KADIN

Mathilda - Kanımdaki Zehir 1. Sezon / Part A

Author
Mathilda - Kanımdaki Zehir 1. Sezon / Part A

İlk hikayemde çıkış noktam Zehra Çengil'in "Hiç doğum gününde şutlanan var mı aramızda?" yazısından ilhamla başlayacak demiştim.

Evet ben de bir doğum günümde şutlandım. Bu konuya ileride değineceğim ama öncelikle bu hikaye silsilesinin başlangıç noktasına götürmek istiyorum sizi.

Üniversitedeki ilk yıllarımda popüler olmaya başlayan twitter'a ilk adımımı atmamla başladı herşey. Arkadaş ortamına atılan tweetler falan derken yavaş yavaş hayatımın içine girmeye başladı. Tabi o zaman twitter bu kadar popüler değil. Resmen dutluk. 100 takipçisi olanlar kendini popüler ilan ediyo falan. Neyse bu konuya başka bir zaman detaylı değinirim diye umuyorum.

Gel zaman git zaman komik ve eğlenceli muhabbetlerinden ötürü zamanın troll denilen insanlarını takip etmeye belki bir gün ben de onlar gibi anonim bir troll olabilir miyim diye düşünmeye başladım. Derken bazı takip ettiğim bazı isimler yaptıkları paylaşımlarla vs kafamda sivrilmeye başladı. Diğerlerine göre daha komik, dobra ve eğlenceli gelmeye başladılar. Bunlardan biri de hikayemin başrolü ve hayatımın son bir kaç yılını mahveden anonim bir kadın twitter kişi ki bundan sonra Mathilda diye anıcam.

Mathilda - Kanımdaki Zehir 1. Sezon / Part A

Nerdeyse tüm tweetlerini okuyordum, çoğunu fav'lıyordum, bir kısmını da rt'liyordum, hatta dahil olabileceğim bir şey varsa mutlaka cevap vermeye çalışıyordum. Aslında bir tek ona özel değil onun gibi kafamda sivrilmiş 8-10 tane kadın ve erkek twitter trollüne de aynısını yapıyordum. Neyse gel zaman git zaman bu Mathilda benim etkileşimlerime cevap vermeye vs başladı. Tabi başlarda şaşırsam da artık tanımaya başladı diye düşünüyordum. Etkileşimlerin arttığı ve yavaş yavaş bu troll çevresinden insanlarla tanışıp takipleşmeye başladığım dönemde, Mathilda tam da benim çalıştığım lüks sektörü hakkında bir tweet attı. Ben de o konuda bilgili ve sektörde tanınmış biri olduğumu belli eden bir yorum yaptım. Eee yıllarımı vermişim olsun o kadar havamız. Neyse o tweetin altında. 3-5 cevaplaşma vs derken. 3-5 gün sonra o da beni takibe başladı. Sonra bir gün ifşa olmaya karar verip instagramını paylaştı tabi herkesi kabul etmeyeceğini belirterek. Durur muyum? Hemen bir takip isteği... akşamına kabul etti ama geri takip etmedi tabi. Hoş kızmış doğrusu. İlk anda etkilenmedim değil. Neyse yine aynı şekilde devam etti. Tweetler etkileşimler vs derken bir gece saat 03:00 civarları telefonuma bir etkileşim geldi😳 Dm'ime Mathilda'dan mesaj.

- Kimsin sen?

- Pardon? Kimsin derken?

- Yani kendini tanıtır mısın? Kimsin, necisin, ne iş yapıyosun falan?

Tabi ben uyku sersemliğinin şokuyla tanıttım falan. Derken bu "yarın napıyosun, müsaitsen buluşup bi kahve içelim, hem yüzyüze tanışmış oluruz" dedi. Hoppala ikinci bir şok. Olur dedim. Yeri kararlaştırdık vs.

Ertesi gün oldu ve biz maceralı bir şekilde buluştuk😂 Aslında gelmesine hiç ihtimal vermiyordum. Sonuçta gece yarı uykulu bir mesajlaşma ve bir anda çat diye buluşma teklifi😳 Troll olma ve hatta ertesi gün buluşma yerinde yalnız başıma onu beklerkenki resimlerimle tüm twitter ahalisine rezil olma ihtimali dahi vardı. Harcarlardı beni matmazel. Gözümün yaşına bile bakmazlar ve minnoş saf salak kalbimi kırarlardı hiç acımadan. O yüzden önce onun mekana gelmesini bekledim ve bilerek buluşma saatinden 15-20dk geç gittim. Neyse buluştuk, tanıttık birimize kendimizi, sonra "nasıl buldun beni beklediğin gibi biri miydimler vs" ve siparişler verildi. Masum ve arkadaşça yenilen bir tanışma yemeğiydi.

Konu konuyu açtı, beni nasıl farketmeye başladığını, twitter a ilk giriş maceralarını, nasıl troll olduğunu, neden benimle tanışmaya karar verdiğini vs derken konular son 1-2 aydır aynı evde yaşamaya başladığı sevgilisinin bir anda ortadan kaybolup 3-5gün sonra olgun görmüş/geçirmiş kuaför bir sevgili ile ortaya çıkıp bunu evden kovmasına kadar geldi. Malum olgun görmüş/geçirmiş kuaför abla hepinizin gözünde canlandı dimi😂. Neyse bunu terkeden çocuk da şu devirlerde çok popüler olan yavru gelim alimmi tipli 28-30lu yaşlarda bi insan müsfettesi.

Yemekler bitti vs derken tanıştığıma memnun oldum faslından sonra hesabı istedik ve kalktık. Ayrılmak üzere yolda yürüyoruz. Birden Matilda;

- Nereye gideceksin?

- Eve🤔 Sen?

- Bilmem. Bi işin var mı?

- Yok, öyle eve gidicem işte. Neden sordun.

- İstersen bi kahve içelim mi? Hem vakit geçer hem de sohbet ederiz.

- Olur. Olur tabi evde bekleyenim yok yani.

Yürüyoruz yolda kahve içecek bir yer bakıyoruz. Popüler bi mekan var. Cami yanı ünlülerin uğrak yeri, orası aklımıza geldi. Ama bir baktık ki dolu. Sonra mekanın karşı sokağında sakin bir mekan aklıma geldi ama lounge tipi bir mekan. Bilirsiniz, hafif cool house müzikler, loş ortam, rahat koltuklar... Dedim "Kahve yerine birer kadeh bişeyler içmeye ne dersin" Tabiki onun da hoşuna gitti bu fikir. Birer kadeh diye başlayan sohbet tabiki 4er kadehe uzandı. Konu konuyu açtı, sohbet sohbeti. Uzun zamandır böyle alkol eşliğinde sohbet edecek birine ihtiyacım varmış meğer.

Bu arada bu benim görüşüm tabiki kimseyi bağlamaz ama alkolün vücuda girişle damarlarda birşeyler hareketlenmeye başlıyor ve tüketilen alkolle geometrik orantılı olarak hareket de artıyor. Bu hareketin Mathilda'ya verdiği yetkiye dayanarak;

- Ya şey diyicem, eğer vaktin varsa biraz da müzikli bir yere geçelim mi?

- Ya şey olabilir aslında. Aslında ben de bi mekan değiştirsek mi diyodum. Nereye gidelim?

- Ortaköy olur mu?

- Tabi ya. Pek mekan bilmiyorum ama olur.

- Bakarız işte. Bi taksiye binelim de önce.

Mathilda - Kanımdaki Zehir 1. Sezon / Part A

Hesabı ödedik, taksi çağırdık ve Ortaköy'e geldik. 1-2 bar canlı müzik vs değiştirdik ama pek sarmadı. Hedefinde bende derin izleri bulunan ve hazin bir sonu olan bir mekan varmış kafasında. Benim de orası vardı ama daha saat erken oyalanmamız lazımdı. Neyse vakti geldi geçtik mekana. Kış ayları ve hafta ortası olunca, normalde nefes alacak yer bulunmayan mekanda, rahat bir bistroya geçtik oturuyoruz. İlk siparişlerimizi verdik. Öyle ertafı kesiyoruz, telefonlarımızla ilgileniyoruz falan. O eski muhabbet azaldı. Malum müzik son ses ve ortam loş. Derken alkol seviyesinin artmasıyla oturduğumuz bar taburelerinden kalkıp yavaş yavaş dans etmeye başladık. Alkol ve mekandaki bass etkisi arttıkça uzak mesafeli danslar yakınlaşmaya başladı. Derken iltifatlar, beraber selfieler, videolar vs derken uzun zamandır bu kadar keyifli bir zaman geçirmemiştim. Hiç bir şekilde abartı veya asılma vb şeyler yok tamamen doğal akışında bir yakınlaşma. Ufak tefek ve ürkek temaslar, danslar, belime ve beline nazikçe sarılmalar. Gecenin sonuna geldik.

Mekanda müzik bitti. Gece sonu iltifatları... İkimizde uzun zamandır böyle kafa dağıtmamışız, iyi eğlenmişiz ve acayip rahatlamışız. İyi de anlaşıyoruz. Sohbetler, konular, yeme içme alışkanlıklıkları vs baya iyi bir ikili olduk. Ben zaten bu yürüme işlerini pek beceremem elime yüzüme bulaştırırım. Onun için hiç denemedim bile o gece için. İçimden, kıza hayvan gibi yürümeyeyim ki bari canım sıkıldığında kafa dağıtmam gerektiğinde falan iyi bir ortak buldum onu kaybetmeyeyim. Neyse taksi çağırdık. Metrobüse gittik. Ordan evine gidecekti ki, benim ısrarımla evine kadar metrobüsle eşlik ettim. Kapısına kadar bıraktım. Orada gecenin hatırına, yarı masum bir öpücük kondurdu. Öyle bir öpücük ki zehrin ilk damlalarını damarlarıma enjekte etti resmen.

To be continued...