KADIN

Mathilda - Kanımdaki Zehir 2. Sezon / Part G

Author

Belki herkese oluyordur bilmiyorum ama gelince herşey üst üste geliyor. Resmen artık daha fazla kaldıramayacağım noktaya geliyordu olaylar. O güne kadar hiç bir zaman intihar’ı bir seçenek olarak görmemiştim hayatımda. Ama galiba yolun sonuna yaklaşıyorum diye de düşünmeye başlamıştım. Yani kimse kolay kolay bir noktaya gelmiyor biliyorum ama ben bu konuda sanki ekstra zor bir hayat yaşıyorum sanki.

Mathilda - Kanımdaki Zehir 2. Sezon / Part G

Mesela sokakta herkes kavga ediyor, millet birbirini doğruyor, kesiyor, öldürüyor. Ulan sokakta ayının biri kadına vurmaya çalışıyordu. Dayanamadım araya girdim. Adam tam bana vuracakken önce davranıp kafa attım. Sadece kafa yahu. Sonra kadına vururken film izler gibi izleyen insanlar ben karışınca meseleye. Ayırdılar ve mesele karakol’a taşındı. Adam önce dava açamamak için kan parası istedi. Araya nüfuzlu birilerini soktuk konuyu kapattık derken 3-4 ay sonra dava açmış. 1 yıldan fazla süren davadan sonra hapis cezası aldım ve bir ton tazminatla para cezasına çevirdiler cezayı. Bir adet kafa attım hepi topu. Daha böyle onlarca olay anlatabilirim. Şanssızlıkta dibi görmüşümdür yani. Velhasıl hep sarp dağlara tırmanıp duruyorum. Hala daha devam ediyor hayat mücadelem.

O gün trafik içinde bir şekilde ulaşabildim Billur’un yanına. Hırsı hala geçmemişti. O geceden beri bişey yememiş hala. Önce alışverişe gidecekmiş ve ben ödeyecekmişim sonra da yemeğe götürecekmişim. Karar almış. Ayrılıp kolayca yaptıklarımın yanıma kâr kalmasına izin vermeyecekmiş. Psikolojisi düzelene kadar bu şekilde kötü davranacakmış. Yapacak birşey yok tamam dedim. İlk başlarda ters davrandı sonra yumuşadı. Yemekte güzel güzel konuştuk ettik falan. Akşam evine bıraktım. Sonra whatsapp’dan çılgın atmaya devam etti. Sürekli bir iyi bir kötü davranıp duruyordu. Artık benim de psikolojim bozulmuştu bir kaç haftanın sonunda. Her ondan mesaj geldiğinde kalbim aşırı derece hızlı çarpmaya başlıyor, elim ayağım boşalıyor, ne yapacağımı şaşırıyordum. Tabi bu etrafımdakiler tarafından da fark edilince doktora gittim. Bir gün boyu tetkikler vs baya uğraştılar. Sonra bir avuç sakinleştirici, yatıştırıcı, ritim düzenleyici vs verdiler. Bazılarını hala zaman zaman rahatsızlık hissettiğimde kullanmaya devam ediyorum. Evet yaptığım suçtu ve büyük bir hataydı ama eminim insanların büyük çoğunluğu bu hatayı yaptı diye bu kadar büyük bir bedel ödememiş ve ödemeye devam etmiyordur. Başta bahsettiğim mesele buydu. En sonunda Billur bile acıdı halime ve yumuşadı. “Ben sadece burnun sürtsün istemiştim bu hale geleceğini düşünmemiştim” dedi. Burda yazdıklarımı kimse yanlış anlamasın. Ben burda Billur’u falan suçlamıyorum. Hata benim hatam kabul ediyorum. Sadece durumumu arzetmeye çalıştım.

Neyse burda bulunma amacım bir tür adalet arayışı değil, içimi dökmek olduğu için konuya devam edeyim. Bu sürecin sonunda Billur’un ruh sağlığı ve benim beden sağlığım için ayrılmayı teklif ettim. Gerçekten önceliğim kızın ruh sağlığıydı, çünkü hem çok hassas bir insandı hem de benim hatamdı tüm bu yaşadıkları. Zor oldu ama Billur’un büyük direnişine rağmen ayrılmıştım. Karmaşık duygular içerisindeydim. Karar verme hatta doğru karar verebilme yetim 0’a inmişti.

Bu ayrılığın sonrasında Mathilda; olaydan 3-4 hafta ara geçtikten sonra beni aradı. O gece ne olduğunu neler yaşadığımı vs süreci sordu merak etti. Bir kahve içmek üzere buluşmaya karar verdik. Buluştuğumuzda detayları konuşup birbirimize anlatacaktık.

Buluştuk da nitekim. Ben başladım anlatmaya... O gayet soğuk kanlı bir şekilde keşke şöyle yapsaydın, keşke böyle yapmasaydın vs falan cevap veriyor. Sonra durdum dedim ki “nasıl bu kadar herşeyi normal karşılıyorsun?”. Ben dedi “ artık seninle bir süre arkadaş olarak devam etmek istiyorum”. Zaten bu kadar olaydan sonra farklı bir şey olması mümkün değil benim açımdan da. Anlatmaya devam etti. Barancan’ın doğum gününde yeni arkadaşlarıyla tanışmışlar. O ekibin en cool takılanı Hakan diye biri varmış. Onunla yakınlaşmışlar. Onunla bir ilişkiye başlamayı düşünüyormuş. Belki bu sefer hayatının erkeği o adam olabilirmiş vs vs vs.

Ayıptır söylemesi işim gereği çoğu işadamını tanıyorumdur veya tanıyanı tanıyorumdur. Neyse iki tanıdığa sordum. Bunlar çulsuzun tekiymiş ve nasıl becermişlerse birilerini dolandırmışlar ve Bir milyon Euro civarı bir parasını çarpmışlar. Yani işin özü bizimkinin gördüğü her şey makyaj.

Neyse hiç bişey söylemedim Mathilda’ya bu adamlar hakkında. Tanıyan kimse yok onları dikkatli ol dedim sadece. Bu sırada telefonu çaldı, arayan Hakan. Açtı telefonu, bişeyler konuştu, yüzü düştü. “Allah belanızı versin” deyip kapattı. Ne oldu diye sormadım bile.

Dayanamadı anlatmaya başladı. Hakan’ın telefonundan bir kadın aramış bunu. “Rahatsız edip durma! Bıktım senin gibi kadınları Hakan’ın yakasından temizlemekten. Biz uzun zamandır birlikteyiz vs vs vs.” Deyip sövüp sayıp kapatmış. Garibimin morali bozuldu ağlamaya başladı. Ben de tek kelime etmedim ama gülmekten kendimi de alamıyorum. Sadece “hiç akıllanmayacaksın değil mi” diyebildim.