EDEBIYAT

Bazı meyvelerle geç tanıştım: Hakkari'de Bir Mevsim

Author

Ben bazı meyvelerle geç tanıştım. Bazı meyveleri hiç bilmezdim de, bu yüzdendir ki çok sonradan biraz daha büyüyünce eve gelen meyve poşetlerine hücum ederdik. Ve öyle ki, ilk hücumdan eli boş dönmüşüzdür, üstelik tokadı da yemişizdir. İnsan bu, geç tanıştıklarımızın listesi uzayıp gider de, benim listem daha uzundu... Sonra bir gün eve nar geldi, o güzelim meyve kaç parçaya bölünmezdi ki, çünkü kalabalıktık. Sobanın etrafında toplanıp bize verilecek mandalinaların, portakalların, elmaların annemin eteği altındaki poşetteki renklerine bakıp beklerdik. Bu beklemek de azaba dönüşürdü, büyüklerin ganimeti her daim fazlaydı. Çocuklara da kalsa kalsa üç beş tane, onlar da ayrıştırılırdı. Genelde hiçbirimiz doymazdık, soyulmuş elma kabuklarını da bir güzel midemize indirirdik. Sonraları ben sebilikten çıktığımda, Iğdır'da büyük bahçeli bir eve taşınmıştık. Kiraz, dut, elma, erik, kayısı, şeftali, vişne, kiraz, incir, üzüm ne istesek vardı artık. Tanıştığımız kelimeler, tanıştığımız insanlar, tanıştığımız yerler gibi onların da hevesi gitti, kaldı bir tek görüntüleri. Meyvelerin açlığı doyuma ulaşmış ve artık görünmezlik, umursamazlıkla baş başa kalmıştı. Bahçede dişlenen her meyve bir kere dişlenir, sonra da hızlıca fırlatırdım. O günler çoktan geçti.

Üniversite birinci sınıfta Ferid Edgü'nün Hakkari'de Bir Mevsim kitabını okuduğumda, aynı coğrafyanın içinden geçmenin tanıdıklığı hem bir gülümsemeyi hem de bir hüznü beraberinde getiriyordu. Kitaptaki çocuklar bendim, anne babaları, evleri tanıdıktı. Dünyaları benim dünyamın içindeydi. Beyazın kollarına kendini bırakmış dağların sisinde dünyaya bakan pencereden ben de bakmıştım. Aşılmazlığın, hakikatli doğayla mücadeleye ben de şahit olmuştum.

Her şey bir yana, hikaye o kadar tanıdık ki, kitaba içimden sarılıyordum. Sonra beni en derinden vuran sahnenin kenarında durdum, öyle değil, geçmişe eğilerek durdum. Ağlamadım, ama ağlamaktan beter oldum. Öyle bir hal. Şöyleydi:

"Aladdin geliyor. Gece.

Hoca benim kardeş hasta, diyor.

Nesi var? diyorum.

Ateşi var çok, diyor. Ölecek.

İlâç vereyim mi? diyorum.

Hayır portakal ver, diyor.

Portakal yememiştir hiç."

Bazı meyvelerle geç tanıştım: Hakkari'de Bir Mevsim