DIĞER

4 Saat

Author

Oğlan vapurdan iner. Saat 14:30′dur. Bankta dalgın şekilde oturan kızın yanına doğru ilerler. Kız hususi olarak vapur yönüne bakmıyor değildir. Dalgınlığı yorgunluğundandır. Oğlan kızı omzundan tutar. Kız dalgınlığından çıkıp oğlana gülümser. Gerçekten gülümser, gözlerinin içi güler. Tıpkı beslendiği kaynaklar ve ruhsal kökleri benzer olan diğer insanlara gülümsediği gibi.

Sıradan bir sarılmanın ardından yürümeye başlarlar. Herhangi bir planları yoktur. Hiçbir zaman bir planları olmamıştır. Kız oğlanın koluna girer, çünkü buna izin vardır. El ele hiç tutuşmamışlardır. Bu bir kopuş nedeni olmamıştır.

Biraz hal hatırdan sonra Balat’a gitmeye karar verirler. Kız daha önce Balat’a hiç gitmemiştir. Bu fikre bayılır. İstanbul’lu olmayıp kıza İstanbul gibi gelen oğlanla kız, sıradan ve ‘yeni’ bir yere de hiç gitmemişlerdir zaten (burada yeni AVMleri ve yeni semtleri ifade etmektedir).

Sohbet ede ede, birbirlerini anlaya anlaya, birbirlerini güldüre güldüre Galata Köprüsü’nden geçerler. Haliç’in kenarından yürüyüşleri devam eder. Oğlan daha önce çok kez gittiğinden kıza Balat’ı biraz anlatır da. Nereye girilir, nereye girilmez, bildiği yapıların tarihçeleri vs. Yaptıkları sadece bir yürüyüştür. Rahatlatan, eğlendiren ve güvendiren.

Kız bir anda çok mutlu olduğunu hisseder. Oğlandan onu öpmek için izin ister. Geçmişlerinde çok kez ayrılıp daha çok kez ayrılamamışlardır. Oğlan çekimser, yanağını kızın dudak seviyesine doğru indirir.

Yürümeye devam ederler. Neredeyse, dar bir yerden geçerlerken oğlan kızı bileğinden tutar, elinden değil. Bilek, hem kızın hem oğlanın bir bedendeki en sevdikleri yerdir. Daha önce de tutulmuştur. Kız, oğlanın arkasında gülümser.

Yorulurlar. Bir cafeye oturmak ister kız. Otururlar. Kızın sigarası bitmiştir. Oğlan gidip kızın sigarasını alır. Kız kendini değerli hisseder. Sohbete devam ederler. Kız saatine bakar, 16:30 olmuştur. Buluşmalarının yarısı geçildiği için mutsuzlaşmaya başlamıştır. Bunu nereden anladığını kız da bilmemektedir. Aslında belki de hiç bir tam gün geçirmemiş olmalarındandır.

Cafeden kalkarlar. Oğlan kıza Haliç’in karşı kıyısına tekneyle geçmeyi teklif eder. Bu oğlan niye böyledir? Kız çok sevinir. Çünkü onu da ilk defa yapacaktır.

Karınları acıkır. oğlan yemek yemeyi teklif eder. Kız saatine bakar, 17:30′dur. Buluşmalarının dörtte üçü böylece bitmiş olur. Kız hisseder.

Yemeğe geçerler. Yemeğin bir yerinde kız cevabını bildiği o soruyu sorar: ‘Akşamı da benimle geçirir misin?’ Oğlan kafasını sallayarak reddeder, işi vardır. Kız aynı soruyu bir kere de taksi beklerken soracaktır. Kendine bunu hatırlamasını söyler.

Yemekleri biter. Hesabı öderler. Saat 18:30 olmuştur. Kız üzgün, yalnız ve yine de keyiflidir. Oğlan, kız bir kere daha gitmemesini söyleyecek diye tedirgin. Kız oğlana tekrar gitmemesini söyler, zaten ne zamandır sevişmiyorlardır, kızın tek isteği ona sarılıp uyumaktır. Oğlan yeniden aynı şekilde reddeder.

Taksiye binerler. Oğlan bir yerde kızın bileğinden tutup gözlerine bakmadan, apar topar taksiden iner. Kız eve doğru yoluna devam eder.

Kız evinin kapısını büyük bir hüzünle açar, yatak odasına gider. Biraz ağladıktan sonra uyumaya karar verir. Oğlan o esnada ne yapar bilinmez. Çünkü bu kızın hikayesidir.

2/6/2017