HIKAYE

Kayıp aranıyor!

Author

Ne olmuş yani çarpıcı bir başlıkla giriş yapmak istediysem. Hep geçmişten hikayeler anlatacak halimiz yok ya. Bu sefer daha bu sabah yaşadıklarımdan bahsetmek istiyorum.

Kayıp aranıyor!

Dün akşam acil bir iş seyahati için yurtdışına gittim. Evrak alışverişinden sonra aynı uçakla geri döndüm. Yurtdışı dediğime bakmayın 2:30 saatlik mesafe sadece. İstanbul'dan destinasyonumuza yolculuk başlıyor gece 11 uçağı ile. Aynı uçakla sabah 4'de geri dönüyoruz destinasyondan.
İstanbul'dan kalkış yaptık. Uçuyoruz😂 belirli bir irtifaya geldikten sonra servis başladı. Malum bizim milletin huyudur hosteslere sarkıntılık düzeyinde samimiyet. Yerden 10.000 mt yükseklikte iki karış koridorda işini yapmaya çalışan ve aynı zamanda uçuşunuz boyunca sizin memnuniyetiniz için sürekli gülümsemek zorunda kalan insanlara reva görmeyi çok seviyoruz maalesef. En ön sıralarda olduğum için ilk servis yapılanlar arasındaydım. İkramlarımı aldım fakat ufacık bardaktaki suyun benim gibi bir dikişte 1lt su içen birine yetmesini kimse beklemesin. Nitekim ekstra su istedim (utanmasam şişesini ver git diyecektim). Fakat servise sonradan dahil olan, kumral ile sarı arası saçlı, belirgin(aşırı çekici bulurum) yüz hatlarına sahip, uzun boylu, zarif ve ince yapılı, bakışları biraz sert ama gülüşü sıcak bir hostes hanım(ayşegül), biraz terslercesine servisteyiz şu an dönüşte suyunuzu getiririm deyince, yandık bu yolculuk bitmez dedim. Tahminimce kendisi kabin amiriydi. Gittiğimiz aynı ekiple geri döneceğimizi düşününce dur bakalım hayırlısı deyip devam ettim. Yanımda taşıdığım değerli evraklar nedeniyle uçaktan en son inecek, özel araçla karşılanıp yine özel araçla geri uçağa bırakılacaktım. Bu arada biz ekip olarak 3 kişiyiz. Diğerleri orada kalacak. Ben evrak alışverişi yapıp döneceğim.
Uçakta en son kalınca tabi bizim ekipten biri hosteslerle konuşmaya başladı. Yaşça en büyüğümüz olan diğer arkadaş aşağıda aracı bekliyor. Ben de koltuğumda oturuyordum. Ayşegül hanım, bana"patronunuz aşağıda koşturuyor sen burda oturuyorsun, nasıl iş bu" dedi. Bende kibar bir dille bu ekipte kimsenin patron olmadığını ekibin yöneticisinin ben olduğumu söyledim. Tam inerken de dönüş uçağı yolcu listesine bakmış olacak ki "dönüşte bizimle beraber mi döneceksiniz" dedi. Ben de "sadece ben hızlıdan işlerimi halledip geri döneceğim" dedim. Tek seferlik bir iş değil ama benim yapacağım kısım bir kaç ayda bir gerçekleşiyor. Onun dışında diğer arkadaşlar haftada 1-2 defa uçacaklar iş amaçlı aynı destinasyona.
İşlerimi halledip dönüş uçağına yetiştim. Uçağa binerken boarding pass kontrolü sırasında koltuğum biraz geride olduğu için "bu sefer sizi arka tarafa mı attılar" dedi Ayşegül Hanım. "Eheheh evet biraz geç kalınca bana da orası kalmış napalım" dedim. Bir yandan da ilgili olmasından kaynaklı bir gülümseme oluştu yüzümde. Yol boyunca yine bir kaç sefer çeşitli konularda sorular sorunca ister istemez heyecanlandım. Hoş bir kadın her şeyden önce. Bütün uçak içerisinden benim gördüğüm kadarıyla tabiki sadece bana karşı ilgili davranması ve sorular sorması heyecanlandırdı. Bu arada Ayşegül Hanımı kime benzettiğimi yol boyunca düşünmeme rağmen hatırlayamadım. Fakat dönüş yolunun sonlarına doğru şimşekler çaktı. Adaşı olan üniversiteden bir arkadaşımla Çağla Kubat karışımı bir tipi ve güzelliği bir anda taşları yerine oturttu. Tabi bu heyecanımı bir kat daha arttırdı.
Sadece acaba tekrar konuşabilir miyiz diye şansımı denemek için, uçağın ön tarafında oturduğunu gördüm ve tuvalete gidiyorum bahanesiyle o tarafa gittim. O sırada başka birşeyle uğraştığını görünce mecbur tuvalete girdim. Biraz durup sonra çıktım. Bu sefer müsaitti. Arkadaşıma benzettiğimi söyleyerek muhabbete girerim diye düşündüm ama cesaretimi toplayıp konuşmaya giremedim. Çünkü eleştirdiğim şeyi yapıyor olmamak için, tüm ilgi ve sıcaklık belki de sadece işini en iyi şekilde yapıyor olmaktan kaynaklı olabilirdi, işinin stresinin yanında bir de yolculardan birinin asılması stresini yaşatmak istemedim, her ne kadar öyle bir niyetim olmasa da yanlış anlaşılıp çalışan kadınlara yapılan tacizlere karşı olan biri olarak aynı durumun içinde bulunmak istemedim ve hatta belkide evli nişanlı ya da bir ilişkisi olabilirdi. Velhasılı geri durdum ister istemez. Heyecanımı bastırıp tekrar denemek için şarap içtim. Ama yine de doğru veya yanlış tartışmasına girmiyorum burada ama ben kendimi ve de o zarif hanımefendiyi o duruma düşürmek istemedim. İçsel bir çatışma yaşadım ama duygularım yerine sağduyumu dinlemeye karar verdim.
Yolculuk sonu geldi. Yine bir heyecan bastı beni. Bekleyip sonlarda insem belki tekrar konuşma fırsatımız olur mu diye. Tabi Ayşegül hanımın arka diye bahsettiği yer sadece 9.sıra olduğu için daha fazla bekleyemedim. Koridordan çıkışa doğru hareket ettim. O sırada Ayşegül kapıda yanında bir hostes arkadaşıyla beraber tüm yolculara "iyi sabahlar, güle güle" diyorlardı. Tabi korktum çekindim ve kapının orda Ayşegül hanımın yüzüne bakamadım. Fakat o bana "tekrar bu destinasyonda sık sık uçacak mısınız" diye sorunca heyecanla yüzüne bakıp "ben 1-2ayda bir uçucam ama ekip her hafta uçuyor" dedim. O da neden benim uçmayacağımı sordu. Ben de işlerimin ağırlıklı olarak ofiste olduğunu bana ait görevin pek sık olmayacağını söyledim. İyi günler kendine iyi bak deyip indim😔 İnerken heyecandan kalbim yerinden çıkacaktı. Belki tekrar karşılaşırız diye dutyfree de bile oyalandım. Fakat iş arkadaşlarıyla birlikte kalabalık bir ekip olarak çıktıkları için tekrar şansımı deneyemedim. Peşinden bakakaldım.
Şunu belirtmek isterim ki başlıkta bir ironi var aslında. Son dönemde popüler olan otobüste, metroda vapurda vs biriyle karşılaşıp sonra da sosyal medyanın bütün nimetlerinden faydalanıp o kişiyi aramak gibi bir amaçla burda değilim. Aradığım özlediğim şey o hissettiğim duygular ve heyecanlardı. Uzun zamandır yaşamadığım ve burnumda tüten duygular. Benim naçizane amacım; bana hissettirdiği duygular için Ayşegül hanıma minik bir teşekkür etmekti. Eğer görürse bu yazıyı çok mutlu olurum. Bu arada sabah yoldayken stalkçı yanım durmadı. Belki bir sosyal medya hesabını bulabilirim diye ufak çaplı bakındım ama bişey bulamadım. Bulsam ne yapacaktım sanki ama işte heyecan bu durduramıyorum.
Bu arada Ayşegül hanımefendiyi google üzerinden ararken, benim gibi başka birinin de aynı havayolunda çalışan Ayşegül adında birini aradığına rastladım. Fakat bu abi yada abla biraz şehvetli duygularla arıyordu😂 Ayrıca Ayşegül'ün çalıştığı Atlasglobal'in kabin memuru ve kabin amiri arkadaşları ne kadar zor şartlarda, tehdit ve zorbalıkla ve hatta mobbing ile çalıştırdığını öğrendim ve içim bir kötü oldu. O herkesin imrenerek baktığı kabin mürettebatı arkadaşların ne kadar zor ve yıpratıcı şartlarda çalıştığını öğrenmiş olmak onlara karşı saygımı bir doz daha artırdı.
Teşekkür ederim Ayşegül.