EDEBIYAT

Yazmanın iyileştirici yanı var mıdır? Sosyal deneyle kanıtlandı!

Author

Yazmak eyleminin insanın doğasındaki en yaratıcı eylem olduğunu herkes bilir. Kimi zaman, "Yazmak öldürmektir," kimi zaman "yazmak yaşamdan öç almaktır," derler. Örnekleri çoğaltabilir. Ama yazmak her insanın ruhunun açığa çıkarması dışında, ruhunu besler. İçindeki hırsları, bastırılmışlıkları, güzellikleri, anlatılamayanları açığa çıkarır. Onun duygu ve düşünce odalarında kendine ait bir yer bulur başkaları. Düş içinde gerçeği, gerçek içinde düşün sınırlarına varılır. Bir öğretmen gibi günden güne, hayata, insana, doğaya karşı eğilişi değişir. Peki yazmak bunca görkemliyken yazmanın insana katkısı nedir? İnsanı gerçekten iyileştiriyor mu? Gelin hep beraber görelim.

BBC'de yer alan bilgide, Psikoloji profesörü James Pennebaker, yazmanın etkilerini öğrencileri üzerinde böyle denemiş:

James Pennebaker, öğrencilerinden en üzücü dönemlerine dair hissettikleri duyguları 15 dakika boyunca yazmalarını istiyor ve bunu dört gün boyunca tekrarlıyor.

Süreç devam ederken her 20 öğrenciden bir tanesinin ağladığına tanık oluyor ve devam etmek isteyip istemediğini sorduğunda devam etmek istediğini öğreniyor.

Pennebaker, bir sonraki süreçte öğrencilerinin ne sıklıkla doktora gittiklerini gözlemliyor ve ortaya çıkan sonuçla yeni bir şey keşfettiği duygusuna kapılıyor. Çünkü gizli duyguları üzerine yazan öğrencilerin daha az doktora gittiğini öğreniyor.

O günden sonra psikonöroimmunoloji alanında, özellikle yazma ile bağışıklık sisteminin işleyişi arasındaki bağlantıya dair pek çok araştırma yapılıyor.

Araştırmaların bir kısmı astım, iltihaplı romatizma, meme kanseri ve migren gibi hastalıklar üzerinde yoğunlaştırılıyor.

Kansas’ta yapılan küçük çaplı bir araştırmada, meme kanseri tedavisi gören kadınların duygularını ifade eden yazılar yazdıktan sonra hastalıklarıyla ilgili daha az sorunla karşılaştıkları ve doktor ziyaretlerinin bir hayli düştüğünü gözlemleniyor.

Söz konusu araştırma, kanserin yazma eyleminden etkilenebileceğini iddia etmiyor ancak hastalıklarıyla ilgili yazan kadınların, kanserle ilgili bilimsel gerçekler üzerine yazan kontrol grubundaki kadınlara oranla kısa vadede kendilerini çok daha sağlıklı hissettiğini gözlemliyor.

Tüm bu araştırmaların genel sonuçlarını değerlendiren Joanne Fratarolli, yazmanın kapsamlı bir etkisinden söz edilebileceğini fakat bu durumun da sınırlı olduğunu söylüyor.

Fakat Pennebaker, bir sonraki araştırmasında yazılarda kullanılan dili inceliyor. Yaraları hızla iyileşen kişilerin en çok “ben”, ardından ise “o” zamirine yöneldiklerini görüyor.

Pennebaker’a göre bu durum, kişilerin olaylara başka perspektiflerden bakmaya başladıklarının kanıtı olarak değerlendiriliyor.

Aynı kişiler “çünkü” kelimesini de sıkça kullandıklarını gözlemleyen Pennebaker, hastaların olaylara anlam kazandırmaya çalıştıklarını söylüyor.

Tüm bu incelikli araştırmalara rağmen yazmanın pek çok anlamda işe yaradığı gözlemlenmiş olsa da, bu durumun kısa süreli olduğu gerçeği özellikle vurgulanıyor.

Yazmanın iyileştirici yanı var mıdır? Sosyal deneyle kanıtlandı!