KÜLTÜR

#okulanım

Author

Öğrencilik hayatım boyunca pek deli dolu, dışa dönük bir öğrenci olmadım, olamadım. Kendimi bildim bileli içe dönük yapım beni hep yanlış anlaşılmaların kurbanı yaptı. Hele bir de yardım sever bir içe dönükseniz gerçekten yanlış anlaşılmalar başınıza iş açabilir. Bana olanda böyle bir şeydi. 

#okulanım

Sene kaç hatırlamıyorum. 6. sınıftaydım. Bilirsiniz. İlkokul önlüğünü üzerinden atmış ve formaları sırtına geçirmiş bir çocukluk hayal edin. Öğretmenim hitabının hocam hitabıyla yer değiştirdiği bir dönem. Ergenliğin başlarındaki yaşadığınız büyümüşte küçülmüş halleri canlandırın gözünüzde. Böyle bir dönemin içindeydim. 

Sınıfım National Geographic belgesellerini aratmayacak türden bir sınıftı. Her jenerasyonun bir yaramaz ve baş edilemez sınıfı vardır. Evet işte bizim zamanımızda o sınıf bizim sınıftı.  Sınıfta uzun eşşek turnuvaları, salak saçma cinsellik şakaları, kızlara yürümeye ilk kez başlamış ve başarısı sonucunda sınıfın en karizmatik tipine dönüşüvermiş erkeğimsiler,  beden derslerinde futbola zorlanan sınıfın içe dönük tipleri(ben bu grup içindeyim) ve daha akıla gelebilecek bir sürü şey. 

Aklınızda sınıfın bir resmi canlandığına göre hikayeme geçiyorum. 

Günlerden bir gün sınıfta boş ders heyecanı yaşanıyordu. Bir grup arkada futbol muhabbeti yapıyor, bir grup kızlara kendisini ispatlamaya çalışıyor, birileri camdan bakıyor, kimisi sıranın üstünde şarkı söylüyor. Sınıf kendinden geçmiş durumdaydı anlayacağınız. Bende o sırada kapının dibindeki en ön sıramda oturmuş gözlemcilik yapıyordum. 

Sınıfın kapısı bir açılıyor, bir kapanıyor. Giren öğrenciler, çıkan öğrenciler. Dışarıya yayılan gürültü. Koridorda adeta sesimiz eko yapıyor. İşte o kapı açılmalar sırasında bir arkadaşımın geri dönüşüm kutusunun içine girdiğini gözlemliyorum. 

Diğer sınıf arkadaşlarım gibi sıradan bir şeyleri gözlemlemeyi o an düşünemeyen meraklı aklım yaşanan bu olağanüstü duruma yakından bakmak istiyor ve geri dönüşüm kutusunun içindeki arkadaşımın yanına gidiyorum. 

-Kanka ne yapıyorsun burda yea?( bilirsiniz, içe dönük ve sessiz bir tip iletişime geçtiğinde şaşırtmak ve ilgi çekmek ister.)

-Hoca ya seni görürse, bak kutuyu mahvetmişsin, bütün çöpler yerde. Hadi çıkta toplayalım şunları. (Cool olmaya çalışan ilgili arkadaş modundan, akıl veren ahlak bekçisi rolüne dönüşümün sonucunu çok yakında göreceksiniz.)

Gözlerimin içine bakıp sırıtan sınıf arkadaşım kutunun yarısını dışarıya boşaltarak içinden çıkıp sınıfa doğru koşuyor. Arkasından sınıfa giriyorum ve bana yardım etmesi için onu zorluyorum. Fakat çocuk beni dinlemiyor ve ben yarı vicdan azabı çeken gözlerle dağılmış çöplere bakıyorum. 

Toplasam mı? Toplamasam mı? 

Neticede toplamaya karar veriyorum ve gidiyorum. Dağılmış kutuyu adam etmeye çalışırken arkamdan gelen sert bir ses ile yerimde zıplıyorum.

-Ne yapıyorsuğnnn burada? Neden çöpleri dağıttın? 

-Ama hocam şey, ben topluyordum, ama arkadaşım...

-Konuşma, müdür yardımcısına anlatırsın! Yürüğğğ!

İfade vermek için kulağımdan çekilerek müdür yardımcısının yanına doğru götürülüyorum. Yaşadığım çocuksu şoku düşünün. O anı, kendimi ifade etmeye çalışmamın bir hoca tarafından engellenişinin ilk anısıydı. Zaten içe dönük benliğim adeta dışarı çıkmaya sonsuza denk engelleniyordu. Hayır ucube! Sen konuşamazsın!

Kapı tıklatıldı ve içeri alındım. Şans mıdır bilinmez ama müdür yardımcısının yanında misafirleri vardı ve kadın meşguldü. Şimdi olmaz, daha sonra diyerek güzel bir dille nöbetçi öğretmen dışarı geri yollandı. Dışarıda kapının dibinde bir yere gitmeyeyim diye başıma nöbetçi öğrenciyi diken hoca kısa süreli bir wc molasına gitti ve nöbetçi öğrenci iletişim kurmaya başladı.

-İlk ifaden mi?

-Evet. İlk.

Beni dinlemeye gönüllü nöbetçiye başımdan geçen enstantaneyi anlatıyorum. Gülümsüyor.

-Korkma. Bir daha yapma der. Bir şey olmaz.

Nitekim ifade falan alınmıyor. İçerideki misafirlerin uzun süreli misafirlikleri benim yararıma oluyor ve nöbetçi öğretmen tarafından bir kez daha korkuyla eğitilmeye çalışılıp sınıfa yollanıyorum. 

Daha sonra ne mi oldu? O hocaya olan ön yargım arttı ve bir çocuğun dileyebileceği her türlü korkunç acı sonu üzerinde diledim. Buradan şu sonuç çıkıyor. Negatif yöntemlerle çocuk disiplin etmeye çalışırsanız çocuğunuz düzelmez ve sadece intikam planları kurar. Çocuklarınızı, öğrencilerinizi yaptığı şey yanlış olsa bile dinleyin ve kendisini ifade etmesine izin verin. Öğrencilikten soğutmayın adamı len!

Bu da böyle bir anımdı işte.