SINEMA & TV

Muhsin Bey'i inceliğinden vurdular

Author

İzlediğim filmlerin içinde belki de yaralanmanın başka değişik şekillerinden geçtim Muhsin Bey filminde. İncelik hep kendi sonunu hazırlar koparak, kırılarak. Bu Muhsin Bey'den fırlayarak gelip bana çarpmıştı. Yüzünün hürmeti de kırılıyor. Yanılmak iyi bir şey diyorsun, çünkü yanılsan bile aynı duygunun, aynı duygunun güzelliği etrafında. Sonra gün döndü, gece geveledi, filmlerin bana hikayeler hatırlattığı gelip yanı başımda durdu. Umut yakamıza yapışan bir şeymiş, öğrendim. Öğrenemedim aslında, onunla daha çok devrileceğimi anladım.

Anladım ki, bizi incelikler nasıl güzelleşiriyorsa öyle de kırıyor. Konuşan mı incinir, dinleyen mi, yoksa konuşan mı incitir, sessiz kalan mı incitir, pek bilinmez ama, nasıl olursa olsun, insanın incineceği varsa zaten inciniverir. Toprağın altında kökten köke hücum eden ağacın toprak üstündeki dinginliği, salınması, sessizliği nasıl da güzeldir. Ya toprak altında, böceği, taşları, toprağı yara yara her bir yana kendini atışı nedir? Belki bir hakikat belki de bir kırılma. Muhsin Bey'in film boyunca sakinliğinin altında gizlediği o derinlik ağacın kökleri gibi. Derinliğinde bir yerlere ulaşırken kendini kıran. Dünyada küsen bir çiçek varsa, o çiçek Muhsin Bey'in odasındaysa, onun inceliğinden geçiyorsa, dünyaya bakar o çiçek. Çiçeklerle konuşmanın inceliği, çiçeği serpiştiren yanı, yapraklarını açtıran büyüsü, rengini belli eden görüntüsüyle sözün hükmünü de ortaya çıkarır. Muhsin Bey dünyanın ortasında seslenir, güzelliğin dalına. Hayata karşı durduğumuz yeri, ders çıkarmaktan öte, kötülüğün içinden öte, inceliğin yanındadır. İnceliği ve güzelliği denemenin ve daha çok sürdürmenin öğreticiliğini bıraktı bana.

Emeğini Ali Nazik'e yatıran, kazığı yiyen Muhsin Bey. Yine de öc almayayı kendinde belleyen Muhsin Bey. Güzellikten vazgeçmeyen Muhsin Bey.

Filmin içinde türküyü seslendiren Ali Nazik'in geçmişten kalma bir sözün güzelliğiyle buluşturması:

"Aman bir güzeli sevip de alamazsan, ismini aleme rüsva eyleme."

Filmin sonlarına doğru, Ali Nazik ile Muhsin Bey arasında kızgınlığın bile naifliğe dönüştüğü o diyalog:

Ali Nazik: "Ağam kusura bakma kendimi kurtarmam lazımdı."

Muhsin Bey: "Kurtardın mı bari?"

Bazı filmlerin özetini, farkına vardığımızda bazı şairlerin dizeleri ortaya çıkarıyor. Birhan Keskin'in dediği gibi:

" yetiştirdiğim en iyi nişancı vurdu beni"

Muhsin Bey'i inceliğinden vurdular