen televizyonlar aküye bağlanırmış, komşular kimin evinde televizyon varsa sıra sıra dizilir, televizyonu seyredermiş. Amcam, haber bültenleri açılır açılmaz, nenemin başındaki tülbentle ağzını kapattığını, sonra dönüp, "televizyonu kapat, üstümü başımı düzelteyim, öyle aç," diye kızmasını gülerek anlatırdı. Bu anlattıkları, Vizontele'den önceydi. Sonra dünya değişti, direklerle köylere elektrik ulaştırıldı, insanlar aval aval ampullere baktı, tebessüm etti, ışıkları yakıp söndürdü, uykularından uyanıp bir daha ışıkları açıp güldüler. Ben de anlatanların ihbarcısıyım. Televizyonun öncesinde, hikayeler ağızdan kulağa yayılırdı. Sonra bunların yerini haber bültenleri, pembe diziler, çizgi filmler ve futbol maçları aldı.

Benim Beşiktaşlı olmam da biraz televizyonun sayesindedir. Diyelim bir hafta sonra Beşiktaş'ın maçı var, gece gündüz maçı düşünür, doğru düzgün uyumaz, onun sevinciyle maç gününü beklerdim. Bir forma tutkusu, bir hastalıktan öteydi. Beşiktaş'ın maçı olmasa da izlenirdi o maçlar. Sonra 96 yılında Amokachi Beşiktaş'a geldiğinde, ona olan tutkum takımın önüne geçmişti. Maç kadrolarında ilk önce onun ismini arar, oynatılmadığında da üzülür, maça sonradan girmesi için de dua ederdim. Çocukluk aklı işte. Daha pas verilmeden Amokachi'nin nereye koşu yapacağını bilir, süratini kullandığı zaman bire bir pozisyonda daha gol olmadan, "gol olacak," demeyi de ihmal etmezdim. Rüzgarlı havalarda antenin sağa sola dönüp kanalların karıncalanmasıyla birlikte de başlardı bir telaş. Dama biri çıkar, biri aşağıda bekler, diğeri de pencerede düzelip düzelmediğini haber ederdi: "Çevir, biraz daha. Geldi. Gitti yine, bir daha çevir. Tamam gel gel," sesleri altında sürüp giderdi. Antenin bozuluşuyla yediğimiz ya da attığımız golü izlemenenin üzüntüsü de cabasıydı. Amokachi ileride top beklediğinde, diğer futbolcular ona pas vermediğinde sürekli küfreder, televizyona bağırırdım.

Okulda defterlerime yapıştırdığım Amokachi etiketleri ve her ödevin içine Amokachi yazdığım için dayak yiyer, yedikçe daha da yapasım gelirdi. En sonunda öğretmen de beni kendi halime bırakmıştı. Sonra Amokachi Beşiktaş'tan ayrıldığında ağlamıştım. Niye ağladığımı ben de bilmiyorum. Ama bugün olsa ağlamaz, kendimle ancak dalga geçerdim. İleride tek başına kalışına Aras Keser'in "Amokachi İleride Hep Yalnızdı" şiiriyle ikna olmuştum. Ama şiirin Amokachi'yle bir ilgisi yok. 

"Amokachi ileride hep yalnızdı"