EDEBIYAT

KTR #23 BİR KEDİ, BİR ADAM, BİR ÖLÜM

Author

Zülfü Livaneli'nin son okuduğum kitabıyla karşınızdayım. Eser, İsveç'te yaşayan, yurtlarından çeşitli siyasal nedenlerle sürülmüş insanların hayatlarını anlatıyor. Ana karakterimiz Sami'nin yattığı hastaneye Türkiye'den bir bakan hasta olarak geliyor ve mülteciler öldürüp öldürmeyeceğine karar vermeye çalışıyor.

Açıkcası kitapla ilgili bir sürü şey var konuşulacak.

Öncelikle, bu 200 sayfalık romanın tam olarak yazılması 29 yıl sürüyor. Kitap basıldıktan yıllar sonra yazar, hep hissettiği eksik yanlarını bulup tekrar basıma sokmuş kitabı.

İkinci olarak, bu eser anlatım şekli açısından Zülfü Livaneli'nin diğer kitaplarından farklı. Evet, yazarımız ana karakterimiz Sami'nin hayatını anlatıyor lâkin neredeyse her bölümün sonunda Sami'nin 'bir arkadaşı" olan yazarın yazdıkları hakkında yorumlar yapmasını, eleştirmesi, onayladığını görüyoruz. Böylece kitap bir yazar ağzından bir de Sami'nin ağzından anlatılırken, yazar da kitaptaki bir karakter haline geliyor. Bunun iyi ve kötü yanları var tabi ki, bazen sinirlerinizi bozabiliyor bu durum. İlerleyen sayfalarda buna alışsanız da yine bir garip geliyor. Ayrıca yazar bu durumu şaşırtma unsuru olarak da kullanmış.

Kitap hakkında konuşmak istediğim bir diğer unsur okuduğum diğer eserlerine göre yan karakterlerin daha çok önemli olması. Bazı mülteci karakterlerin aklından geçenleri bile okuyabiliyoruz.

Son olarak değinmek istediğim bir konu da şudur ki, kitapta yer alan bu hapis olaylarını yazarın ağzından üçüncü kez duyuyorum. İlk önce Ted konuşmasını izledim, orada bahsetti ve sevdiğim bir olay oldu. Sonra Elia ile Yolculuk'u okudum, e onda zaten değiniliyor. Bi de şimdi okuyunca, insan yazar kendini tekrara mı sokmuş diye düşünüyor. Gerçi farklı şekilde anlatmayı becermiş. Bu da bir yetenek.

Okumanız için önerebileceğim lakin ilk okumanız gereken Zülfü Livaneli kitabı olmadığını düşünüyorum.

ALINTI - "Bir zamanlar insanların niye ot yiyen canlıları yediklerine takmıştım kafamı. İstisnalar bir yana bırakılırsa, canlılar dünyasının etoburları birbirlerini değil, otla beslenen hayvanları yiyordu. Ormanda et yiyenler birbirlerine saldırmıyorlardı. Yem olma kaderi sadece ceylanlara, keçilere, koyunlara, tavşanlara, ineklere, kısaca otla beslenenlere aitti. Onlar zararsızdı. Otla besleniyor, kimseye saldırmıyor ve dünyaya zarar vermiyorlardı."