ILIŞKILER

Mustafa Hakkında Bazı Şeyler

Author

Sene 2008 günün büyük bir kısmını online poker oynayarak geçirdiğim zamanlar. Öyle sıradan bir oyun bağımlılığı değil ama. Günde 5-6 saat uyuyorum, geri kalan zamanlarda bilgisayar başında günün geri kalanını harcıyordum. Evden çıkmıyor, kimseyle görüşmüyordum. Bir süre sonra oyunda sanal para sıralamasında 40 Milyon oyuncu arasında ilk 100e kadar yükselmiştim. Tabi o sıralar chip satışına başlamıştım. chip aktarmak veya oyundan banlanırsam sıfırdan başlamamak için 30 kadar Facebook hesabı daha açmıştım.

Chip satışından aylık 1500-2000 TL arası para geliyordu. Hem hayatta en sevdiğim şeyi yapıyor hem de oldukça iyi paralar kazanıyordum. Bir gün chip satışı yapan bütün kullanıcıların sonu olan hesap banlanmasını yaşadım. En fazla chipi barındırdığım hesabım oyun kurallarına aykırı davranıştan ömür boyu yasaklanmıştı. Hayata küstüm. Bu şoku birkaç gün atlatamadım. Oysa bir süre sakin kalmayı başarsam yan hesaplardaki chipi yükseltip eski şaşalı günlerime birkaç hafta içinde ulaşabilirdim ama olmadı. Bütün hesapları sıfırladım.

Küçük kör bahisli masalarda vakit geçirirken fark ettiğim bir durum vardı, bu seviyede avatarında kadın fotoğrafı olan hesaplara oyunculara karşı agresif oynamıyor, blöflerini, görmüyor ve chip aktarıyorlardı. O an aklıma mükemmel bir plan geldi. Hemen hesaplardan birini kadın profili haline getirdim, ismini Özlem yaptım, okuldan arkadaşım olan Selin'in fotoğraflarıyla inandırıcı bir kadın profiline çevirdim. İlk günden faydasını görmeye başladım bu adımın. Bir sürü erkek oyuncu arkadaşlık isteği gönderiyor, masada bana chip aktarıyor, oyunda gerçek para ile satılan hediye paketlerinden gönderiyordu. Oynamak için yeterli sermayenin üzerinde chipe resmen sıfır emek harcayarak sahip olmuştum. Bunu oyunsever okuyucular çok iyi anlayacaklardır.

Özlem profilinde 6 ay kadar sürede çok çok yüksek bir seviyeye ulaşmıştım. Çünkü kendi adıma oynamaktansa Özlem olarak oynamak çok daha rahattı. Bir gün hikayemizin asıl kahramanı Mustafa ile yüksek bahisli bir masada karşılaştık. Son derece iyi oynuyor, kaybedeceği bahislere girmiyordu. Oynama stili bana çok benziyordu. Arkadaşlık isteği gönderdi, kabul ettim. Bu arada gelen arkadaşlık isteklerinin çoğunu red ettiğimi de belirteyim. Çünkü yeterince chipim varken bana yürüyen bir erkeğe kadınmışım gibi cevap vermek istemiyordum. Neyse Mustafa ile muhabbeti her geçen gün ilerlettik, adam benim erkek halim gibi bana yürüyordu. Ben de bir kadın bana nasıl cevap verse hoşuma gider diye düşünüp cevap veriyordum bu şekilde yok yere erkek erkeğe imkansız bir aşkın tohumlarını ekiyorduk.

O sıralar takvimler 2009u göstermeye başlamış, İstanbul'dan Ankara'ya taşınmıştım. Tabii ki poker oynamaya aynı şekilde devam ediyordum. Mustafa ile 6-7 ayı aşan flörtleşmemiz Mustafa'nın tek taraflı aşkına dönüşmüştü. Doğum günümde yıllardır arayıp da orijinalini bulamadığım Pink Floyd'un Pulse konseri DVDsini hediye olarak göndermişti. DVD kutusunun içinde benimle olan konuşmalarından bazı kısımları da yazmıştı. Adres istediğinde yurtta kaldığımı söyleyip, kuzenim olan Özgür'e yani bana göndermesinin daha mantıklı olduğunu söyledim. Birkaç kez ısrarla sesimi duymak istediğini söylediğinde kız arkadaşıma ''bir arkadaşıma şaka yapıyoruz şimdi arayıp ben Özlem diyerek konuşur musun bir iki hal hatır sorup kapat bu kadar'' diyerek yaptığım şerefsizliğe farklı bir boyut katıyordum.

Aradan birkaç ay daha geçti, İstanbul'da idim. Hazır İstanbul'a gitmişken Mustafa'nın işlettiği mekana gittim. Baktım mekanda kendisi o sırada. Telefondan Facebook'u açtım. ''Kareli gömlek sana çok yakışmış'' diye bir mesaj attım. Bir taraftan da izliyorum tepkisi ne olacak diye. Bir anda ayağa kalktı mekanın içinde sağa sola koşturuyor ama erken saatler olduğundan pek kimse yok. Hemen cevap yazdı: ''neredesin göremiyorum seni''. Ben de cevaben '' iki saat kadar önce geldim, gördüm seni şimdi Ankara'ya dönüyorum, iyi bak kendine'' yazdım. ''Aylardır seni görmeyi hayal ediyordum keşke haber verseydin'' diye bir mesaj yazdı. Uzaktan gözlemliyordum, gözleri dolu dolu olmuştu. Bir yandan gidip her şeyi anlatayım dedim sonra vazgeçtim. Hesabı ödeyip çıktım mekandan. Gece uzun uzadıya bir mesaj atmıştı. Özetle gelip Ankara'ya yerleşecek, bir süre birbirimizi tanıyacak, eğer anlaşırsak hayatlarımızı birleştirecekmişiz vs. Tabi cevap vermedim. Aradan birkaç gün geçince Ankara'ya gelmiş, kaldığımı söylediğim Sabancı Kız Yurdu'nda, Gazi İİBF'de beni soruşturmuş, tabi öyle biri yok.

Aradan 2-3 hafta geçti. Tabi ben Özlem hesabını kullanmıyordum pek. Bir sabah benim evin kapısı çaldı. Gittim açtım kapıyı, baktım benim Mustafa kapıda. Tabi şok yaşıyorum ama belli etmemeye çalışıyorum. ''Buyrun'' dedim. ''Özgür Bey'' dedi. Evet anlamında kafa salladım. ''Hani kuzeniniz Özlem'e verilmek üzere kargo göndermiştim'' dedi. Dedim ''Evet doğru söylüyorsunuz da benim Özlem diye bir kuzenim yok, alt komşumdu o kargoyu yolladığınız kişi, gündüzleri genelde uyurdu o yüzden benden rica etti kargoyu almamı'' dedim. ''Gündüz okulu yok muydu Özlem'in'' dedi. ''Ne okulu abi, Rüzgarlı'da pavyonda çalışıyordu, 2-3 ay kaldı bu apartmanda gitti sonra'' dedim. Özür dileyip gitti. Apartmandan çıkana kadar kapıda bekledim. Çıkınca derin bir rahatlama geldi ama.

Akşam uzunca bir ayrılık mesajı atıp hesabımı engellemişti. büyük harflerle ''BEN SENİNLE MUTLU BİR ÖMÜR HAYAL EDERKEN SENİN HER ŞEYİN YALANMIŞ'' diye bitirmişti mesajı. Mustafa o hesaptan yalan hikayemle kandırdığım tek erkek değildi tabi. İlerleyen yazılarda onlara da değineceğim. 

Mustafa Hakkında Bazı Şeyler