DIĞER

03:01, 8 Ağustos

Author

Geç bir tarihin insanların ziyadesiyle uykusunun geldiği geç bir saatteyiz. Günün her saati insanda farklı bir iz farklı bir heyecan bırakabiliyor. Bazen güzel bir haber alırsın öğle sıcağında bazen de kötü bir haber akşam üstünün tatlı serinliğinde. Ben bu duyguyu çok uzun süredir yaşayamıyorum. Hayatımda beni heyecanlandıracak yeni bişey olmuyor artık. Tamamen monotona dönmüş bir yaşamım var. Kalkıyorum günün ilk saatinde seni özlüyorum. Bak şimdi de günün son saati ve yine aynı şey yine seni özlüyorum. Artık yük olmuyor seni özlemek. Önceden seni özlediğim zaman karanlık bir sokakta gidiyor gibiydim. Her an bir karanlık arzuya kapılıp kendimi o karartının içinde son nefesini boğularak vermek üzere olan bir korsan gibi hissediyodum. Zira bir korsanın boğulması için yaralanması gerekir. Ben de çok yaralandım be güneşim. Çok yaraladın beni hem de en iyi yaptığımı düşündüğüm şeyi yaparken seni severken yani. Uzun bir süre hiçbişey iyi gelmedi bana biliyo musun? Ne biraz daha sigara,ne biraz daha rakı,ne biraz daha Neşet Ertaş. Hiç biri sensizliğin getirdiği karartı da can yeleği olmadı bana. Ama şunu da öğredim bu karanlık dünyam içerisinde gerçekten bir süre sonra gözlerin o karanlığa alışıyor. Ve yaşayabiliyosun. O kadar çok karartı içindeyim ki geçmiş ile ilgili hayaller kuruyorum. Pişmanlık veya keşkem yok sadece geçmiş ile ilgili hayal diyorum. Ama o kadar güçlü değilim. O tarihe geri dönemiyorum. O hayallerden bugüne getirebildiğim tek şey sevgim. Seviyorum lan herşeye rağmen seviyorum. Umarım yakın zamanda dönersin. Çünkü sokaklarım aydınlanmaya başladı. Seninle olan bir karanlığı tercih ederken hem de.