KADIN

Ukde - 02 / Part B (son)

Author

Bu partı son 2 geceden beridir silip yeniden yazıyorum. Çünkü anılarım yeniden canlandı. Bir melankolik oldum. Toparlayamıyorum cümlelerimi. Bu gece de toparlayabileceğimden emin değildim ama 2 kadeh şarap, üzerine iki kadeh viski elimin/dilimin bağlarını çözdü. Sadece sevgiyle, aşkla açıklanacak bir şey değil. Daha çok herşey yolunda gitseydi o akşam o avmde onunla el ele tutuşup gezen ben olabilirdim. Olabilirdim. Ama olamadım işte olmadı. Bunun ukdesi işte beni kitleyip dengemi ayarımı bozan. Neyse heyecanını kaçırmadan devam edelim.

Ukde - 02 / Part B (son)

O akşam sahilde şarap sohbetinden sonra herşey daha farklı olmaya başladı. Bana karşı ilgisi arttı sanki. Yada bana öyle geldi. Sürekli sohbet ediyoruz. Artık daha özel konularını açmaya başladı. Arada karşılıklı iltifatlar minik cilveler falan. Bu arada bahsetmiştim Mercan yeni bir hayat kurdu istanbulda babasıyla birlikte diye. Burda yeniden üniversiteye başlayacaktı. Başlamadan da son bir tatil yapmak istiyordu. Babasıyla beraber çıkmak istedi fakat babasının işleri musait olmadı. Bunun üzerine

- Seninle neden gitmiyoruz ki dedi.

- Gerçekten mi? Neden olmasın ki dedim.

- Tamam o zaman planı seninle kuruyorum dedi.

Daldık hayallere naparız nereye gideriz. Yunan adaları mı olsun Montenegro mu, yoksa Hırvatistan mı derken. Kurduk tüm planları ve hayalleri. Aradan 1-2 gün geçti sohbet ediyoruz ama tatil konusu pek açılmıyor. Sordum dayanamadım. Babası kendisi gelemeyince Mercan'ın teyzelerini ikna etmiş. Onun için iki teyzesi büyük teyzesinin eşi ve küçük kuzeniyle beraber gitmesi gerekiyormuş. Dolayısıyla bizim planlar suya düştü. Ama olsun yaz başında yine gideriz beraber diye teselli etti beni. Daha neler neler yapacakmışız yaz gelince süprizmiş sonra söyleyecekmiş. İşte böyle hayaller kurdurup ortada bırakılıyor insan.

Ukde - 02 / Part B (son)

Neyse tatili boyunca hep konuştuk. Bu arada Yunanistan'ın batı kıyılarındaki İyonya adalarında tatil yapmaya karar verdiler. Corfu, Lefkada, Poros, Ithaki, Sami, Zakintos falan gezdiler baya. Orada ithaki'de bir tavernada yemek yerken yaşlı bir yunan kadını Mercan'ı ve gözlerini çok beğenmiş ve ona bir "Mati This Thallassa" hediye etmiş. "Denizin gözü" demek. Kadının rivayetine göre nadir bulunan bir mercan'ın değerli bir parçasıymış. Ölünce kuruyup taşlaşıyormuş bu şekli alıyormuş. Şekli göz gibi, bizim nazar boncuklarına da benziyor falan. Hoş ve hikayesi olan birşey. Ben çok değer veririm hikayesi olan objelere.

Tatil bitti döndüler. Bizimkinin okulu başladı. Tabiki ilk senesi tanışma partileri falan heyecan dorukta bizimkinde. Çünkü burda hiçkimsesi yok benden başka. Yeni arkadaşları dostları olsun istiyor. Ben de destekliyorum falan. Hatta bazı tanışma partilerinde rahat hissetmiyor ben de eşlik ediyorum. Aramızdaki bağ daha da ileri gidiyor. Eski ilişkilerden falan konuşuluyor. Artık oraya kadar vardık.

1-2 hafta sonra hadi gel bu akşam beraber bir yemeğe gidelim. Kendimi ödüllendirmek istiyorum dedi. Kabul ettim. Karar verdik bir restorana. Et yiyeceğiz. Düzgün kaliteli ve abartısız diye sevdiğimiz bir restoranı tercih ettik. Yolda giderken beni eski sevgilim aradı. Ben dünyanın en salak ve üşengeç adamı olduğum için ve telefonda ismi aşkım/kuşum/bebişim şeklinde değilde komikli bir şekilde ve sevimli/komik arası bir resimle kayıtlı olduğu için değiştirmemiştim. Unutmak değil baya baya salaklığımdan değiştirmemiştim. Tabi Mercan gördü arayanı açsana dedi. Boşver başımın belası açınca çok uzun konuşuyo ondan açmak istemiyorum deyip konuyu kapattım. Bu arada dip not; bu eski sevgilim(kod adı Su) aramızdan gerçekten sevginin bittiği için ayrıldığımız ve zaman zaman daraldığında sohbet etmek için arayan, zaman zaman estiğinde kahve içtiğimiz bir insan. Yani nasıl becerdim bilmiyorum ama baya arkadaş kalabildik. Ama kimseye anlatamazsın bu durumu. Burası Türkiye maalesef. Neyse Mercan bozuldu hissetim ama takılmadı çok fazla. Oturduk yemeğimizi yedik, şarabımızı içtik. Çok keyifli ve mutlu bir akşam geçirdik. Gece evine bıraktım. Uyuyana kadar yazışmaya devam etttik. İçimden bir ohh çektim. Takılmamış Su'nun aramasına diye.

Ukde - 02 / Part B (son)

Ertesi gün yemekte sohbetini yaptığımız bir şey vardı. Bu şapşik gitmiş hediye olarak bana ondan almış. Dedim senin yanaklarını yerim. Ne kadar sevimli ve tatlı bir şey oldun sen😍 bir hafta daha böyle online sohbetlerimiz devam etti. Bu arada hep hediyemi ne zaman veriyosun diye şaka yollu takılıyorum. Ama bir türlü uygun bir vakit ayarlayamıyoruz. Bizimki okula başladı ya sosyal olucam arkadaş edinicem diye Voleybol, müzik, dağcılık vs tüm kulüplere üye olmuş, tüm etkinliklere kayıt yaptırmış. Hafta sonu sabah voleybol öğlen müzik akşam bambaşka bir kulüp etkinlikleri, hafta içi dersler ve sonrası etkinlikler kurslar vs derken full bizimkisi. Tabi böyle olunca yavaş yavaş sohbet sıklıklarımız azaldı. Azaldı... Azaldı... En son mesajıma 2 gün sonra cevap verdi. Ne oluyor neyin var diyorum cevap vermiyor. Bişey mi yaptım diyorum, cevap yok. Engelleme de yok. Hiç bişey yok. Sinirleniyorum, üzülüyorum, kırılıyorum ama yok. Resmen hayatından yoksaydı beni 1-2 hafta içinde kademeli olarak. Sanki hiç mesaj atmıyor, yazmıyor, aramıyor ve okulunun kapısına gelmiyormuşum gibi...

Kötü oluyor insan, içi eziliyor, daralıyor bunalıyor. Durduk yere ortada hiç birşey yokken, ne bir veda, ne bir söz, ne de bir açıklama yok. Sanki ben hiç hayatına girmemişim. Sanki hiç gözüne bakmamış, gülüşünü görmemiş, sesini duymamışımcasına.... Bir açıklamasını yapamadım. Şöyle şöyle oldu ondan diye içimi rahatlatamadım. Terk edilmedim bile. Hani reklam maillerini spamlarsın da gereksizlere düşer 1-2 hafta sonra da silinir ve sanki o mailler hiç atılmamış gibi olur ya. İşte tam o şekilde spamlandım. Kırıldım. Geçtiğimiz pazartesi günü malum avm'de bahsettiğim eski sevgilim yeni dostum Su ile buluşmuş yemek+kahve yapacakken karşılaştık. Yemeğe gittiğimiz restoranın içinde bile karşılaştık. Resmen o yaşayıp unutup kafandan sildiğin ukde tam olarak buydu diye kader gözüme soka soka karşılaştırdı bizi. Hem de -bir daha karşılaşmayayım diye tam zıddı taraflara gittiğim halde en az 8-10 defa karşılaştık. Gözünün içine baktım hatta bir sefer karşılaştığımızda, ama yine o sanki boşluğa bakıyormuşçasına bir tavırla yanımdan geçti gitti. Omzumuz birbirine değdi, gözlerimiz değmedi. Bakın kadın erkek farketmez kimseye bunu yapmayın. Biri hayatınıza girmişse ve size bir şekilde istemeseniz de değer veriyorsa bir elveda cümlesini en azından çok görmeyin.

Sevgiler,

Myndos Kayıkçısı...

Ukde - 02 / Part B (son)