EDEBIYAT

Hasta eşinin yanında değildi, "Onüç Gün" boyunca aşkını mektuplara döktü

Author

Onu herkes şair olarak bilir. Ama o yalnızca şair değil; eleştirmen, yazar ve aklınıza gelebilecek çoğu şeydir. Bu isim Cemal Süreya'dır. Aşk şiirlerini kendi biricikliğinde yazan, milyonlarca kişinin hayran olduğu bir şair. Aşklarıyla hiç gündemden düşmeyen, yazdıklarıyla da gündemin tepesinde yer alan. Her daim kendini dışarıda büyüterek gösteren bir şairdi. Cemal Süreya'nın eşi Zühal Tekkanat'a yazdığı mektuplar da son dönemlerde en çok okunan kitaplar arasında. Hastanede yatan eşi Zühal Tekkanat'ın yanında olamayan şair, eşine moral vermek ve yanında olduğunu göstermek amacıyla onüç gün boyunca mektup yazmış. Cemal Süreya'nın yazdığı aşk dolu mektuplarda, eşine ve aile kavramına olan vurgular da dikkat çekiyor.

Cemal Süreya'nın Onüç Günün Mektupları adlı kitabındaki aşk dolu sözler şöyle:

"...Sana hiçbir zaman hayınlık etmedim ben. Edemem. Kaç yıldır evliyiz, yan yanayız. Hâlâ başım dönüyor senlen, esrikim senlen, seviyorum seni. Her geçen gün daha büyük bir aşkla. N'olur, akkavakkızı, anla beni. Bu sevgimi hor görme. Kendininkine uydur, yakıştır. Bu satırları ilk evimizin altındaki kahvede yazıyorum. Ve ben seni o ilk günlerdekinden daha büyük bir tutkuyla seviyorum..."

"Düşünüyorum da aşk sözcüğünü de biraz eksik buluyorum şu senlen ben arasındaki ilişkiye. Daha büyük, daha sağlam bu bizimki. Aşk onun içinde sadece bir kısım galiba. Ötesinde aşkla birlikte, ama yer yer, zaman zaman onu aşan başka duygular, başka esriklikler, başka baş dönmeleri de var bizde. Seni seviyorum ve senin için her şeyim. Beni seviyorsun ve benim için her şeysin. Bir insan için şu kısa hayatta bundan daha büyük ne olabilir ki. Acaba Mecnun Leyla'yı elde edip onunla evlenseydi, Ferhat Şirin'e kavuşsaydı, aradan bu kadar yıl geçtikten sonra bizim birbirimize olduğumuz gibi tutkun olabilir miydi? Yangın olabilir miydi? Sen ne dersin buna?"

"Aşk insani çizgide bütünlemeli. Mutluluk da, sanırsam, o zaman bütünleniyor. Güven, mutluluğun temelidir. Güven aşkın ve her türlü aşkın, yani cesaretin, yani kavganın temelidir."

"Sensiz hiçbir şey olmuyor. Her tasarım, her projem seninle. Bir su akıyorsa, bir bulut geçiyorsa, hep seninle. Seviyorum seni."

"Bizim sevdamız böyle günlerden de geçmiştir. Ama biz o günleri de çok severiz, değil mi? Yaşadığımız günlerdir, birbirimizi tanıdığımız günlerdir. İyi, kötü günler geçirdik. Çoğunca da iyi günler. Öperim o günleri."

"Seni sevdiğimi söylüyorum. Dudaklarında hafif bir kıpırtı, gözlerinde, her şeye, bütün acılara, güçlüklere karşın, bir sevinç gölgesi. Mutlusun. Sağol! Hayat bu, hayatımız bu bizim. Bölüşügeldiğimiz bu hayatı yine bölüşüp sürdüreceğiz."

"Biz gözyaşımızı gizleyen insanlarız

Biz kahkahamızı da gizleriz

Biz koşuyu kaybettikten sonra da koşan atlarız.

*

Seni seviyorum."

Hasta eşinin yanında değildi, "Onüç Gün" boyunca aşkını mektuplara döktü