EDEBIYAT

Bu Bir Not

Author

Bu gün hava çok açık;
İçim sensizlikten ıssız, karanlık.

Bir hiçlikte yuvarlanır gibiyim.
Tarifi yok.

Bıkmadan çabalamanın sonucu buymuş demek,
Hiç var olmak istememek.

Kaybetmeyi bilir gibi bir halin yok.
İstersen gel şöyle anlatıyım biraz.

Fark edilemeyecek kadar küçük şeylerden başlar kaybetmek denen şey.
Bir kibrit çöpü mesela.
Ya da bir vida,
Sonra küçük darbelerle seni tanır.
Kör birisinin bir nesneyi dokunarak hayalinde şeklini kurabilmesi gibi.
Lakin bunları önemsemezsin,
Sadece küçük vâkalar olduğunu düşünürsün,
Bu da geçer dersin.Aslında haklısın bu da geçecektir (!)
Düşman (kaybetmek denen illet) seni tanıdığında her şey için geçtir.
Artık parmallarında kuklasındır.
Ve olaylar büyümeye başlar.
Kaybedilen şeyler nesne/eşyalardan çıkıp,
Sevdiğin insanin sana karşı olan herhangi bir duygusunu kaybedişini izlemek olur.
Zordur hani..
Kaybettiğinin farkına vardığında ise seni yanlızlık bekler çünkü artık kaybedecek bir şeyin kalmamıştır.
Hüzüne ve kedere boğulma vakti gelmiştir.

Yaaaa bak bir kibrit çöpünden teeee buralara yanlız kaldın bak.
Eğer yazıyı okuyup kaybetmeyenlerdenseniz;
En küçük şeyinize kadar defter tutun böylece daha ilk kibrit çöpündem kaybetmeyi kaybedersiniz.
Bu iyidir...