EDEBIYAT

Kitap Biriktirmek mi, vermek mi?

Author

Merhaba, bu sefer son zamanlarda kararsız olduğum bir konu hakkında konuşmak isterim. Tabi ilk önce genel olarak kitaplardan ve hayatımda ne kadar yeri olduğundan bahsedeceğim.

Her zaman "okumayı çok seven" çocuk oldum. O kütüphanecilik kolundaki çocuk bendim. Kitapları düzenlemeyi de severdim baya.

Küçüklüğümde defalarca izlediğim Harry Potter filmleri sayesinde ilk okuduğum romanlar Harry Potter kitapları oldu. Dördüncü sınıfın ilk aylarında, yani tahminen on yaşımda bütün seriyi bir ayda devirdim. Sonra defalarca da okudum tabi. Hatta hiç unutmam. Bütün seriyi 8 günde devirmiştim bir keresinde. Dokuzuncu sınıfta falan bazı hocalar bana Harry ya da Potter diye sesleniyordu hatta.

Filmler sayesinde kendimi bildim bileli içinde olduğum bu dünya, hâlâ benim için en özel dünyadır. Harry Potter kitapları manevi olarak en değer verdiğim kitaplar ve hayatım boyunca da böyle olacak sanırım.

Neyse, ortaokul ve lise yıllarında bir sürü kitap devirdim tabi. Genellikle fantastik seriler olmak üzere... Ortaokulda devirdiğim Harry Potter, Percy Jackson, Olimpos Kahramanları, Narnia, Alacakaranlık, Ulysses Moore, Gece evi, Hürrem Sultan, Debbie Macomber serileri gibi seriler lisede kendilerini başka kitaplara bıraktı. Buz ve Ateşin Şarkısı (Game of thrones), Yüzüklerin efendisi, Uyumsuz, Cormoran Strike serileri gibi... Tabi ki seri halinde olmayan bir sürü tekli romanlar da okudum. Şu anda kitaplığımda okuduğum 160 civarı kitap var. Evde olan ve okumayı planladığım yaklaşık yirmi kitaptan söz etmiyorum bile. Okunacaklar listemden de.

Eh, tabi yıllar boyunca doğal olarak daha farklı kitaplar okumaya başlıyorsun. Türleri, yazıldığı tarihler falan değişiyor tabi ama konumuz bu değil.

Kitaplarım konusunda çok titizimdir. Elimden geldiğince ikinci el okumam. Kitaplarımda tek bir satırın bile altını çizmem. Tek bir sayfasını bile kıvırmam. Tabi önleyemediğim kazalar geldi başıma bir çok kez. O kazalarda da baya üzülürüm. Biraz bencillik belki ama, kitaplarımı ödünç vermeyi falan da çok güvenmediğim insan olmadığı sürece pek sevmem. Kitabı verdiğimde de "lütfen hiçbir yerini çizme, hiçbir sayfasını kıvırma." diye binbir nasihatle veririm. Huyum kurusun. Daha fazla önem verdiğim bir nesne falan yok yani.

Son zamanlarda ise bir daha okumayı düşünmediğim ve daha az önemsediğim bazı serileri, kitapları falan "İsteyen birine versem mi?" diye düşünmüyor değilim. Belki bir ikinci elcide satarım ya da bir kütüphaneye bağışlarım falan. Kitapların rafta öylesine durması biraz bencillik gibi geliyor. Başka insanlar da bu dünyalara bencilliğimden dolayı giremiyormuş gibi geliyor. Kitaplara yazık oluyormuş gibi geliyor. Geliyor da geliyor yani. Bazen bu durum rahatsız ediyor.

Diğer yandan kitapların hâlâ bir manevi değeri var. Hatta vermeyi düşündüğüm serilerden birinin ilk kitabı yıllardır kuzenimde diye hatırlıyorum arada sırada. "Bir ara isteyeyim bari" diye düşünüyorum. Ne bileyim, sosyal medyada büyük kitaplık fotoğrafı gördüğümde beğenmeden geçmiyorum. Büyük kitaplıkları da seviyorum, "Neden benim de olmasın ki?" diye düşünüyorum. Büyük kütüphaneli bir ev falan hayal ediyorum.

Bu iki zıt düşünce içinde gidip geliyorum. Sanırım birkaç yıl boyunca da bu olaya devam edeceğim.

Okumak dünyanın en güzel hediyelerinden biri, okuyun efendim.