HIKAYE

SPOR AYAKKABI

Author

Küçük mahallelerden birinde her 90 ları yaşayan çocuk gibi top peşinde koşarak geçerdi günüm. Şimdiki gibi her istediği alınan çocuklardan değildim. Bu yüzden bayramlar ve doğum günlerim şu andan çok daha değerliydi. Teyzem hemen bizim evin karşısında ki apartmanda otururdu. İki çocuğundan oğlu askerde kızı ise evliydi.Bu yüzden bakkala çarşıya vs. herzaman beni gönderirdi. Böylece aramızda ki sevgi her geçen gün artıyordu. Evi apartmanın en alt katındaydı ve bahçeliydi. Beni diger çocuklar ile bu bahçede top oynamam ve teyzemin toptan rahatsız olması aramızda ki en büyük tartışmaydı. Buna rağmen teyzem benim için anne yarısıydı. Çünkü çocuk yüreğimle onun bana olan sevgisini anlıyordum. Teyzem 45 yaşlarındaydı, ben ise 12 yaşındaydım ve doğumgünüm yaklaşıyordu. Teyzem bana doğumgünümde ne istediğimi sorduğunda düşünmeden spor ayakkabı demiştim. Gerçekten o yaşlarda tek hayalim spor ayakkabıydı ve istediğim ayakkabı yaşadığım küçük şehirde zor bulunan bir üründü. Dogumgünüm geldi çattı, buğüne özel annem ve teyzem sabahtan öğlene kadar birçok meze ve yemek hazırlamış üstelik pastayı da yapmışlardı. Daha sonra teyzem bir işim var diyerek evden çıkmış. Akşam olmuş tüm hazırlıklar tamamlanmıştı. Akrabalar yavaşça gelmeye başlamış yemekten önce hal hatır sorma merasimi başlamıştı. Bir ara teyzem ben 5 dakika eve gidip geleceğim dedi. Yarım saat geçmesine rağmen gelmeyince annem bakmaya gitti ve ağlayarak döndüğünde yardım edin ablamın durumu iyi değil diye evi inletiyordu. Bir anda hepimiz teyzemin evine yöneldik, onu son görüşüm taksiye bindirilişi ve annemin kucağında bir daha hiç göremeyeceğim sevgi dolu gözlerinin kapanışıydı. Bütün gün çarşıda istediğim spor ayakkabı için dolaşmış ve yorgun kalbi buna dayanamamıştı. Hediyemi getirmek için evine inmiş ama bir daha hiç geri gelmemişti. İnsan bir günde büyür mü ben büyüdüm sonra bir daha hiç çocuk olmadım olamadım. İstediğim spor ayakkabı alınmıştı ama teyzem yok olmuştu. O gün anladım dünyanın en pahalı eşyasının bile sevdiğim birinin tırnağı kadar değeri olmadığını. İşte o gün pastamda değil kalbimde mumlar yandı hiç sönmeyen yandıkça içimi acıtan mumlar. Ben o gün yaşlandım ve bir daha hiç çocuk olmadım hatta dedim ya olamadım...