HIKAYE

Starbucks'ta Terkedilen Gözlük

Author

Toplaşın toplaşın, sosyal deney gibi bir hikaye geçti başımdan. Biraz Sherlock Holmes, biraz komedi, biraz suç içerikli bir hikaye olacak. Size bu sefer Starbucks'ta unutulmuş zavallı bir gözlüğün hikayesini aktaracağım.

Starbucks'ta Terkedilen Gözlük

Yer İzmir hava yine "durumlarda 43 hissedilen 73 hesabı, nem var, esmiyor" bir hava. Bir saat kadar güneşin altında dolanıp çarpasıya kadar benim adamla dolaştık ettik bir mekana girdik. Mekanda 3 vantilatör çalışmasına rağmen bana mısın demiyor. Kaçtık ordan dedim benim bildiğim bir tek klimali Starbucks var, kaptırdık gittik. Kıbrıs Şehitleri yakınlarındaki Starbucks'a oturduk.

Mekan bahçeli ve iki kata sahip, bahçe ve giriş katı tıklım tıklım, haliyle kendimizi yukarı attık bir köşeye yığılmışız. Bu esnada hemen yanımızda oturan öküzün biri de göz göre göre beni süzünce benimki de "Buyrun hayırdır?" diye sorunca adam ellerini polise teslim olur gibi havaya kaldırdı sonra da kalktı gitti tabi. (Bunlar ülkemizde normal şeyler!) O sırada ön masada gözümüze bi gözlük çarptı, bir süre de gelip alan olmayınca günün eğlencesi başlamış oldu. 

Ben en son okuduğum kişisel gelişim kitaplarından birinde Holmes hikayeleri ve dikkati üzerine baya bişiler öğrenmişim. Belli ki bugün onları kullanmanın zamanı diye insanları izliyorum. 

İkinci kata çıkan önce gözlüğü kesiyor, önceden gözüne kestirmiş olanlar da her geleni kesiyor, acaba bunun mu diyip üzerindeki gözlüğü görüp "Aaa bunun kendi gözlüğü var bu değilmiş." dercesine rahatlıyor adeta. Her gelende ortam çok gergin ama. Masa tam tuvaletlerin olduğu yerde, tuvalet için kalkıp oturanlar da gözlerini gözlükten alamıyor.

E tabi şimdi yer Starbucks bir de adı çıkmış artık zenginlerin mekanı bir de mekan Alsancak olunca kesin marka bişidir diye düşünülüyor. Masaya yönelenler olup, gözlüğü görünce dolu zannedip başka yere oturanlar da oldu tabi. Hepimizin gözü orda ama alamıyoruz. Herkes kendi iç hesaplaşmasını yaşıyor her kalkana bakıyoruz "aha bu kendini kaybetti şimdi alacak götürecek" diye. Bu esnada ben de içeri baktım benimkine diyorum "Mekanda iki kamera var, ikisi de doğrudan gözlüğe bakıyor, bu bir sosyal deney olabilir. Hani İzmir'de gözlük unutursanız diye yapılan şu deneylerden" (Sherlockstrasza) Ama tabi eğer sosyal deneyse kameralar insanların o bakışlarını yakalayabilecek bir yerde değil. :) Dışarda insanlar dünyanın hırsızlığını yapıyor burda biri bu gözlüğe sahip çıksa hapse falan girer. Suçun büyüğü küçüğü de olmaz gerçi.

Sonra yanımıza bir genç oturdu. Aaa yanımızda derken bir de baktık malum masaya oturuverdi. Şarj için oturmuş. Ama bir yandan da gözlüğün yerini falan değiştiriyor masada. İkinci katın gözü hala aynı masada tabi, herkes çok tedirgin. Dönüp dönüp bakanlar falan. Hikaye benim için burada bitiyor biz arkadaşlarla görüştükten sonra kalkıp gittik mekandan. Zavallı gözlük masada yatmaya devam etti mi bilmiyorum ama umarım annesi gelip kurtarmıştır. Ya da belki buradan görür ve ardında bıraktığı gözlüğün ne tacizlere uğradığını okurken yanağından bir damla yaş süzülür. Abla umarım 1. kalite çakmasıdır çünkü gerçeklerinin kayıp sonrası yuva yıktığını biliyoruz.

Son olarak da siz siz olun suçun büyüğünden de küçüğünden de uzak durun. Emin olun her zaman suçu az olan ya da işlemeyen asıl suçludan daha fazla ceza alır. Bura Türkiye.