ILIŞKILER

Mathilda - Kanımdaki Zehir 2. Sezon / Part F

Author

 Ben yine Mathilda'nın ne yaptığını anlamaya çalışıyorum. Dur bakalım çıkar kokusu diyorum. Ses etmiyorum alttan alıyorum falan. Kendimi avutmaya çalışıyorum işte. Ama başıma gelecekleri de biliyorum. Biliyorum ama bambaşka bir yerden ters köşe gol yiyeceğim haberim yok. O kadar güveniyorum ki kendime hiç ihtimal vermiyordum oradan gol yiyeceğime.

Mathilda - Kanımdaki Zehir 2. Sezon / Part F

Bizimki bir kaç gün sonra Barancan’ın doğum gününe gitti. O gün fazla konuşmadık. Bıraktım onu. Dönerse benimdir, dönmezse zaten benim olmamıştıasdfghjklşi... Neyse böyle zamanlarda fazla üstüne gidip strese sokmak istemiyorum. O gece yazmadı ve sonraki 1-2 gün daha. Ben de yazmadım, üstelemeyeyim dedim. 2 gün sonra yazdı. Meğer o geceden beri Barancan’da kalıyormuş. Çok sevmiş onu ve arkadaş çevresini falan. Akşam evine dönecekmiş. Eve geçtikten sonra gel yemeğe çıkalım dedi. Kabul ettim. Buluştuk, yemeğe gittik. Son 2-3 gününden bahsetti falan anlatıyo da anlatıyo. Tepki göstermedim, he he deyip geçtim.

Gece eğlenmeye gidelim dedi o malum ilk tanıştığımız yere. Olur dedim kafayı dağıtmış olurduk hem. Gece o mekanda 1 saat durduk, durmadık hemen kıvranmaya başladı. Ya burası güzel değil bugün karşı tarafta RnB gecesi varmış oraya gidelim diye. Neyse geçtik oraya. Mekana girdik boş bi stand vs arıyoruz. Bu bir arkadaşımı gördüm sen geç ben geliyorum dedi. Tamam dedim. Gitti 10dk yı buldu dönmesi. Kim olduğunu sordum, tanımazsın dedi. Neyse sipariş verdik ve sonra ben lavaboya gittim. Döndüm masada kimse yok ama çantası burda. 5dk bekle gelen yok. 10dk bekle gelen yok. Dedim içkimi içerim çıkarım. Yani mekan zaten gümbür gümbür bir de onu mu arayacağım. Bir de haber vermeden gitmişken. Neyse tam 20dk sonra döndü geldi. “Ya arkadaşım geri geldi buraya beni zorla locaya götürdü bir içki ikram etmek için. Kıramadım haber de veremedim. Biz daha ne kadar takılırız burda?” Dedi. Neden dedim. Kalktıktan sonra hanımefendi arkadaşlarıyla devam edecekmiş. Oraya geçecekmiş. Mekan kapanınca da arkadaşının evine geçip orada devam edeceklermiş. Dedim “ sen dalga mı geçiyorsun? Madem onlarla plan yaptın yada yapacaksın beni neden buraya sürüklüyorsun? Ne bok yiyeceksen yeseydin! Bu ne demek oluyor böyle, beni buraya kadar getirip sonra ben arkadaşlarımın yanına geçiyorum bay bay demek?” Tabi atara kalkınca şoka uğradı ve “kusura bakma haklısın alkolün etkisiyle saçmaladım vs” falan deyip alttan almaya başladı. Benim de tadım kaçınca “hadi geliyorsan çıkıyorum ben” dedim. Bu sefer bu atara kalktı “ ne demek geliyorsan? Seninle geldim seninle çıkarım. Ne demek o? Bana ucuz orospu muamelesi yapma” dedi. Bi güzel bağırış çağırış mekandan çıktık. Taksiye bindirip gönderecektim, istemedi “seninle beraber gelmek istiyorum” dedi. Bindik taksiye ama benimle gelmesine izin vermedim ve evine bıraktım zorla. Yine bir ton tartışma vs. Neyse o gece kavga dövüş atlattık meseleyi.

Ondan sonra yine ben pek yazmadım. Tavırlı cevaplar verdim falan. Bu alttan alıyor arayı düzeltmeye çalışıyor. Bu arada 2-3 gün geçti böyle. Bizim patronun iş ortağını ve arkadaşlarını ağırlamak için o gece rezidansta bir yemek vermek istedi. Çok değerli misafirleri olduğunda genelde orda ağırlarız zaten. Manzara mükemmel, konum mükemmel, lüks şatafat vs herşey en üst seviyede ve çok iyi yemekler, mezeler vs yapan şef aşçı tarafından hazırlanıyor herşey. Yani hiç bir restoranda böylesi bir yemek ve ortam mümkün değil. Ben de herşeyi organize eden taraf olarak çoğunlukla bu yemeklere katılıyorum. O gece de ordaydım yine. Tabi ortam keyifli olunca alkol su gibi aktı. Ben de abartmadan da olsa eşlik ediyorum misafirlere. Geceyi güzel bir şekilde tamamladık. Biraz da erken başladıkları için erken bitti. Bu arada da yemek boyu Mathilda yazdı durdu bana. Konuşuyoruz falan. Öte yandan Billur’la ilişkim devam ettiği için o da sürekli yoklama çekiyor bana. Onu da ihmal etmiyorum. Gecenin sonuna doğru Mathilda’ya nerdesin yazdım. Planım misafirleri yolladıktan sonra belki bi ayılma kahvesi içeriz. Tabi kesildi cevaplar.

Öteki taraftan Billurla konuşmaya devam ediyoruz. Kafamın güzel olduğunu anladı. Kıskançlık yapıp duruyor. Darlıyor da darlıyor. Facetime vs ne gerekiyosa yaptık gösterdim herkes gitti tek başımayım diye. Billur’un morali bozukmuş ve yanında olamadığım için de beni sinirlendirip canımı sıkmaya çalışıyormuş. Bu kadınlardan korkulur! Ben mutlu değilsem sen de olma! Düşünceye bak. Ben de madem canın sıkkın gel beraber içmeye devam edelim deyip çağırdım. “O kadar param yok, yoksa sen teklif etmeden süpriz yapar gelirdim” dedi. Saat geç olmuştu. Toplu ulaşımla ulaşma imkanı kalmamıştı. Taksi ile de Billur’un kaldığı yerden rezidansa en az 70-80₺ tutar. Dedim atla gel karşılarım ben seni, düşünme bunları. Geldi ben zaten olmuşum. Billur’da içmeye başladı, ona da eşlik ettim. Ben oldum zilzurna. Tabi zilzurna olunca tamam deyip yatağa geçtik. Sızmışım kalmışım. Herşeyi ortada bırakmışım. Telefon, cüzdan, yediğimiz içtiğimiz masa ortada kalmış, bardaklar, şişeler vs. Gece su içmeye kalktığı sırada ki bu saat 3’e denk geliyor. Mathilda’dan mesaj geliyor. Şans bu ya tam onun uyandığı saatte gelince mesajın sesini duyuyor ve telefona bakıyor. Şok geçiriyor. Gelip parmağımı okutup telefonu açıp bakıyor. Konuşmaları okumaya başlıyor. Bir noktaya kadar okuyup sonra kan beynine sıçramış ve beni kaldırdı. Bir kova suyu kafamdan aşağı boşalttı. Ne oluyor diye anlamaya çalışıyorken, her tarafımı tırnaklarıyla deşti geçti. Arada ortada kalan ne varsa üstüme atıyor. Üstüm başım enerjiyle karışık alkol. Her tarafım cam ve tırnak izleri. Yerler cam kırıkları dolu. Gece 3:30’dan sabah 12:30 a kadar ağzıma sıçtı. Evet yaptığım çok büyük bir hata ama Billur’da da ne hırs varmış. Bir iki saat daha devam etseydi öldü bu deyip cesedimi çöp konteynırına atacaktı.

Her tarafım kan içinde üstümü temizleyip Billur’u evine bıraktım. Sonra da kimseye görünmeden evime gittim. Duş aldım kanları vs temizledim 3-4 saat uyudum dinlendim. Rezidansa temizlikçi getirdim. Eşyalarımı toparlayıp çöpe attım. Halletmem gereken bir iki işi halletmek üzere yola çıktım. Hain kapitalist düzen adam akıllı acı çekmeme bile izin vermiyor. O sırada Billur ardı ardına defalarca arayıp durdu “çabuk gel buraya” diye. Trafik de o gün inadına tıkalı. Herşey üstüme üstüme gelip duruyordu. Viyadükteyiz o sırada. Taksiden inip atlayayım kurtulayım dedim.