EDEBIYAT

Toplumda Dilenciler ve Sigara

Author

Geçen hafta yaşadığım bir olayla birlikte dilencilerle yaşadığım şeyler zirve noktasına ulaştı galiba. Bundan daha fazlasının olacağını sanmıyorum. Açıkcası genellikle çocuklardan oluşuyor anılarım. Her ne kadar iktidar "ekonomimiz güçlü" diye takılsa da, her geçen gün fakirleşiyoruz. Kuşadası gibi turistik bir yerde yaşayınca da, dilencilerimiz yaz mevsimlerinde daha da artıyor. Melis Danişmend'in dilenciler hakkında bir yazısını okuduktan sonra, kendi tecrübelerimi anlatmak istedim.

Açıkcası nedense toplum içinde bazen "abi, abla" diye konuşan birisiyim. Esnaf çocuğu olmamdan mıdır, nedir? "Durakta abi." gibi klasik gün içinde kullanılan bir cümleden tutun, "yok abla şuradan gideceksin."e kadar. Hatta bir gün hiç unutmam. Kalabalık bir arkadaş grubuyla yol kenarında duruyoruz. Tofaş arabalardan biri önümüzde durdu ve camdan düğün topuzu yapmış bir abla kafasını uzatıp "Düğün salonuna nasıl gidiliyor acaba?" dedi. Ben resmen kalabalık arkadaş grubunun içinde öne atılıp ellerimle kollarımla "bak abla, şuradan şöyle gideceksin." diye anlatmaya başladım. En sonunda içinde 6-7 kişi olan araba ablanın "neyse bulamazsak başkasına sorarız." demesiyle hareket etti. Sonra etrafıma baktım, herkes şokta. Bir insan yol tarif etmek için böyle atılamaz. Meğersem zaten bize değil, köşedeki garson abiye soruyormuş. En son o da gülüyordu.

İşte bir gün yine arkadaşlarımla sahilde yürürken yanıma koyu tenli, 10-12 yaşlarında kısa boylu bir çocuk yaklaştı. "Abi, 1 liran var mı?" dedi yanımızda yürümeye başlayarak. Biraz haylaz bir çocuk gibi, belli. "Ne yapacaksın ki?" dedim. Böyle hınzır bir gülümsemeyle gülümsedi. Nasıl desem biraz babacan bir tavırla "Sigara alcaksın di mi? Küçük değil misin daha sigara için?" dedim. 19 yaşındayım, daha bir kere sigara ağzıma sürmedim ben. "Yaa, abi valla abime alıcam yaa" dedi gülerek. Güldüm "Hadi, hadi bilmiyorum sanki." dedim. Gülerek uzaklaştı sonra.

Bir başka buna benzer muhabbeti sabah sahilde bankta tek başıma otururken yaşadım. En az altmışlarında olan beyaz saçlı bir amca yaklaştı. "Sigaran var mı?" dedi. "Yok amca, kullanmıyorum." dedim. Yalnız farkında mısınız? Bu sefer de "amca"lı başlamışım konuşmaya. Amca başını salladı. "2 liran var mı?" demesin mi? Artık sigara için olduğunu biliyorum ya, hiç vermem. Huyum kurusun. "Yok amca, öğrenciyim ben." dedim. Hani öğrenci olduğumu vurgularsam artık sigara parası istemeyi bırakır belki diye düşündüm. Sonradan sorduğu şey şu oldu. "1 lira var mı?"

Eh, yanılmışım. O sıralar tipimden şüphelenmedim değil. Zira yedisinden yetmişine herkes "Sigara var mı? Çakmak var mı?" diye geliyordu yanıma. Birkaç kez daha buna benzer olay yaşadım o günlerde. Bu da ülkemizin bir başka sorunu. Sigara içmenin yaygınlaşması ve sigaraya başlama yaşının çok fazla düşmesi. İçene kızmıyorum, bunun sorumlusunun da sigara içenler olduğunu düşünmüyorum. Çoğu insan sosyalleşmek ve rahatlamak amacıyla başlıyor. Bir diğer nedeni ise bu konudaki eğitimsizlik.

Açıkcası sigara parası isteyenlere para vermediğim için üzülmüyorum. Zira ben de orta sınıf bir ailenin bireyiyim. Sigara parası istemek dilenmeye giriyor mu, bilemiyorum. Benim üzüldüğüm şey ise çok daha başka. Küçücük çocukların dilendirilmesi. Dilendirilmesi diyorum çünkü genellikle bu tür çocuklar ailesi ya da bir grup tarafından bütün gün sokaklarda dilendiriliyor/çalıştırılıyor. Hatta bildiğiniz programlı bir şekilde. Zira çok bilinen bir kahve firması zincirinde her oturduğumda 5 dakika aralıklarla üç çocuk geliyor.

Oynamaları gereken yaşta insanların gözlerine bakıyorlar hüzünlü hüzünlü. İşte burada vicdanım olaya giriyor.

Çok üzülüyorum. İçimden gerçekten karınlarını doyuracakları, marketten kendilerine bir gofret alacakları parayı vermek geçiyor. Çocuk sevindirmenin dünyanın en güzel şeylerinden biri olduğu gibi, çocuklar çoğu canlıdan daha masum. Yanımdan gittiklerinde bir süre boyunca bu çalıştırılan çocuklara daha çok üzülüyorum çünkü hayata zor bir şekilde başladılar.

Ne yazık ki benim bu çocuklara para vermeye hakkım yok. Onlara bu kötülüğü yapamam. Bunun birinci nedeni, çoğu zaman onlara verilen paraya başkasının el koyması. İkinci nedeni ise, çocukların çalışmasına/dilendirilmesine gerçekten karşı olmam. Ufak bir üçüncü neden olarak, emek vermeden para kazanmanın doğru olmadığını düşünmem. Ayrıca çocuğun elindeki paraya ailesi ya da suç çetesi el koymasa bile, çocukların parayı nereye harcayacağına güvenemiyorum. Sonuçta sigaraya başlama yaşı çok indi ve ben çocukların kendilerine bu derece zararlı bir şey yapmalarını istemem.

Bir çocuk ben kafede arkadaşlarımla oturken yanıma geldiğinde ilk önce bir tutukluk yaşıyorum zira vicdanımla aklımdaki bu düşünceler çatışıyor. Genellikle de "Üzgünüm, kolay gelsin." diyorum. Açıkcası "kolay gelsin abla" lafını sahilde gül satan/fal bakan teyzelere çok kullanıyorum. Bir hatırlatma olarak, yine "abla" lafı.

Bir çocuk dilenciye de "kolay gelsin" demek abes kaçıyor galiba.

Bunu da işte geçen hafta yaşadığım olayla fark ettim.

Yine aynı kafe, bu sefer kafenin içinde en arka masalardan birinde oturuyorum. Sanırım o gün yanımıza gelen ikinci dilenci.

Yanımızda durup bir şey demeden bize bakıyor. Gözlerine baktım. Biraz hırçın ama gururlu bir çocuk gibiydi. Yine incitmemeye çalışarak "Üzgünüm, kolay gelsin." dedim.

O hırçın ve gururlu çocuk "Kolaysa başına gelsin." diye çıkıştı ve diğer masaya doğru yol aldı.

Ben de o an ani olarak sinirlendim. "Ne yani, sen şimdi bana..." diye cümleye başlamıştım ki, arkadaşım durdurdu.

Sonradan fark ettim ki, "kolay gelsin" demek hakaret gibiydi gerçekten.

Bundan sonra "Üzgünüm, çocukların çalıştırılmasına/dilendirilmesine karşıyım." diyeceğim sanırım. Bakalım işe yarayacak mı?

Bu çocuk dilenci, hatta genel olarak dilenci sorunuyla sigara sorununun çözümü -ki sigara bir sorundur- nasıl olur bilemiyorum. Sanırım genel olarak ülkemizin ekonomi açısından ve eğitim açısından güçlendirilmesiyle olacak şeyler. Umarım yakın zamanda bir çözüm bulunur.

Özellikle yaz sıcağında çok dışarıya çıkmayı sevmeyen ben bile bu kadar çok anı biriktirmişim. Size bazılarını anlattım. Benzer şeyleri sizin de yaşadığınızı düşünüyorum.

Ve ümit ediyorum daha güzel günleri. Çocukların hayata çocuk olarak başlayacakları zamanları.