SEYAHAT

Eşinizin onu hâlâ seven eski sevgilisiyle karşılaşsanız ona ne söylerdiniz?

Author

Yorgunluktan ölsem arabanın camına kafamı koyup uyuyamam derdim ve bunu çekinmeden yapanlara hayretle bakardım. Hareket halindeki şeyler üzerinde uyuyamam, ister kısa mesafe olsun ister uzun, hiçbir şekilde uykuya dalmamak gibi kötü bir alışkanlığım. Benim bu alışkanlığımın aksini iddia eder gibi aynı otobüse itinayla seçilmiş, horul horul uyuyan insan çokluğu da var tabii orası ayrı.

Eşinizin onu hâlâ seven eski sevgilisiyle karşılaşsanız ona ne söylerdiniz?

Yıllarca üniversiteyi il dışında okuduğum için, malum para da eve dönmeye yakın suyunu çektiğinden dolayı otobüsle eve dönemeye talim oluyorsunuz. Şimdi otobüs yolculuğu güzel gibi bir klişe kullanmak isterdim ama saatlerce o oturduğunuz koltukla irtibatınızı molalar bile kesemiyor, sonunda ayak artık "uyuştum bir hareket" der gibi bir karıncalanıyor ondan sonra kıvranmalar başlıyor.

Benim otobüs yolculuklarım her nedense hep ilginç bir şekilde sonlanır. Yanıma ya da arka koltuğa denk gelen hanım teyzelerimiz ya da ablalarımız anlattığı hikayelerle (dinlememe gibi bir seçenek sunmuyorlar bile) yolculuğun sonunu getiriyorlar. Her defasında bu sefer nasıl bir olayla karşılaşacağım diye beklerken, yanıma bir kadın oturdu. Maşallah kendiside bir hayli koltuktan fazlaca ebat olarak büyük olduğundan dolayı, ufaktan ufaktan ilerleyen saatlerde senin koltuğa da yayılabilirim edasıyla koltuğa bir güzel yerleşti. (benim gibi zayıf insanlar anca koltuğa ilişir)

Ablamız otobüs hareket etmesine rağmen sonradan yeni erkek arkadaşı olduğunu öğrendiğim bir beyefendiyle bir hayli kırıta kırıta konuşuyordu. Telefonla konuşurken yüzünün aldığı ifadeyi dönüp bakmak ayıp olur diye, gece olduğu için cama yansımasından edindiğim bilgiyle kıs kıs gülmekten kendimi alamadım. Ey aşk sen nelere kadirsin ne otobüs dinlersin ne de kalabalık öyle şekilden şekile sokarsın adamı.

Telefonla konuşması bitince bu ablamız ufaktan ufaktan bana doğru yayılmaya başlıyor, bende gözlemlemekle yetinip belki utanır da toparlanır diye sesimi çıkarmıyorum. Bir yandan da zaten uyuyamıyorum bari başımı omzuna koyup uyumayı denesem mi? diye düşünmekten de kendimi alamıyorum. O horultuların arasında küçücük bir başın omzuna değdiğinden haberi bile olmaz. Ben böyle düşünürken ablamız uyanıp bir başlıyor konuşmaya. Benim nerede ineceğimden tutunda, aşk hayatımda neler olduğunu hiç anlamadığım ve kontrol edilemez bir hızla sormaya başladı. Sohbet bir hayli devam ederken bir anda ablanın kendini Güzin abla moduna alarak bana tavsiyeler vermeye başlaması üzerine benim saçma sapan tribe girmemle kendime geldim. Abla konuşacak birini buldum dur şuna hayat hikayemi anlatayım diye düşünmüş olacak ki, eski eşinden açtı konuyu. Hikayenin sonunda ben ablanın elini sıkarak abla büyüksün derken kendimi buldum.

Ablamızın eski eşi daha önceden bir kadını çok sevmiş. Bu ablada evli olmasına rağmen yıllarca bu konu geçtiği için kadını tanımış kadar olmuş. Eşini çok sevdiği için onun başkasına bakma ihtimalini aklına dahi getirmeyen ablamız, eve gelen telefonlarla ve gizli gizli konuşmalarla işkillenmeye başlamış. Daha sonra oğlu rahatsızlandığı için birkaç gün hastanede kalmak zorunda kalmışlar, derken kaldıkları odada kendisi gibi çocuğunu getiren bir kadın daha varmış. Hastahanede refakatçi olarak kalanlar bilir, zaman geçmediği için diğer hasta yakınlarıyla sohbet etmeye başlarsınız ve hastahaneden çıkana kadar akraba olursunuz.

 Bu ablamız da yan sedyede yatan çocuğun annesiyle başlamışlar uzun uzadıya sohbete. Kadın eşini sevmediğini ve eski sevgilisine hala aşık olduğunu anlatmaya başlamış. Abla durumdan bihaber bir şekilde dinledikçe kadın daha detaylı anlatmaya başlamış. Ee dünyanın küçük olduğu kimsenin aklına gelmediği için, abla sevdiği adamın memleketinden tutunda adına kadar başlıyor detaylı anlatmaya. Abla bir kaplan kadar güçlü görüntüsüne rağmen bir kuzu gibi sessiz sessiz kadını dinlemiş. Anlatılan adamın eşi olduğunu fark etmeye başlayınca kadını iyice konuşturmaya başlamış.

Kadın her gün eski sevgilisini ne kadar sevdiğinden bahsedince bizim abla dayananamış yapıştırmış cevabı; İyi ki de eski sevgilinle evlenmedin, sen zayıf kara kuru bir şeysin adam ne yapsın senin gibi birini deyince kadın bozulsa da, abla hiç aldırış etmemiş. Ardından kocasını aramış uzaktan kadını göstererek beni bunun gibi sıskayla mı kıyaslıyordun diye bir güzel kadını eski eşinin yanında madara etmiş. Ardından bakmış olacak gibi değil ilgisiz kocayla ömür mü geçer demiş, boşamış adamı. Boşanmadan önce daha birçok şey yaptığını anlatırken yüzünü kaplayan neşeye eşlik eden titrek omuzları izleyenleri güldürmeye yeter. Abla kadınlardan korkulur diye şen bir kahkaha atarak hikayeyi bitiriyor. Ardından sen olsan ne yapardın dedi, ben biraz düşündükten sonra "bu kadarını yapamazdım herhalde" demeye kalmadan abla bir anda uykuya dalı verdi. Ne ara için geçti, ne ara daldın be abla. O horul horul uyudu, ben ablanın 40'a merdiven dayamasına rağmen yaşadığı fırtınalı aşklarla günümüzde birçok gence taş çıkaran yaşamına hayran olmaktan kendimi alamadım.

Kesin mahallesinde çaktırmadan kesiştiği doktorla konuşmuştur hatta onunla olmayacağını anlayıp, yeni aşklara yelken bile açmış olabilir. O telefonda konuştuğu sevgilisi ne olmuş derseniz, zaten adam çok kıskanç olduğu için en son ayrılacaktı. Bir daha o ablayı görür müyüm bilmem ama verdiği taktiklerle bir nesil geçinir ondan eminim.