EDEBIYAT

İnsan ne ile yaşar?

Author

Tolstoy bu konuya açıklık getirene kadar hiçbirimizin aklına ne ile yaşadığımız sorusu gelmez. Günümüzü ne için ve sonunda neyi elde edeceğimizi düşünerek geçirdiğimizi düşünmemizi sağlar. İçimizde var olan sevgi gücüyle yapamayacağımız hiçbir şey olmadığını, dünün geçip gittiğini yarının ise gelip gelmeyeceğini bilmediğimiz için bugünde yaşamayı ve kıymetini bilmemizi hatırlatır. Çünkü Tolstoy der ki: "Hayat ne gideni getirir, ne de kaybettiğin zamanı çevirir. Ya yaşaman gerekenIeri zamanında yaşayacaksın, ya da yaşamadım diye ağIamayacaksın."

İnsan ne ile yaşar?

Sanırım Tolstoy ile tanıştığımda ilkokul 6. sınıftaydım. Her zaman ki gibi öğretmen bir kitap vermişti ve okunması için zorunlu kılmıştı. Çocukluğumdan beri her kitap bana bir sır verecekmiş gibi gelirdi ve bir kitaba başladığım zaman hemen onu okuyup sırrı öğrenmek isterdim. İnsan ne ile yaşar? kitabı da bana insana verilen 3 hakikati öğretti. 

Aslında çocuk yaşımda öğrendiğim bilgiyi büyüdüğümde kullanmam için verilmişti. Aradan yıllar geçti Tolstoy bana öğrettiği o hakikatleri unuttuğumu fark etmiş olacak ki, bu kez bir tiyatro sahnesinde karşıma çıktı. Yıllar önce okuduğum satırları bu kez kanlı canlı birinden duymak artık mıh gibi yalnız aklıma kazımakla olmayacağını, uygulamalı olarak kalıcılığı sağlamam gerektiğini tekrar tekrar hatırlattı. Şimdi bende insan ne ile yaşar? sorusunun cevabını bize bir hikayeyle hatırlatan Tolstoy'un kitabından o meşhur dizeleri size hatırlatacağım, bugünü elinizden kaçırmamanız için.

İnsan ne ile yaşar?

Hikaye Simon adında fakir bir kundura ustasıyla Mihael adında gizemli bir adamla tanışıp onu evine almasıyla başlıyor. Eşi Matryona  ilk başta bu misafiri istemese de Simon onun gidecek bir yeri olmadığını soğuktan donacağını söylemesiyle eşi yumuşar ve uzun yıllar birlikte yaşamaya başlarlar. Yıllar geçtik Mihael ayakkabıda ustalaşmaya başlar. Gittikçe namı kasabaya yayılmaya başlar ve Mihael'in kim olduğu bundan sonra ortaya çıkar. Uzun yıllar sonra Mihael bir gün önlüğü çıkararak Allah'ın onu affettiğini ve bir kusur işlediyse onu bağışlamalarını ister. Ne olduğuna anlam veremeyen ev halkına Mihael başından geçen hikayeyi anlatmaya başlar:

"Allah ona itaat etmediğim için cezalandırdı beni. Cennette bir melek olduğum halde, Allah'ın emrine itaat etmedim. Allah beni bir kadının ruhunu almam için göndermişti. Yeryüzüne indiğimde tek başına yatan hasta bir kadın gördüm! Kadın daha yeni doğum yapmış ve ikiz doğurmuştu. Çocuklar onun yanında güçlükle hareket ediyorlardı ama kadın onları göğsüne basmıyordu. Ruhunu almak için gönderildiğimiz anlayınca: Kocasının devrilen bir ağacın altında kalarak öldüğünü ve kendisi ölürse bu çocukların öksüz kalarak bakacak kimsesi olmadığını ve yürüdüklerini görene kadar canını almamamı istedi. Kadının ruhunu almadım ve Allah'ın huzuruna gidip durumu anlattım. Allah şöyle cevap verdi: Git annenin ruhunu al ve üç hakikati öğren. Öğren ki, insanın kalbine hükmeden nedir? İnsana ne verilmemiştir? ve İnsan ne ile yaşar? Böylece tekrar yeryüzüne inerek annenin ruhunu aldım o sırada ceset yuvarlanarak yere düştüğünde bebeğinin bacağını burktu. Kadının ruhunu Allah'a götürmeye gittiğim sırada bir rüzgar beni yakaladı ve yer düşürdü. Kadın tek başına gökyüzüne ulaştı ve ben de yolun kenarına düştüm.

Tarlada yapayalnız ve çıplaktım. İnsanın ihtiyaçlarını ve soğuğu, açlığı insan haline gelene kadar bilmiyordum. Yolun kenarında bir türbe gördüm ve bir adamın bana yaklaştığını fark ettim. Soğuktan donduğumu fark etti ve beni evine aldı. Karısı beni istemediğinde ona Allah'ı hatırlattı ve bir anda kadının kalbi yumuşadı. O anda Allah'ın bana söylediği ilk dersi hatırladım: İnsanın kalbine neyin hükmettiğini öğren! Anladım ki insanın kalbine sevgi hükmeder. İşte ilk defa onun için gülümsedim.

Aradan bir sene geçtiğinde bir gün şekli bozulmadan ve dikişleri açılmadan bir yıl giyilecek bir çizmeler ısmarlayan bir adam geldi. Ona baktım ve birden bire omuzlarının arkasında ölüm meleğini gördüm. Onu tanıyor ve akşam olmadan zengin adamın canını alacağını biliyordum. Kendi kendime düşündüm adam bir yıllık hazırlık yapıyor, ama akşam olmadan öleceğini bilmiyor. İşte o zamnan Allah'ın ikinci sözünü hatırladım: İnsana ne verilmemiştir öğren! İnsana kendi ihtiyaçlarının bilgisi verilmemiştir. İkinci defa gülümsedim.

Altıncı yıl kadınla birlikte ikiz kızlar geldiler. Kızları tanıdım ve onların hayatta nasıl kaldıklarını duydum. Başlarından geçenleri öğrenince annenin çocukları için ruhunu almamam için bana yalvardığını ve çocuklarının onsuz yaşamayacağını söylediğinde ona inanmıştım. Oysa onları bir yabancı emzirip, büyütmüş. Kadın kendi çocukları olmadığı halde onlara sevgi gösterince ağladım ve kadında hayat sahibi Allah'ın varlığını hissettim ve insanların ne ile yaşadığını anladım. işte o zaman üçüncü defa gülümsedim. 

Anladım ki; Allah insanların birbirlerinden ayrı ayrı değil, tek vücut halinde yaşamalarını istediğinden, her birine kendi ihtiyaçlarını değil, her birine hepsi için gerekli olan şeyleri ilham ediyor. 

Anladım ki insanlar kendilerini düşünerek yaşıyor gibi görünse de, hakikatte onları yaşatan tek şey sevgidir. Kim severse Allah'a yaklaşır, Allah'da ona yaklaşır. Çünkü o sevgiyi yaratandır."