EDEBIYAT

Oğuz Atay'ı yalnızca sosyal medyadan mı tanıyoruz?

Author

Kitap okuma alışkanlığımızı artık birilerinin gözüne sokarak yapmayı öylesine adet haline getirdik ki, hatta bunu ne zamandan beri yapıyoruz o bile belli değil. Kahve yanına dekor olarak konulan Kürk Mantolu Madonna'dan tutunda Cemal Süreyya şiirlerine kadar hepsi sosyal medya da beğeni alma uğruna kurban ediliyor fakat kesinlikle açıp okunmuyor.

Oğuz Atay'ı yalnızca sosyal medyadan mı tanıyoruz?

 Okuduğunu belli etmenin yolunun okumaktan geçtiği cümlesini değiştirip, fotoğraf çekmekten olduğuna inan, inandırılan bir çoğunluk var ve onlara yüzlerce beğeni de bulunan takipçileri var. Ama geri kalan azınlığın ise, Oğuz Atay'ın Tutunamayanları ya da Tehlikeli Oyunlar kitabın da yalnızca okuyup fotoğrafını çekmek yerine onu sözlü paylaşarak anmayı tercih edenler var. Fotoğrafını çekip paylaşmak tabi ki kötü bir şey değil. Kötü olan yıllarca okumamız için verilen emeği okumak yerine kendi zevkleriniz için onu aracı yapmanız ama bir satırını bile zihninize ya da geri kalan ömrünüze hediye etmemeniz. Hatta bazılarımız onu Poyraz Karayel dizisiyle tanıdı, belki de ondan sonra merak etti ve okudu. Bazıları ise onun kim olduğunu öğrenmek için merak edip iki üç kitap bile karıştırmadı. Bülent Ecevit Üniversitesi öğrencileri kampüste Oğuz Atay kim? diye sorduğunda çoğunluğun yalnızca sosyal medyadan tanıdığı okuyanların ise bir elin parmaklarını bile geçmediğine şahit oluyoruz.

4E28D014-C74B-4C11-9761-177E0F54CAA4
4E28D014-C74B-4C11-9761-177E0F54CAA4
100%
7B587242-9C0F-4807-98F1-1C0F280C4C49
0:00 / 0:00

 Belki de okunmak yerine böyle sosyal medya da dekor olacağını bilseydi yazmazdı Oğuz Atay. Çünkü o Tutunamayanlar adını verdiği kitabında aslında hepimizin bu hayata tutunma arzusunu içinde yeşertip ama eylemleriyle bütünleştiremeyen yanlarımızı anlatır.Yaşamımız boyunca çevremizdekilerin gördüğü ama ruhumuzun kabul etmediği tanımlar ve ikilemler vardır. Çevremiz bizi yaşanmışlıklara rağmen "tutunan" olarak tanımlarken, ruhumuz ise tutunamayanlar olmanın özgürlüğü için de mutludur. 

Kendi sözleriyle ise şöyle anlatır o meşhur olan ama okumaya bile kıyılamayan kitabını:

Tutunamayanlar ile ne yapmak, neyi vermek istediniz?

"Tutunamayanlar ile çok basit bir iş yapmak istedim; insanı anlatmayı düşündüm. Kapalı dünyalar içinde yaşayan yazarların bile bu cümleye hemen isyan edeceğini, “Peki herkes ne yapıyor?” diye öfkeleneceğini bildiğim halde bu basit gerçeği söylemekten kendimi alamıyorum. Ben, kahramanlarımın iplerini istediği gibi oynatarak insanlardan kuklalar yaratan büyük romancıların yeteneklerinden yoksunum. Roman kahramanlarına uygulayacak büyük nazariyelerim, onları peşinden koşturacağım büyük ülkülerim yok. Ya da insanlara, özellikle tutunamayanlara saygım büyük olduğu için, acıyorum onlara; böyle büyük büyük meselelerin makale, inceleme, deneme gibi yazı türlerinin konusu olduğunu sanıyorum."

Tutunamayanlar’dan Selim Işık kimdir?

Selim Işık, birçok tutunamayanın bileşkesidir. İntihar eden bir arkadaşım, Ural var; ama bütünüyle Selim Işık o kadar değil. Belki ben varım (bu cümleyi yazmayın). Adlarını yazmanın sakıncalı olduğu birçok arkadaşım var. Herkesin “tutunan” olmak istediği bir ülkede tutunamayanlığı seçen Selim Işık’la yakınlığının olması birçok kimseye dokunur diye onların adlarını saymak istemiyorum. Selim öldü. Selimlik de ölmüştür. Başarının insanı sevimsizleştirdiğini yazmıştım bir yerde; fakat tutunamayanlığın sevimliliğine de kimsenin yanaşmadığını görüyorum. Neden yanaşsınlar? Bir arkadaşımın dediğine göre, ben romanda herkesi bir bakıma tutunamayanlığa çağırıyormuşum. Henüz bir karşılık alamadım.

Ya Turgut Özben?

"Turgut Özben’in durumu farklı bir bakıma. Turgut, bütün çabasına rağmen tutunamıyor. Bu açıdan Selim kadar akıllı değil. Belki de Turgut, bir kişinin, bir tutunamayanlar prensinin ortaya çıkarak, hepsi adına sonuna kadar dayanmasını istediği için kata, arabaya ve küçük burjuva nimetlerine boş verip tutunamamayı seçiyor. Selim’le birlikte Selim öldükten sonra yola çıkıyor. Son olarak bir trende görmüşler onu. Belki yolculuğu bitmemiştir daha."

http://www.edebiyathaber.net/oguz-atayla-tutunamayanlar-uzerine/