Eksi sözlükten alıntı 24 haziranla ilgili güzel bir yazı

Osman Mizan
Author Osman Mizan
Collection 24 haziran

ah diyorum. ah ah! o kadar çok ah biriktirdim ki içimde. doluyor doluyor taşıyor. umutluydum, etrafımda kim umutsuzluğa düşse hemen dur dedim dur yahu. bu sefer oldu. bu sefer olacak. bu adam başaracak. hem yalova'da seçimleri kaybetmişken, sabaha kadar nöbet tutup 3 oy ile alan adam değil mi? yapar. ysk'nin önünde yatar. avukatlar ordusu ile gider yapar. hem meral hanım da var yanında. güçlü, zeki, ne dediğini bilen gerçek bir siyasetçi. meral hanım da dedi ya, beni ysk'nın önünden kimse alamaz diye, sahi nerede kendisi? neyse konumuza dönelim. ikisi bir olur her şeylerini ortaya koyar yaparlar dedim. ben mi? ben elimden de gelenin fazlasını yapmalıyım! dedim. bu sefer olacak, bu iş olacak! umutlu anlarımda neler oldu peki? - aa 3 gün önceden sonuçları yandaş bir medyada(yanlışlıkla) açıkladığında, güldüm. sadece güldüm. ulan dedim bu sefer yapamayacaksınız. - olandan milyon fazla oy bastılar dediler, güldüm. basın basın dedim bu sefer başaramayacaksınız çünkü muharrem ince var.! bu son şansımız dedim sayın ince. bu bizim ülkece son şansımız dedim. heyecandan uyuyamadım seçimden önceki gece, umut vardı ve kocaman bir inanç. birkaç saat dinlenip kalktım erkenden gittim müşait olarak görev yaptığım okula. sandığım şişli’de olmasına rağmen, daha çok ihtiyaçları vardır diye kağıthane nurtepe ye istedim görevimi. müşait olacakken, sandığımda saadet partili kurul üyesi yoktu, sandık başkanına bastırdım ve saadet partili olarak kurula girdim. sandığın başındaydım, aç kaldım, susuz kaldım. ama ne vardı biliyor musun? neşeliydim. inancım vardı. güldüm, eğlendim, eğlendirdim, sakinleştirdim. umutluydum çünkü sayın ince, mutluydum. güzel günler göreceğiz, güneşli günler dedim hep. sayım başladı, kağıthane’nin nurtepe ilçesindeki okulda daha önce görülmemiş sonuçlar görüldü sayın ince! sen ve chp neredeyse her sandıkta evet çok değil ama en az 10-15 farkla aldınız. ak partilerin yüzündeki şaşkınlığı gördüm, o şok ifadesini, mutsuzluğu. işte o zaman, en çok inandığım zamandı. sayım bitti, oylar mühürlendi. sevgili polisimiz geldi ve sadece sandık görevlilerinin sandık ile gidebileceğini söyledi. çünkü 21 sandık varken, 25 kişilik araç varmış ve başkasını çağıramazlarmış(!). onlarca kişi sayın ince, yaşlısı genci sağcısı solcusu kol kola onlarca kişi direndi, isyan etti, olay çıktı. ardından tamam dediler, her araçta her partiden sadece 1 temsilci olabilir dediler. ben girdim, o araca da girdim sayın ince, bu sefer iyi partili oldum, eksik var dedim girdim bir araca! bırakmadım sandığımı! hani sen dedin ya bırakmayın diye, bırakmadım. canım pahasına da korudum. hala umudum vardı. sosyal medyayı da takip ettim ara ara, gördüğüm şeylerden, açık oy kullandırandan, çuvallarla yakalananlara, okullardan sandıkları almadan gitmeye çalışan memurlara kadar izledim sonra tam bi umutsuzlanacak oldum. pat chp’den mesaj geldi; “cumhurbaşkanı adayımız muharrem ince’den mesaj: sandık görevlisi arkadaşlarım; an itibari ile ysk’nın sisteminde sandıkların yüzde 37’si açılmış gözükmektedir. televizyonlarda ise anadolu ajansı kaynaklı sandıkların %85 inin açıldığı yönünde haberler yapılmakta/sonuç açıklanmaktadır. sandıkları terk etmeyin” bu mesajı okudum ya, ardından hemen twitter sayfana baktım, orada da yazmışsın. sonra dağıldı o umutsuzluk karabulutları hemen. çünkü sana inancım ve güvenim inanılmaz fazlaydı. sonra bir defa daha umutsuzlanacak oldum, yine chp’den mesaj geldi; “parti verilerimiz uyarınca seçim ikinci tura kalıyor. sandıkları ıslak imzalı tutanakları almadan ve görevi tamamlamadan terk etmeyiniz.” evet dedim ya, oluyor. oldu. hatta bir an ilk turda alacak olduğuna inandım. sonrası çok kötü sayın ince. sonrasını düşünürken bile doluyor gözlerim. sonra kağıthane ilçe seçim kuruluna vardım, kucağımda çuval öyle sıkı sarılmışım ki, kollarım uyuşmuş. sıraya girdim, beklerken teslim edilen masaya ilişti gözüm, ufacık stajerler ne yaptıklarını dahi bilmeden kayıt almaya çalışıyor ama ortada sisteme girilen bir şey yok. sadece evrak ve çuval teslim alıyorlar. hop dedim ya, bunun böyle olmaması lazımdı! hemen herhangi bir parti görevlisi sordum polislere, beni bir yere adreslediler. gittim, chp milletvekili adayı bir hanımefendi ile tanıştım; dedim bu böyle olmuyordu oyları nerede giriyorlar? evraklar toplanıp yukarıda giriliyor sisteme, biz burada 2 milletvekili ve 2 avukat olarak bütün süreci takip ediyoruz, dedi. dedim ki; sandığımdaki veriler girilirken ben de izlemek istiyorum, bu benim hakkım. izin vermiyorlar ama aklınız kalmasın biz her şeye anında müdahale ediyoruz dedi. içim biraz buruk ama inançla ayrıldım oradan. hah dedim tamam. örgütlü bir yapı oluşturulmuş, takip ediliyor. sonda çıktım kağıthane ilçe seçim kurulundan. kornaları duydum. atılan silahları, magandaları. korktum sayın ince. çok korktum. sinirlendim. o kadar sinirlendim ki anlatamam. sonra hemen twitter sayfana baktım. en son yazdığın duruyordu, yeni bir şey yoktu. dedim ki şu an bizim hakkımızı korumak için boğuşuyor. umudumu yitirmedim. kız arkadaşım yitirmişti umudunu işte o zaman bende de bir şeyler koptu ama belli etmedim. sinirlendim, saydım, sövdüm ama umutsuzluğumu belli etmedim. çünkü hala bir şey ortaya çıkmış değildi. eve geldik sayın ince, halktv’yi açtık. bir tek onlar vardı elimizde bir de sosyal medya. ama sosyal medyada çok fazla bilgi kirliliği vardı. halktv deydi gözümüz. sizden ses yoktu sayın ince. sonra dediler ki konuşmak için ysk geçici sonuçlarını bekliyor. halktv de canlı yayın yapanlar dahi o kadar umutlu ve heyecanlıydı ki, mutluluk ve umut dalgası televizyonu delip ulaşıyordu bize. sokaktan gelen korna ve silah seslerini dahi bastırıyordu. sonra ismail beyin bir tweet paylaştığını söylediler halktv’de canlı yayında olanlar. ismail bey, ona whatsapp üzerinden “adam kazandı” yazdığınızı iddia etmiş. inanmadık sayın ince. halktv yayınındakiler de inanmadı. çeşitli senaryolar hakkında konuşuluyordu. bilgi kirliliği çok fazla idi. milyonlar bir olmuş bekliyordu sayın ince. sonra o yayındaki biri daha sormuş size, yine whatsapp(!)tan ve siz de doğrulamışsınız. o an var ya, işte o anı hayatım boyunca unutamayacağım. ortam bir an değişip, insanlar kendini kutuplarda bir buz kütlesinin üzerinde ve hatta buzulların olduğu denizin içinde bulsa, bu kadar buz kesmezdi ortalık. insanlar dondu bir an için, umudun nasıl yıkıldığını gözlerimle gördüm sayın ince. o umutlar gerçekten o kadar büyüktü ve yıkımı o kadar şiddetli oldu ki bunu bir özür ile geçiştiremezsiniz. neredeydiniz, o arada ne oldu, gerçekten rte ile görüştünüz mü, aileniz tehdit edildi veya kaçırıldı mı, komplo teorileri gerçek miydi, insanlara gerizekalı demeniz ne kadar doğruydu bilmiyorum ama hiç birisi bunca insanın milyonlarca insanın “son umut” diye baktığı bir seçimde bu şekilde öğrenmeyi hak etmedi. bittik sayın ince. yok oluyoruz. bu ülkeye tutunacağımız hiçbir şey kalmadı. cumhuriyet yıkıldı sayın ince. bunun bir sonraki seçimi yok, bunun telafisi olmayacak. üzgünüm ama aklım almıyor. gerçeklerin bunlar olduğunu kabullenemiyorum. yaptığınız basın açıklamasını da gerçek anlamda çok samimiyetsiz buldum. beni üzdünüz sayın ince, beni çok üzdünüz evet size olan sevgim ve saygım değişmedi ama ben tükendim. içim soğumadı sizi dinlediğimde hatta hala içimde bulunduğunu gördüğüm o son umut kırıntısını bile tükettim. o ana kadar tuttuğum tüm öfke vücudumun her yanına yayıldı. her seferinde daha da yıkıldım. tükendim. Son umut ve ümit kırıntılarımı da yitirdim. ne yapıyorum, ne düşünüyorum onu bile bilmiyorum. uyuştum sayın ince, bütün bedenim uyuştu. ne olur bir şeyler yapın, bir şeyler diyin. bir şeyler olsun. ne olur bizi böyle bırakmayın. bir sonraki seçim diye avutmayın insanları. nurtepe’deki görevli olduğum okulda siz çıktınız sayın ince. türkiye’de bu kadar fark olması imkansız. korkuyorum sayın ince, bu hükümet yüzünden anksiyete edindim. sağlığım dahi bozuldu. üzgünüm sayın ince, çok üzgünüm. ben burada yazan insanlar gibi umutlu değilim. bu ülkede artık can güvenliğimden hiç olmadığı kadar endişeleniyorum. ülkenin geleceğinden ve artık dönülemeyecek noktaya gelmemizden çok korkuyorum. ne olur sayın ince, bunlara izin vermeyin. bizim, gençlerin, aydın insanların vatanını terk etmesine izin vermeyin. biliyorum okumayacaksınız bunları ama, ben artık ne yapacağımı gerçekten bilmiyorum.

Be the first to like it!

Comments

People also liked

Related stories
1.If You Worry Too Much, Say ‘Pyt’ As The Danes Do
2.Researchers Link Diet To Mental Health
3.Paris Smitten With Play-Within-A-Play On Lovelorn Man
4.Fashion Models Wrestle With Debt
5.India Vows “Isolation” Of Pakistan After Deadly Terrorist Attack
6.Prince Philip Not To Face Charges Over Crash
7.Airbus Scrapping Iconic Superjumbo A380
8.Black Leopard Sighted After More Than A Century
9.Is A Single Time Zone Hurting India?
10.Chinese Investment In Reddit Sparks Censorship Fears
500x500
500x500