DÜNYA

Acıyı anlatmanın en etkili yolu sanattır görüşüne iki güzel kanıt!

Author

Bir yazarın , şairin, ressamın Dünya'da yaşanan olaylara, zulümlere baş kaldıran en güzel ve en etkileyici yolu kalemidir. Buna en güzel örnekte Pablo Picasso'nun Gurenica tablosudur. 1937 yılında İspanya'da  Hitler'in ve Mussolini'nin Francisco Franco'yu desteklemesiyle bir iç savaş yaşanır. Franco'nun faşist yönetiminden kaçan insanlar Picasso'nun tablosuna konu alan Guernica bölgesine akın etmeye başlamış.

Ülkesinde insanları korumayan ve bununla da kalmayan Franco, Hitler'in desteğini aldığından dolayı bomba denemeleri yapması adına Guernica bölgesini kullanması için izin vererek halkını denek olarak kullandırır. Şehrin en kalabalık zamanlarından biri olan şehir pazarının kurulduğu bir zamanda 3 saat boyunca savunmasız halk üzerinde deneme yapılmış. En 1.654 insanın göz göre göre hükümetin desteğiyle ölmesine ve yüzlerce insanın yaralanmasına izin verilmiş.

Acıyı anlatmanın en etkili yolu sanattır görüşüne iki güzel kanıt!

O dönemde bu olayı duyan Picasso , bu olaya kayıtsız kalmayarak acıyı, masumiyeti görmese de hissederek fırça darbeleriyle 15 gün içerisinde resmetmiş. Tabloda renk kullanmayarak bütününde acıya gönderme yapsa da, küçük detaylarla da görenleri etkilemeye yetiyor. Bir gün Nazi subayı ile Picasso arasında şu diyaloglar geçer:

Nazi Subayı: Bu tabloyu siz mi yaptınız?

Picasso: Hayır siz yaptınız!

4E28D014-C74B-4C11-9761-177E0F54CAA4
4E28D014-C74B-4C11-9761-177E0F54CAA4
100%
7B587242-9C0F-4807-98F1-1C0F280C4C49
0:00 / 0:00

Sanırım yaşananların ve acının özeti en güzel böyle anlatılırdı.

Ülkemizde de Nazım Hikmet Almanlar tarafından öldürülen Zoya Kosmodemyanskaya için hapishanede olmasına rağmen olaya şahit olmasa da bu yapılanlara sessiz kalamadığını göstermek adına en güzel dili olan şiirle seslenir. Ardından 1951'de hapishaneden çıktıktan sonra Moskova'ya giden Nazım Hikmet, havaalanında büyük bir ilgiyle karşılanmış ve Zoya'nın annesi de şiirden haberdar olduğunu ve minnetini dile getirmek için o da onu karşılayanlar arasındadır. Hapishanede kaleme aldığı o şiir:

Acıyı anlatmanın en etkili yolu sanattır görüşüne iki güzel kanıt!

"Arkadaşları çağırdım, bakıyorlar resmine:

– Tanya,
senin yaşında bir kızım var.
– Tanya,
kız kardeşim senin yaşında.
– Tanya,
senin yaşmda sevdiğim kız.
Bizim memleket sıcaktır
bizde kızlar tez kadınlaşır.
– Tanya,
senin yaşında kızlarla okulda, fabrikada, tarlada arkadaşız.
– Tanya, sen öldün,
ne kadar namuslu insanlar öldürüldü ve öldürülmekte,
ama ben,
söylemesi ayıpmış gibi geliyor bana,
ama ben,
yedi yıldır kavgada hayatımı tehlikeye koyamadan
hapiste de olsa bal gibi yaşıyorum.
Sabah oldu Tanya’yı giydirdiler,
ama çizmeleri, şapkası, gocuğu yoktu,
iç etmişlerdi onları.
Torbasını getirdiler:
torbada benzin şişeleri, kibrit, kurşun, tuz, şeker.
Şişeleri boynuna astılar,
torbasını verdiler sırtına.
Göğsüne bir de yazı yazdılar:
“PARTİZAN”.
Köyün alanına kuruldu darağacı
Atlılar çekmiş kılıcı
halka olmuş piyade askeri.
Zorla seyre getirdiler köylüleri.
iki sandık üst üste,
iki makarna sandığı.
Sandıkların üstüne
yağlı urgan sallanır,
urganın ucu ilmik.
Partizan kaldırılıp çıkarıldı tahtına.
Partizan
kollan bağlı arkadan
durdu urganın altında dimdik.
Nazlı, uzun boynuna ilmiği geçirdiler.
Bir subay fotoğrafa meraklı,
bir subay, elinde makina: Kodak,
bir subay resim alacak.
Tanya seslendi kolhozlulara ilmiğinin içinden :
“- Kardeşler, üzülmeyin.
Gün yiğitlik günüdür.
Soluk aldırmayın faşistlere,
Yakın, yakın, öldürün…”
Bir Alaman vurdu ağzına partizanın,
genç kızın beyaz, yumuk çenesine aktı kan.
Fakat askerlere dönüp devam etti partizan:
“Biz iki yüz milyonuz.
İki yüz milyon asılır mı?
Gidebilirim ben.
Ama bizimkiler gelecekler.
Teslim olun, vakit varken…”
Kolhozlular ağlıyordu.
Cellat çekti ipi.
Boğuluyor nazlı boynu kuğu kuşunun.
Fakat dikildi ayaklarının ucunda
partizan ve hayata seslendi İNSAN:
“Yoldaşlar
hoşça kalın.
Yoldaşlar
kavga sonuna kadar…
Duyuyorum nal seslerini
geliyor bizimkiler!”
Cellat bir tekme attı makarna sandıklarına.
Sandıklar yuvarlandılar.
Ve Tanya sallandı ipin ucunda."

Sonra insanın aklına Farid Farjad'ın o meşhur dizileri geliyor ve onunla aynı düşünmekle yetinmeyip uygulayan insanlarla aynı Dünya'da yaşadığına seviniyor insan: "Acı diyorum efendim, o da evrensel olmalı; Bir çocuğun eline diken batsa; insanoğlu yanmalı."