HIKAYE

İtalo Calvino: Sandık Gözlemcisinin Uzun Günü

Author

İtalo Calvino'nun daha önceleri Sandık Müşahidi, yakın zamanda da Sandık Gözlemcisinin Uzun Günü olarak çevrilen kitabı, ikinci dünya savaşı sonrası İtalya'da yapılan bir seçim sırasında, bir sandık görevlisinin gün içinde yaşadıkları ele alınıyor. Sandık görevlisi kominist partili Amerigo Ormea'nın bir seçim gününde kafasındaki soruları, bürokrasi ve halk üzerine düşüncelerinin anlatıldığı uzun bir hikayede, derin düşünsel kırılmalar karşımıza çıkıyor. Kitabın kahramanı Amerigo Ormea'nın kendi fikri içeriğinin dışında, coşkularını, duygularını, yoğun tasvirlerle, bazen ilahi bir bakış açısıyla bazen de kahraman bakış açısıyla, kendi estetiğinden geçirerek anlatmıştır Calvino. İktidar ve güç ekseninde yaşananların dünyanın her yerinde aynı olduğunu gösteren tespitlerle dolu kitapta, Calvino karakterinin kendi ideolojisine yönelik eleştirilerini de derinleştirir. Bu eleştirileri yaparken Calvino, sıkça göndermelere de başvurur.

Türkiye'de aylardır konuşulan referandum günü, nihayet geldi kapımıza. Evet herkes sandığa gidecek, oyunu kullanacak ve akşamına çıkacak sonuçları bekleyecek. Madem seçim var, biz de böyle bir içerikle insanlara bir şeyler hatırlatalım dedik.

İtalo Calvino'nun Sandık Gözlemcisinin Uzun Günü'nde Amerigo Ormea'nın seçime ve siyasete dair gözlem ve tartışmalarının yer aldığı bazı alıntıları sizinle paylaşalım. Kararınızı değiştirmez belki ama, verdiğiniz karardan duyduğunuz pişmanlığın sözü olur bir gün size:

"Öte yandan, sürekli elinden geleni yapmayı öneren bir ahlak ilkesi vardı; yaşamın başka alanlarında olduğu gibi politikada da insanlar için, ahmakların dışında, izlenecek iki yol vardı: Pek fazla umuda kapılmamak ve yapılan her şeyin bir işe yarayacağına inanmak."

"...kuşkuculuğa savaş açan kişi kendi zaferinden kuşku duyamaz, yenilmeye boyun eğemez, yoksa düşmanla özdeşleşmiş olur."

"Seçimin kendisi değildi önemli olan: Neye yaradığını kim anlıyordu ki? Asıl ilgilendikleri, gizli bir dünyada yaşayan kendilerinin, tanımadıkları bir düzenin temsilcisi olan bu yabancıların sert bakışları altında sahneye çıkarak oyunun başrolünü oynamaya çağrılmalarıydı."

"Amerigo, "gönül borcunu ödemeye kimsenin karşı çıktığı yok, sayın başkan" dedi. "Ama burada siyasal bir seçim yapılıyor. Sorun, herkesin kendi düşüncesine göre oy vermesini denetlemek. Bunun gönül borcuyla ne ilgisi var?""

"Savaştan sonra, oy verme zorunlu tutulalı beri, hastaneler, düşkünlerin yaşadığı yurtlar ve manastırlar Hristiyan Demokrat Parti için büyük bir oy deposu oluşturuyordu."

"Demokrasi yurttaşların karşısına bu gösterişsiz, renksiz ve basit kıyafetlerle çıkıyordu. Amerigo bazen bunu olağanüstü güzel bulurdu; her türlü debdebe, şatafat ve gösterişin önünde eğilip dalkavukluk edilen İtalya'da, bu manzara ona dürüst ve ağırbaşlı bir ahlak dersi gibi geliyor, bunu, süs püsten uzak dış görünüşü yüzünden demokrasiyi aşağılayabileceklerini düşünen faşistlerden sessiz ve sonsuz bir öç alma sayıyordu. Uzun lafın kısası, demokrasinin kurallarını pek önemsemeyen iki ayrı kesimdiler ama her ikisi de onun en tutkulu bekçileri, en somut örnekleri olduklarına inanmıştı."

"Amerigo, bu insanlara, zorla kabul ettirilen sözde özgürlükte, acaba gerçek özgürlüğün habercisi bir kıvılcım var mı, diye içinden geçirdi. yoksa bu yalnızca bir yanılsama, ancak bir an için kendini gösterip bir adı olduğunu tanıtlama mıydı?"

"Hani bazen, her şeyi anladığımızı sandığımız anlar olur ya, ama daha anladıklarımızı dile getiremeden aklımızdan geçenler uçar gider."

"Her zaman aşırıya kaçan, en uç noktaları bağdaştırmaya çalışan Amerigo hem durmadan çatışmak ve savaşmak hem de aynı zamanda, her şeyin ötesindeki bu dinginliğe kavuşmak istiyordu. Ne istediğini o da bilmiyordu; sadece herkes gibi kendisinin de, sürmeyi arzuladığı yaşamdan ne denli uzak olduğunun bilincindeydi."

İtalo Calvino: Sandık Gözlemcisinin Uzun Günü