HIKAYE

Son durak Bornova: Lütfen trenden ininiz

Author
Son durak Bornova: Lütfen trenden ininiz

Bornova'nın yeri bende çok ayrıdır. Bunda doğduğum, büyüdüğüm yer olmasının da payı olabilir. Hayatıma dair hatırladığım tüm satır başları bu semtte yaşandı.

Ben doğduktan 1 sene sonra bizimkiler Özkanlar'a yerleşiyor. Daha şimdiki Migros yok, otobüs beklediğimiz durağın arkasında şantiye var, tüm semt oraya ne yapılacağı hakkında ortaya bir dedikodu atıyor. Ne apartman yapılmadığı kaldı, ne iş merkezi püü sallayan sallayana.

Her hafta sonu mutlaka tadımlık ürün dağıtılan bir sürü stand kurarlardı milletin ayağı alışsın diye. Mahallede deliler gibi top oynayıp acıktıktan sonra gider bir peynir, bir sucuk, bir çikolata derken karnımızı orda doyururduk.

Break dance'ın ilk patladığı yıllarda Migros girişine semtin en iyi break dance'cıları gelir, kaygan zeminde figürlerini sergilerlerdi. Onları izlemek için buluşup giderdik biz de. Bol eşofmanlar, FUBU pantolonlar, kafalarda bereler falan nasıl havalılardı ama. MC Freestyler dönemindeyiz o ara, çalan 3 şarkıdan biri bu her yerde.

İlk ve ortaokulu da burada okudum. Küçükpark'ın ortasında gerçekten küçük bir park vardı. İnternet kafelerin ülkeye yayılmaya başladığı dönemde, Küçükpark'ta şimdinin nargilecileri gibi her yer internet kafe doluydu, okuldan kaçıp kaçıp o parkta buluşurduk, masalarımız yarımşar saat daha uzardı. O internet kafelerin kendine has bir kokusu olurdu, bilgisayar fanı sıcağı ve sigara dumanıyla karışık; o kokunun benzerini ne zaman alsam Counter-Strike ekranı gelir gözümün önüne.

Bir sınıf arkadaşımızın babası Üniversite 2'de çalışıyor, bize gevrek ısmarlıyordu bazen. Üniversite 2 o zamanlar sadece gevrek ve ekmek satıyor, ramazanda da pide. Asıl atılımı kaşarlı poğaça ile yaptılar. 30 kuruşa kaşarlı poğaça satılması semtte müthiş bir PR yarattı. Herkes birbirine Üniversite 2'yi anlatıyor, beraber gidip altışar yedişer poğaça alıyoruz. Öğrencinin kara gün dostu bir lovemark oluverdi kısa sürede. O koca imparatorluk kaşarlı poğaça üzerine kuruldu.

Müzikle de arası çok iyiydi Bornova'nın. İyiydi diyorum çünkü üniversite için Ege'ye yeni gelenler inanılmaz sıkıcı buluyorlar haklı olarak. Hayır hep böyle değildi ya eskiden süperdi diye savunmaya geçiyorum bana neyse. 2012'ye kadar yapılan festivaller artık yok. Gerçi okulda artık genel olarak hiçbir şey yok, geliyon gidiyon. Her final dönemi öncesi yapılan bahar festivalleri insanı okula, sınıf arkadaşlarına ısındıran güzel etkinliklerdi. Bir kısmımız önceden çimlerde yer tutar, kalanlarımız da onlara bira alır gelirdi. MFÖ'yü en önde dinleme şansım olmuştu bizimkilerle, onlar söyledi biz mest olduk o güzel havada güneş batarken. Enerjimizi nasıl sevdilerse adamlar sahneden inmek istemedi, 5 şarkı daha söylediler. Hiçbir zaman unutamayacağım güzel günlerden biriydi mesela. Sağ olsun zamanın rektörü bunu ellerinden aldı insanların.

Dungeon'ı, Ooze'u vardı, birinden sıkılınca diğerine geçerdik. Hâlâ varlar ama ben eski tadı alamıyorum. Küçük'ten yola çıkar, Büyükpark'ı yürürsün muhabbet ede ede. Dungeon'a girerdin böyle, Kanca sahne açılışını Fear Of The Dark ile yapar, mükemmel çalarlardı. Şimdi Murat Dalkılıç falan çalıyor sahne alanlar. Alışamıyorum ya, mekanın o hallerini bilince ne kadar adapte olmaya çalışsan da olmuyor. Hadi ben zaten nemrut adamın, memnuniyetsizin tekiyim ama bu durum o günleri hatırlayanlar için de pek farklı değildir bence.

Sınırsız popcorn ve turşu kültürünü Türkiye'ye Küçükpark kazandırmış olabilir. Okul çıkışı akşamüstü gibi Rockkas'a gidersin, kaplar ne zaman boşalsa biri alır tazeler. Hele bi de yeni patlamışsa sıcak sıcak tam efsane. Derken muhabbet birden "Bu akşam Beri'de kim çalıyor"a geçer. Yıldız Tilbe ve Blues Brothers'ın harmanlandığı kutu kadar ama hepimize yeten bir yerdi. Grup "çoook saaağğolun" deyip 15 dakika mola verdiğinde hep beraber kapıya çıkıp sigara içerdik. Gece 2 gibi program bitip mide iyice kıvranmaya başlandığındaysa yolun tam karşıda beyaz tabureleriyle pilavcı bekliyor olur seni. Dandik ayranı ve müthiş pilavıyla geceye altın vuruşu o abi yapar. Ekstra sosa para isteyenler gibi fazla domates ricanı da asla kırmaz.

Eski öğrenciler memleketine dönmüş, yenileri gelmiş, değişen demografiyle birlikte zevkler, eğlence anlayışları da değişmiş. Ama ben Bornova'yı hep o altın günlerindeki gibi hatırlıyorum, öyle kolay kolay da değişmez. 

Sıkılırlar bazen Bornova'dan, denizi yoktur, hatta bıkarsın ama ne zaman uzaklaşsan hep özlersin.