SINEMA & TV

FTR #56 Blue is the Warmest Colour

Author

56) BLUE IS THE WARMEST COLOUR (2013)

Sürekli bir şekilde karşıma çıkan, en az iki üç yıldır da izlemeyi düşündüğüm bir filmdi. İzlemek bugüne nasip oldu.

Hikaye kendini ve cinselliğini keşfeden Adele'in ve tanıştığı mavi saçlı kızın,Emma, yaşadıklarını anlatıyor. Film boyunca ikisinin ilişkileriyle birlikte, Adele'in hayatını yoğun olarak görüyoruz.

Film bir Fransız filmi ve tam 3 saat ama benim izlemem beş saat falan sürdü heralde.

Ne yazık ki beklentilerimi karşıladığımı söyleyemem. Evet, kişilerin hayatları ve kişilikleri arasındaki farkı falan çok güzel yansıtmışlar. Hadi filmde repliği bile geçmese de, filme göre mavinin hem soğuk hem sıcak bir renk olduğunu kendimiz çıkarabiliriz. Oyunculuklar da gerçekten güzeldi, hoştu. Karakterleri de sevdim ama burada büyük bir ama var.

Spoiler olacak ama, bu kadar çok yiyip yiyip sevişmeye ne gerek var? Tamam, kadın vücudunun estetiğini yansıtmak için çekersin bir uzun sahne ama bir değil, iki değil, üç değil azizim. Bir yerden sonra sıkıyor. Filmin yarısı cinsellik gibi geldi. (Ki galiba öyle.)

Ve o kadar çok yemek sahnesi vardı ki, acıktım valla. Yemek yiyorlar sevişiyorlar sonra tekrar yemek yiyip tekrar sevişiyorlar. Sonra saaaatlerce seviştikten sonra tahmin edin ne yapıyorlar? YEMEK.

3 saatlik bir film olmasına rağmen, filmin içindeki zamanı ilerletirken neden belirtmemişler anlayamadım. Tabi o zaman çok zaman atlaması olmasından dolayı sıkıcı hale de gelebilirdi ama ne bileyim... David Fincher'ın 4 filmini devirdikten sonra bunu izleyince yönetmenlik daha başarılı olabilirmiş diye düşünüyorum.

Yani çok merak ediyorsanız izleyin ama izlemeseniz de olur. Güzel yanları da var, kötü yanları da. Bilemedim ama bir daha izlemeyeceğimi kesinlikle biliyorum.