EĞLENCE

Bileklerini kestikten sonra ölümün şiirini yazan şair, Beşir Fuad

Author

“Ameliyatımı icrâ ettim, hiçbir ağrı duymadım. Kan aktıkça biraz sızlıyor. Kanım akarken baldızım aşağıya indi. ‘Yazı yazıyorum, kapıyı kapadım’ diyerek geriye savdım. Bereket versin içeri girmedi. Bundan tatlı bir ölüm tasavvur edemiyorum. Kan aksın diye hiddetle kolumu kaldırdım. Baygınlık gelmeye başladı…”

Bileklerini kestikten sonra ölümün şiirini yazan şair, Beşir Fuad

Belki de birçoğunuz adını hiç duymadı, hiç bilmiyor. Ama Beşir Fuad bey gerek edebiyat adına yaptığı ilkler gerekse yaşamı ve ölüm şekli yani intihar anı ile tarihimizin ilginç kişilerindendir. Peki nedir tam olarak Beşir Fuad’ı ilginç kılan?

Öncelikle Beşir Fuad kimdir kısaca bu soruya cevap bulalım. 19.yy edebiyatçılarından olmakla beraber Türk edebiyatında ilk denemeci, ilk Türk materyalist, ilk biyografi ve ilk eleştirmen olma sıfatlarına layık görülmüştür. Öncü olduğu bunca konu dışında yazarın hayatı ve 35 yaşında intihar ederek hayatına son verirken hissettiklerini yazdığı mektup verdiği eserlerin önüne geçmiştir.

Özel hayatı

Beşir Fuadın annesi psikolojik rahatsızlığı olan bir kadındı. Hatta Beşir Fuad'ın en büyük korkularından biri annesinin rahatsızlığının ırsi olması ve bir gün kendisinin de bu rahatsızlığa yakalanmasıydı. İlk evliliğinde mutlu olamayan Beşir Fuad ikinci evliliğinden iki çocuğu dünyaya gelir. Ancak Namık Kemal ismini verdiği oğlu hastalık sebebiyle çok küçük yaşta vefat etmiştir. Bu ölüm peşine annesinin paranoyak krizlerinin artması ve ölümüyle sonuçlanmasıyla zaten endişeli ve evhamlı olan yazar için bir çöküş olmuştur. Mutluluğu bulamayan Fuad bir süre sonra evlilik dışı bir ilişkiye başlamıştır. Fransız sevgilisi için bir ev kiraladığı bilinmektedir. Yakın dostu Ahmet Mithat’a yazdığı mektuplarda eşi ve sevgilisi arasında kaldığını ve bu durumdan ne denli acı duyduğunu yazmıştır.

Ölüme yaklaşması

Bileklerini kestikten sonra ölümün şiirini yazan şair, Beşir Fuad

Yaşadığı hayattan duyduğu ızdırap gitgide artan Fuad aradığı huzuru bulamama, delirme korkusu ve ölümün zamansızlığından endişe duyduğu için kendini eğlenceye, zevke vurmuş ve annesinden kalan bütün varlığının da sonunu görmüştür. Oğlunun hastalığından beri düşündüğü intiharı sık sık yakın dostu Ahmet Mithat’a yazdığı mektuplarda ertelediği bu sonu gerçekleştireceğini belirtir. Hayatındaki olmamışlıklar Beşir Fuad’ı dibe götürmüştür.

Beşir Fuad 5 şubat 1887 gecesi evdekiler uyuduktan sonra kütüphanesine çekilmiş; annesi gibi kriz geçirmek istememesi ya da oğlu gibi beklenmedik hastalıklara yakalanma korkusu onu kendi ölümüne yakınlaştırdı. Deney gibi gerçekleştirdiği intihar anı sırasında kapıyı vuran baldızına yazı yazdığını söylemiştir. Morfin enjekte ettiği bileklerini dört yerinden keserek gördüklerini oldukça sakin bir şekilde yazar. İşte tam o sırada yazdığı satırlar.

“Ameliyatımı icrâ ettim, hiçbir ağrı duymadım. Kan aktıkça biraz sızlıyor. Kanım akarken baldızım aşağıya indi. ‘Yazı yazıyorum, kapıyı kapadım’ diyerek geriye savdım. Bereket versin içeri girmedi. Bundan tatlı bir ölüm tasavvur edemiyorum. Kan aksın diye hiddetle kolumu kaldırdım. Baygınlık gelmeye başladı…”

Morfinin etkisi gectikçe yazarın çığlıklarıyla ev halkı başına toplanmıştır fakat buna rağmen kurtarılamamıştır. Yazar bu ölümle bilimsel bir veri bırakma isteğini cesedini kadavra olarak Mekteb-i Tıbbiye’ye bağışlayarak gerçekleştirmek istese de bu vasiyeti yerine getirilmemiştir.