BILIM

Aşk ve Bağımlılık

Author
Aşk ve Bağımlılık

Tarih boyunca birçok insan aşkı farklı yollarla tanımlamaya çalıştı. Kimi sayfalarca yazdı, kimi şarkılar söyledi ama kimse tam adını koyamadı. Dengesiz davranışlar bütününden oluşan bir kavramın net bir tanımını yapmak zaten işin doğasına ters. Yalnız şu bir gerçek, kimse başına geldiğinde kendinde değildi ve kendine gelmesi epey uzun sürdü. Bazıları gelemedi.

Aşık olduğunuz o anı düşünün. Ya da o ana en yakın hissettiğiniz zamanı. Ondan başka hiçbir şeyi düşünmek, konuşmak istemezsiniz. Aynı şey ayrıldığınızda da geçerlidir. Yine ondan başka bir konuya odaklanmayı reddedersiniz. Tabii bu sefer mutlu bir şekilde değil, yoksunluk içinde.

Aşkın gözü kördür derler. Evet aşk gözü kör eder, eder de nasıl eder? Hiç düşünmeden aşk uğruna yapılanların altında bilimsel olarak neler yatıyor merak ediyorsanız buyrun sohbete.

Aşk ve uyuşturucu bağımlılığı arasındaki bu bağlantı yeni bir şey değil, üzerine çalışmalar yapılıyor. "Aşk hormonu" olarak adlandırılan oksitosin, bağımlılık tedavisinde kullanılmaya başlanmış bile.

Yapılan MRI çalışmaları sonucunda, aşık olduğunuz zaman beynin birçok bölgesinin aktif hale geldiği görülüyor. Bu bölgelerden en önemlisi de beynin ödül merkezi. Yani zevk ve mutlulukla ilgili kısım, yani real deal. Aynı zamanda beynin amigdala adı verilen bölgesindeki aktivitelerde de düşüş gözleniyor. Amigdala ise korku ve yapılan hatalardan ders çıkarmakla ilgilenen bölüm. Eh, mantıklı.

Dopamin beynin ödül merkezindeki mutluluk ve ödülle alakalı bir kimyasal. Bu namussuz kendini yüksek seviyelere çıkartan aktiviteleri hatırlar ve tekrarlamak ister. Aşık olduğunuzda mesela.

Aşk ve Bağımlılık

Adı Escobar'la anılan uyuşturucu, serotonin/norepinefrin/dopamin salınımında anlık ve yüksek bir artış sağlar. Bu salınanların bir şekilde çıktığı yere geri dönmesi gerekirken nörona bu giriş engellendiği için pek azı geri dönebilmektedir. Ne kadar azı dönerse o kadar mutluluk pompalanıyor bünyeye. Serotonin kişiye tatmin ve özgüven duygusu yaşatırken, norepinefrin ve adrenalin daha enerjik olmanıza, terlemenize ve kalp ritminde dengesizliğe neden oluyor, dopamin ise keyif almanızı sağlıyor.

Aşk ve Bağımlılık

Olaylar burada garip bir hal almaya başlıyor.

Bu çalışmalar sonucu görülüyor ki, yeni bir aşkın başlangıcında beynin aynı yolları ve yapısı benzer şekilde etkileniyor. Dopamin artışı bir öfori (keyfin nirvanası) yaşatırken, adrenalin ve norepinefrin ise kalbimizin hızlı atmasına ve avuç içlerimizin terlemesine neden oluyor. 

Beynimizdeki sistemlerin bu dengesizlikleri hareketlerimize ve modumuza da yansıyor haliyle. Mantıklı düşünmek, akıllıca kararlar almak falan hak getire. "Aşık olunca anlarsın"da kastedilen dengesizlik bu sanırım.

Aşık bir kişi takıntılı bir şekilde aşık olduğu kişiyi düşünme eğilimindedir. Çoğu zaman kendini tutamayıp arar, yazar ya da görüşmek ister. Bu istekler de bir bağımlının uyuşturucuya tekrar ulaşma isteğinden pek farklı değil aslında. Tatsız bir benzerlik.

Ayrılıkların pis tarafının da bu benzerlikten kaynaklandığı düşünülüyor. Bir zamanlar hayatının merkezine aldığın mutluluk kaynağın yok olunca ani bir düşüş ve yoksunluk başlıyor. Sonrası zaten, neyse.

Bence hiçbir madde aşk denilen kavramın yaşattıklarının yanına dahi yaklaşamaz. Elinden gelen aşık olsun. Kalbe yararlıymış (Oha ironiye bak) Hem de yasal.

Kaynaklar: Sciencedaily.com, Psychologytoday.com